2/11/2006 - Ahiret Gününe İman
Ahiret gününe iman; Allah'ın kitabında ve Rasulullah (s.a.s)'in sünnetinde bize haber verilen ölümden sonra olacak (berzah), kabir imtihanı, kabir azabı, kabir mutluluğu, öldükten sonra dirilme, mahşer günü, sahifeler, hesap, mizan gibi şeylere, havz, sırat, şefaat, cennet, cehennem gibi şeylere ve buralarda olan azab ve mükafatlara iman edilmesi gerekir.
Allah (c.c) Kur'an'da ahiret gününü değişik yerlerde, değişik üsluplarla anlatıyor. Bunu anlatmasının sebepleri:
1 - Allah (c.c) Allah'a iman ile ahiret gününe imanı birbirine bağlamıştır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Şüphesiz inananlar, yahudi olanlar, hristiyanlar ve sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir."
"Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır."
"Medyen halkına kardeşleri Şuayb'i gönderdik. O: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi."
Kur'an'da ahiret günü o kadar çok zikredilmiştir ki hatta her sahifede onun ya ismi, ya zikri veya orada olacak olaylar anlatılmıştır. Her biri değişik üsluplarla tekrarlanmış, hatta diğer bazı gaybi olaylar açıklanmadığı halde kıyamet günü hakkında sık sık açıklamalarda bulunulmuştur.
Allah (c.c) Kur'an'ı Kerim'de ahiret gününe değişik isimler de vermiştir. Kıyamete; es-Saa, el-Ahire, Yevmud'din, Yevmu'l-Cemi, Yevmu't Tegabun, Yevmu'lHulud, Yevmu'lHuruc, Yevmu'lHasra, Yevmu't Tenaad, Yevmu'l Vaid, El-Azife, Et-Taamme, Es-Saahha, El-Haakka, El-Gaşiye, El-Vakiye vb. isimler verilmiştir.
2 - Ahiret gününe imanın insan hayatında büyük etkileri vardır. Cennet, cehennem, hesap, mükafatlandırma... Bütün bunlar insanın salih amel işlemesinde büyük etkiye sahiptir.
Ahiret gününe ve yaptığı amel ve sözlerin hesabını vereceğine inanmayan kişi ile bütün bunlara inanan kişi arasında çok büyük farklar vardır.
İnançsız kişi kendi nefsinden başka bir şey düşünmez, heva ve hevesinden başka bir şeye uymaz.
Ölümü hatırlayıp haktan ayrılmayı düşünmeyen kişi kıyamet gününde kedisine faydalı olacak şeyleri yapmaya sarılır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır geleler, işte onlar kurtulanlardır. Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır."
3 - Allah (c.c) bir çok yerde ahiret günü ile salih amel arasındaki bağlantıya güzel üsluplarla işaret etmiştir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"(Ey Muhammed!) Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur."
"Allah'ın mescitlerini sadece Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. işte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler."
"Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitabıdır. Ahirette inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler."
"And olsun ki sizlerden Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeye layıktır."
4 - İnsan unutkandır. Heva ve heveslerine uymaya meyillidir. Halbuki dünya hayatı fanidir. Asıl mutluluk ise ahiret mutluluğudur. Mü'min, gerçek mutluluğa erişebilmek için elinden gelen çabayı göstermeli ve bu konuda diğer mü'minlerle yarışmalıdır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Ey inananlar! Size ne oldu ki, Allah yolunda savaşa çıkın denildiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir."
5 - Öldükten sonra dirilmeyi hatırlatmak amacıyla. Çünkü kafirler toprak olduktan sonra yaratılmanın imkansız olduğunu iddia ediyorlar, böyle bir şey karşısında şaşırıyorlardı.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Kaf. Şanlı Kur'an'a and olsun ki kafirler aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey. Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler."
Allah (c.c) onların tekrar diriltileceğine dair akıllı olan bir kişi için birçok delillerin olduğunu belirtiyor.
Ahiret gününe imana, kitab, sünnet, akıl ve selim fıtrat delalet eder. Allah, Kur'an'da bu konuyu çokça zikretmiştir. Kabul etmeyip şüpheye düşenler için birçok deliller getirmiştir. Daha önceki kitaplar bu konudan tafsilatlı olarak bahsetmediği halde, Kur'an'da tafsilatlı olarak anlatılmıştır.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Geleceğinden şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?"
"Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur."
"Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir. Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın. Yoksa helak olursun."
Öldükten sonra dirilmeyi kabul etmeyen kişiler, doğru söylediklerine dair kesin deliller bulunan rasulleri yalanlamış olur. Ayrıca öldükten sora dirilmeyi inkar edenlerin delileri de yoktur. Çünkü ahiret gününe iman gaybidir. Bunu ancak rasuller (Allah'ın izniyle) bildirebilirler. Onların da bu konuda (Allah'ın bildirdiğinden başka) bilgileri yoktur. Rasullerin dışındaki kimseler ise sadece zanna ve hayale kapılırlar.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zamanın geçici yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur. Sadece böyle sanırlar."
Allah (c.c) bu şüphelerin çok cılız olduğunu, selim aklın bunları kabul edemeyeceğini değişik üsluplarla anlatıyor.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman yeniden mutlaka dirilecek miyiz?" derler.
De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz."
"Bizi tekrar kim diriltir?" derler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sonra başlarını sallayarak:
"Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de. Sizi çağırdığı gün O'na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir müddet kaldığınızı sanırsınız."
Bu şüpheler insanların, hayatın tabiatını, ölüm ve Allah'ın kudretini bilemediklerinden ortaya çıkmıştır.
Bu inkarcılar akıllı kimseler olsalardı reddetmeyip "Allah bunları yoktan var ettiği gibi elbette tekrar yaratmaya güç yetirir" diye düşünürlerdi.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"De ki: "Sizi Allah diriltir. Sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler."
"İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki, hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da "çürümüş kemikleri kim yaratacak?" diyerek bize misal vermeye kalkar.
(Ey Muhammed!) De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilendir. Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız. Gökleri ve yeri yaratan, kemiklerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur, çünkü O, yaratan ve bilendir."
"Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminizde ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur. Fakat biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.
Bunlar yalnız Allah'ın hak olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün her şeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah'ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir."
Bu ayetlerde iki hususa dikkat çekilmiştir:
1 - İnsan topraktan yaratılmıştır. Toprak cansız bir varlık olduğu halde ondan insan gibi canlı bir varlık yaratılmıştır.
2- İnsanların yaratılış sırasında halden hale geçtiği belirtilmiştir. (Nutfe Alakbir çiğnem et ve sonunda insanın en güzel surette yaratılması.)
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik. Kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah ne uludur. Sizler bütün bunlardan sonra ölürsünüz. Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz."
"Biz insanı en güzel şekilde yarattık."
Anne karnına düşen yavrunun geçirdiği devreler sonra hayat ışığına ulaşarak kat ettiği merhaleler, göstermektedir ki idare edici irade sahibi böylece insanoğlunu kemal diyarında mümkün olan en yüce kemal mertebesine ulaştırmak istemektedir. Zira insan dünya hayatında en mükemmele ulaşamaz. Bir yerde durur sonra geri dönmek mecburiyetinde kalır. Ki bildiği halde bir şey bilmez olur. Bunun için insan ömrünün tamamlanıp kemale ermesi gereken bir başka dünyaya ihtiyacı vardır.
Bu merhalelerin ölümden sonraki hayata delaleti ise bir kaç yönlüdür. Bir kere hayatı yoktan var etmeye gücü yeten zatın sonradan hayat vermeye daha çok muktedir olması mantıki bir kaidedir. Bu ise ölümden sonra dirilmeyi ifade eder. Hayatın gelişmesi de insanoğlunun her zaman mükemmele doğru tırmandığını ve bu kemalin ahiret aleminde en son noktaya ulaşacağını gösterir. Ve böylece ilk yaratış ile sonraki yaratış hayat ile diriliş, hesap ile ceza kanunları birleşiyor. Ve hepsi birlikte varlığı tartışma götürmez olan kudretli yaratıcının varlığına şehadet ediyor.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"O akıtılan bir meni damlası değil miydi? Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti. Ondan erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter."
Yer, cansız olan toprak, yağmurla hayat buluyor, ondan tadı, kokusu birbirinden farklı canlı bitkiler çıkıyor.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Kupkuru gördüğün yeryüzünün, biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O, her şeye kadirdir."
Rasulullah (s.a.s)'e soruldu: "Allah ölüleri nasıl diriltir? Yarattıklarından delili nedir?" Rasulullah (s.a.s):
"Sen hiç çok vadi gördün mü?" dedi. Adam:
"Evet, ya Rasulallah! Gördüm." dedi. Rasulullah (s.a.s):
"Yağmur yağdıktan sonra yemyeşil olduğunu görmedin mi? İşte Allah ölüleri böyle diriltir."
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"
"İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?"
Allah'a, Allah'ın kemal sıfatlarına ve güzel isimlerine iman, kıyamet gününe, hesap ve ceza gününe imanı gerektirir. Ahiret gününe iman etmeyen kişi, Allah'a iman etmemiş ve dolayısıyla kafir olmuş olur. Aynı şekilde Allah'ın insanı boşu boşuna yarattığına inanan kişi Allah'ın her şeyi hikmetsiz yarattığına inandığı için kafir olur. Şüphesiz insanı Allah yaratmıştır. O dünyaya imtihan için gelmiştir ve işlediği amelin sonucunda ceza veya mükafat görecektir.
Eğer zalimlerin dünyada verilmeyen cezaları ve adillerin mükafatı ahirette verilmeyecek olsaydı bu Allah'ın adil olmadığını gösterirdi. Rabbimizi bundan tenzih ederiz.
Ahirete iman ancak şu ki şart tahakkuk ettiği zaman tam olarak gerçekleşmiş olur.
1 - Ahiret gününe genel bir şekilde inanmak.
2 - Allah ve Rasulünün ahiret günü ve öldükten sonra olacak olaylar hakkında gaipten haber verdiği olayların hepsine inanmak.
(Ahmed, Ebu Davud, İbni Mace)
|