..:::Behlül Dânâ:::..

2/11/2006 - Alamet 3

Kategori: Iman

Kıyametin büyük alametlerinden birisi de Rasulullah (s.a.s)'in Deccal olarak isimlendirdiği bir adamın ortaya çıkmasıdır. Deccal: "Çok yalan söyleyen ve çok kandıran"  manasındadır. Lügat manası ise "hakkı örtmektir." Yalan söyleyen kişiye getirdiği batıl ile hakkı örttüğü için "Deccal" ismi verilir. Deccal ilahlık iddiasında bulunacak ve Allah'ın izin verdiği kadar harikulade şeyler yaparak bunlarla insanları saptırıp kendine tabi olması için çalışacaktır. bir takım insanlar ona inanacak halis olan mü'minleri Allah (c.c) hak üzere sabit tutacaktır. Daha sonra İsa (a.s) yeryüzüne inerek onu öldürecektir. Deccal hakkında bir çok sahih hadis rivayet edilmiştir. Burada bazılarını zikredeceğiz.

Abdullah b. Ömer (r.a)'den Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

"Yüce Allah şaşı (veya sakat gözlü) değildir. Haberiniz olsun ki Mesih Deccal'in sağ gözü sakattır. Sanki onun gözü salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesidir." [1]

Huzeyfe İbni Yemen (r.a)'dan Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

"Muhakkak ki ben, Deccal'in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha iyi bilmekteyim. Onun beraberinde akmakta olan iki nehir vardır. Onlardan biri göz görüşü ile beyaz bir sudur. Diğeri de göz görüşü ile kendi kendisine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona erişirse ateş olarak gördüğü yahut zannettiği nehre gelsin. Sonra başını daldırsın. Sonra başını aşağıya indirip ondan içsin. Çünkü o soğuk bir sudur. Deccal de gözü silik bir kimsedir. Gözü üzerinde kalın bir deri perde vardır. Onun iki gözü arasında "kafir" yazılıdır. Ki onu yazı yazan ve yazı yazamayan her mü'min okur." [2]

Nevvas İbni Sem'an (r.a) şöyle dedi:

"Rasulullah (s.a.s) bir sabah vakti Deccal'i zikretti ve onun hakkında o derece alçaltma ve yükseltme yaptı ki artık bizler onu Medine hurmalıklarının yakınında zannettik. Biz ona doğru yürüdüğümüzde Rasulullah (s.a.s) bizdeki bu vaziyeti anladı ve:

"Sizin haliniz nedir?" dedi. Biz:

"Ya Rasulallah! Sabahleyin Deccal'i zikrettin ve onun hakkında o derece alçaltma ve yükseltme yaptın ki nihayet bizler onu Medine hurmalıklarının yakınında zannettik" dedik. Rasulullah (s.a.s):

"Beni sizin hakkınızda en çok korku ve endişeye düşüren Deccal, bu sizin düşündüğünüz Deccal'den başkadır. Eğer o, ben henüz sizin içinizde bulunurken meydana çıkarsa, ben sizin önünüzde ona karşı durup sizleri müdafaa edecek ve ona, hiçbir yardımcıya muhtaç olmadan tek başıma ve sağlam delillerle ona üstün geleceğim. Eğer ben içinizde yok iken çıkarsa, o zaman her bir kişi bizzat kendi nefsinin müdafa durumunda olacaktır. allah da her bir müslüman üzerine benim halefimdir. Şüphesiz o, sevilmeyecek neviden, gayet kıvırcık saçlı bir gençtir. Onun bir gözü (salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi) dışarı fırlamıştır. Sanki ben onu Abdu'yl Uzza İbni Kattan'a benzetiyorum. Sizlerden her kim ona erişirse hemen ona karşı "Kehf" suresinin baş taraflarını okusun. Muhakkak o Şam ile Irak arasında kayalık bir mevkide yahut semtte çıkacaktır da sağ tarafta ve şimal tarafta (yani her tarafta) en süratli şekilde şiddetli fesadlar yapacaktır. Ey Allah'ın kulları! Sizler sebat ediniz" buyurdu. Biz:

"Ya Rasulallah! Onun yeryüzünde kalması ne kadar sürer?" diye sorduk. Rasulullah (s.a.s):

"Kırk gün. Bir gün bir sene gibidir. Bir gün bir ay gibidir. Bir gün de bir hafta gibidir. Onun geri kalan günleri ise sizin günleriniz gibidir" buyurdu. Biz:

"Ya Rasulallah! Bir sene gibi uzun olan o gün içinde bizlere bir günün namazı kafi gelir mi?" dedik. Rasulullah (s.a.s):

"Hayır (kafi gelmez). Sizler o uzun günde normal günlerinizdeki her namaz vakti kadar zamanı takdir edin (de namaz kılın)." buyurdu. Biz:

"Ya Rasulallah! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır?" diye sorduk. Rasulullah (s.a.s):

"Rüzgarın yöneltip sevk ettiği yağmur (un sürati) gibidir. Deccal bir kavmin üzerine gelir ve onları davet eder. Onlar da ona iman edip kendisine icabet ederler. Müteakiben o semaya emreder sema yağmur yağdırır. Yere emreder. O da her türlü bitkiyi bitirir. O kavmin otlamaya çıkarılmış olan hayvanları akşam üzeri kendilerine en yüksek, en güzel halde memeleri de sütün çokluğundan ötürü en dolgun vaziyette, boş böğürlerinin çevreleri ise iyice doyduklarından dolayı en uzun olmuş durumda dönerler. Sonra diğer bir kavme gelip onları da davet eder. Fakat o kavm, onun sözünü kabul etmeyip reddederler. Bunun üzerine Deccal o kavimden geri döner gider. Müteakiben o kavim az yağmurlu bir kıtlık musibetine uğrarlar. Ellerinde mallarından hiçbir şey kalmaz. Deccal bir harabeliğe uğrar da ona hitaben: "Hazinelerini meydana çıkar" der. Akabinde o harabeliğin hazineleri bal arısı topluluklarının kendi arı beyleri arkasına tabi olup gitmeleri gibi onun arkasından giderler. Sonra o, yetişkin gençlik dolu bir civanmerd çağırır. Ona kılıçla vurup iki parça halinde keser de parçaları bir ok atımı mesafesi kadar birbirinden ayırır. Sonra Deccal, parçaladığı genci çağırır, o da hemen yüzü parıldayarak ve güler halde yönelir gelir. Deccal bu işle meşgul bulunduğu sırada birdenbire Allah (c.c) Mesih İbni meryem'i gönderir. O da Dimaşk'ın doğu tarafındaki Beyaz Minare yanına, herd boyası ile boyanmış iki parça elbise içinde, ellerini iki meleğin kanadları üzerine koymuş vaziyette iner. Başını aşağıya eğince su damlatır, yukarıya kaldırdığı zaman da ondan iri inci tanesi gibi duru ve güzel bir su iner. Artık hiçbir kafir için onun nefesinin rüzgarını diri olduğu halde bulması mümkün olmaz. Onun nefesi de gözünün göreceği yere kadar ulaşır. Müteakiben İsa Deccal'i arar ve nihayet onu Beyt'ül Makdis'e yakın bir yer olan Babu Ludd denilen mevkide yetişerek öldürür. Sonra Meryem oğlu İsa (a.s)'a, Allah'ın Deccal'in şerrinden korumuş olduğu bir kavim gelir. İsa onların yüzlerine eliyle dokunup mesheder ve onlara cennetteki derecelerini söyler. Onlar bu hal üzere bulundukları sırada birdenbire Allah İsa'ya: "Ben şimdi bana aid olan bir takım kullar çıkardım ki hiçbir kimsenin onlarla harb etmeye kudret ve kuvveti yoktur. Binaenaleyh sen, civarında bulunan kullarımı tur'da iyice muhafaza et, orasını kendileri için muhkem bir sığınak ve Kale yap!" diye vahyedir. Ve Allah, Ye'cüc ve Me'cüc'ü gönderir. Halbuki onlar bir tepeden süratle yürür geçerler. Onların ilk kafileleri Taberiye gölüne uğrarlar da onda bulunan suyun hepsini içiverirler. Ye'cüc ve Me'cüc kalabalığının sonu oraya uğrar da: "Yemin olsun bir defasında burada su vardı" derler. Allah'ın rasulü İsa ile onun yardımcılarını çepeçevre kuşatırlar. Nihayet onlardan herhangi birine bir öküz başı, bugün birinizin yüz dinarından daha hayırlı olur. Müteakiben Allah'ın rasulü İsa ve arkadaşları allah'a rağbet yahud dua ederler. Allah düşman askerleri içine deve davarların burunlarında olan bir burun kurdu gönderir de neticede hepsi bir tek nefesin ölümü gibi ölüp helak olurlar.  Sonra Allah'ın rasulu ile onun sahabeleri yere inerler. Artık onlar arz üzerinde Ye'cüc ve Me'cüc fertlerinin yağlarının ve pis kokularının doldurmadığı bir karış yer bulamazlar. Allah'ın rasulü İsa ile onun sahabeleri Allah'a rağbet  ve dua ederler. Allah Horsan develerinin Uzun boyunları gibi olan bir takım kuşlar gönderir. O kuşlar o kokmuş cesetleri yüklenirler de Allah'ın dilediği bir yere atarlar. Sonra Allah öyle bir yağmur gönderir ki, kuru ve sağlam balçıktan yapılmış olsun, kıldan yapılmış olsun hiçbir ev o yağmurun inmesine mani olamaz. İşte bu yağmur bütün yeryüzünü yıkar da nihayet yeryüzünü cilalı kaygan bir ayna yüzü gibi bırakır. Sonra arza hitaben: "Meyvelerini bitir, bereketlerini geri ver" denilir. Artık o gün (on ile kırk kişi arasındaki) bir cemaat bir tek nar meyvesinden yerler ve o nar kabuğunun çanağı ile de gölgelenirler. Sütlere de o derece bereket ihsan olunur ki bir tek sağmal sığırın sütü, insanlardan bir kabileye muhakkak kafi gelir. Bir sağmal koyunun sütü arkabalardan meydana gelmiş bir soy topluluğuna muhakkak kafi gelir. Onlar bu hal üzere bulundukları sırada Allah hoş bir rüzgar gönderip estirir. İşte bu rüzgar onları koltuk altlarından yakalar da her bir mü'min ve her bir müslümanın ruhunu kabzeder. İnsanların şerli olanları da yeryüzünde kalırlar. O şerli insanlar meydanda aleni olarak eşeklerin birbirleri ile cima ettikleri gibi kadın erkek birbirleri ile cima edişirler. İşte kıyamet onların üzerine kopar." [3]

Kadı İyad dedi ki: Müslim'in ve daha başka muhaddislerin zikrettiği bu hadsiler, Deccal'in varlığının sahihliği hakkındaki ehli sünnet mezhebi lehine huccettir. O öyle bir şahıstır ki Allah onunla kullarını imtihan edecektir. Ve onu harikulade bazı şeyleri yapmaya muktedir kılacaktır. Bunlar; öldüreceği kişiyi diriltmek, dünya nimetlerinin zuhuru, onun beraberinde bolluk, cennet, ateş, iki nehir bulunması ve arzın hazinelerinin ona tabi olması, semaya yağmur yağdırmak için emredip yağdırması, arza bitirmesi için emredip bitirmesi gibi şeylerdir. Bunların her biri yüce Allah'ın kudreti ve dilemesi ile vaki olacaktır. Sonra bunların ardından yüce Allah onu aciz kılacak da artık oradaki kimseyi ve başkalarını öldürmeye kadir olamayacak, işi iptal olunacak ve onu İsa (a.s) öldürecektir.

Deccal, Adem'in yaratılması ile kıyametin kopması arasında yaratılmış olan en büyük fitneli mahluktur. Bütün rasuller gibi Rasulullah (s.a.s) da onun fitnesine karşı bizi uyarmıştır.

Deccal'e tabi olanların çoğu yahudiler olacak, insanlar onun şerrinden dağlara kaçacaktır. Deccal Medine'ye giremeyecektir. Çünkü melekler onun oraya girmesine engel olacaklardır.

Bu bilgilerin hepsi Müslim'in sahihinde geçmektedir.

Deccal'in bir takım mucizeler göstermesi insanlar için bir imtihandır. Allah (c.c) onun yalancı olduğunu, alnında "kafir" yazısını yazarak bildirmiştir. Okumayı bilmeyen müslüman  kişi dahi bu yazıyı okuyabilecektir. Ayrıca gözünün şaşı olması gibi eksikliklere de sahiptir. Eğer o bir ilah olmuş olsaydı önce kendisindeki bu eksiklikleri giderirdi.

                                                                                            


 

[1] (Buhari, Müslim)

[2] (Müslim)

[3] (Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Ahmed)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Behlül Dânâ nedir? Anlamı :Müslümanın rûhunu teslim (vefât) edeceği zaman rahmet meleklerini ve Cennet hûrîlerini görmenin zevkiyle can verme vakti.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

rindiseyda
nisandayagmur
asman
arslanserdar
halukozkann
nurullahtuna1432
bismihu
kemaliyemiz
serol43
allame
kalubela
mustakim
Hasan Beyan
hayrunnisa97
azadgulu
kitabooku
mevlana1
rindiseyda1
nurbozkurt
hidayetsaati
alperen3