..:::Behlül Dânâ:::..

9/11/2006 - Daha çok özlersiniz

Kategori: Dede Ruhlu

Daha çok özlersiniz

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 15

Kategori: Dede Ruhlu

Said Nursî'den Dersler


Said Nursî Hazretleri, 1876 tarihinde Bitlis-Hizan-Nurs'ta dünyaya geldi, 23 Mart 1960'da Urfa'da Hakkin rahmetine erdi. Çok genç yaslarda iken ilmi, zekâsi, kuvvetli hafizasi, cesaret ve dirayeti ile meshur oldu. Bütün din ve fen ilimlerini okudu. Istanbul'a giderek Sultan Abdülhamid'e, Dogunun kurtulus ve gelisme reçetesi olan din ve fen ilimlerinin okutulmasi için üniversite kurulmasi için teklifte bulundu.

Vatani düsmani isgal edince, 1916'da talebelerini silâhlandirarak Ruslara karsi mücadele etti. Esir düsünce iki buçuk yil Rusya'da esir olarak kaldi. Daha sonra kaçarak Istanbul'a geldi. Istanbul'un isgali sirasinda Ankara'ya davet edildi, Millî mücadeleyi desteklemesine ragmen tehlikeli yerde hizmet etmeyi tercih ederek gitmedi.

Daha sonra Van'a döndü. 1925'te ise Dogunun bütün ileri gelenleri ile birlikte Bati Anadoluya sürgün edildi. Burdur-Isparta'dan sonra Barla'da ikamete mecbur edildi. Bu kasabada kaldigi süre içinde bir iman ve ilim külliyati olan Kur'ân tefsiri Risale-i Nurlari yazdi. Dinsiz yetistirilmeye çalisilan milleti imana davet ettigi için 28 sene sürgünlerde, zindanlarda, hapishanelerde eziyetlere maruz birakildi. Ama Allah hizmetini kabul etmisti, kendisi hayatta iken yüzbinlerce genç Nur talebesi olmus, birer iman kahramani kesilmislerdi.

5000 sayfalik bir eser külliyati olan Risale-i Nur, asrimiz insaninin iman problemine ve her türlü tereddüt ve süphelere cevap vererek, Islâmi severek yasama sevki sunmaktadir. Biz bu eserlerden sadece Mesnevî-i Nuriye'den, kisa seçmelerde bulunduk. Bu eserde "ey aziz kardesim bil ki" mânâsinda "I'lem eyyühe'1-aziz" hitabi yer almaktadir. Burada yer alan ögütler sadece bir bahçeden bir çiçek sayilabilir. Bu çiçegin, sizi bahçeye davet etmeye yetecegim saniyorum.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Dünyanin lezzetleri, zevkleri ve zinetleri Halikimizi, Mâlikimizi ve Mevlamizi bilmedigimiz takdirde Cennet de olsa Cehennemdir. Evet, öyle gördüm ve öyle zevk ettim. Bilhassa sefkatin atesini söndürecek marifetullahtan baska bir sey var midir? Evet, marifetullah olduktan sonra dünya lezzetlerine istah olmadigi gibi Cennete bile istiyak geri kalir.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Insan yasayis vaziyetince bir dagdan kopup sel içine düsen veya yüksek bir apartmandan düsüp yuvarlanan bir sahis gibidir. Evet, hayat apartmani yikiliyor. Ömür tayyaresi simsek gibi geçiyor. Zaman da sel dolaplarini sür'atle çalistiriyor. Arz sefinesi (dünya gemisi) de sür'atle giderken temerrü merre's-sehâb (bulutun geçmesi gibi geçiyor) âyetini okuyor. Sefine-i arz sür'atle yüzerken dünyanin gayr-i mesru (helal olmayan) lezzetlerine uzatilan ellere zehirli dikenlerin batacagi düsünülsün. Binaenaleyh o zehirli dünya oklarina bakip el uzatma.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Allah'a abd ve hizmetkâr olana her sey hizmetkâr olur. Bu da her sey Allah'in mülk ve mali oldugunu iman ve iz'anla olur.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Bu küre-i arz (dünya) misafirhanesi, insanlarin mülk ve mali degildir. Ancak insanlar amele gibi o misafirhanenin çesit çesit islerinde ve tezyinatinda çalisirlar.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Dünyada sana ait çok emirler var. Ama ne mahiyetinden ve ne âkibetlerinden haberin olmuyor. Biri cesettir. Evet, cesedin genç iken lâtif, zarif ve güzel gül çiçegine benzerse de ihtiyarliginda kuru ve uyusmus kis çiçegine benzer ve tahavvül eder.

Biri de hayat ve hayvanattir. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir.

Biri de insaniyettir. Bu ise zeval ve beka arasinda mütereddiddir. Dâim-i Bakînin zikri ile muhafazasi lâzimdir.

Biri de ömür ve yasayistir. Bunun da hududu tayin edilmistir. Ne ileri ve ne de geri bir adim atilamaz. Bunun için elem çekme, mahzun olma. Tahammülünden âciz, takatinden hariç oldugun tûl-u emel yükünü yüklenme.

Biri de vücuttur. Vücut zaten senin mülkün degildir. Onun maliki ancak Mâlikü'l-Mülktür. Ve senden daha ziyade senin vücuduna sefkatlidir. Binaenaleyh Mâlik-i Hakikinin daire-i emrinden hariç o vücuda karistigin zaman zarar vermis olursun. Ümitsizligi intaç eden hirs gibi...

Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zaildir, devamlari yoktur. Zevalleri düsünülürse zitlari zihne gelir, lezzet verir.

Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diger bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremedigi bir seye kalbini baglamaz. Bu menzilden ayrildigin gibi, bu sehirden de çikacaksin. Ve keza bu fani dünyadan da çikacaksin. Öyle ise aziz olarak çikmaya çalis, Vücudunu Mucidine feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksin. Çünkü feda etmedigin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun mali oldugundan yine Ona rücu eder.

Biri de dünyanin lezzetleridir. Bu ise kismete baglidir. Talebinde kalaka düser. Ve sür'at-i zevali itibariyle akli basinda olan onlari kalbine alip kiymet vermez.

Dünyanin akibeti ne olursa olsun lezâizi terk etmek evladir. Çünkü akibetin ya saadettir; saadet ise su fani lezâizin terkiyle olur. Veya sekavettir; ölüm ve idam intizarinda bulunan bir adam sehpanin tezyi ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilir mi?



I'lem eyyühe'1-azîz!

Dört sey için dünyayi kesben degil, kalben terk etmek lâzimdir.

1. Dünyanin ömrü kisa olup sür'atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle visalin lezzeti zeval buluyor.

2. Dünyanin lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardir.

3. Seni intizar etmekte ve senin de sür'atle ona dogru gitmekte oldugun kabir dünyanin zinetli, lezzetli seylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen sey orada çirkindir.

4. Düsmanlar ve haserât-i muzirra arasinda bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde senelerce durmak arasindaki muvazene, kabir ile dünya arasindaki ayni muvazenedir. Maahâzâ, Cenab-i Hak da bir saatlik lezzeti terk etmeye davet ediyor ki, senelerce dostlarinla beraber rahat edesin. Öyle ise kayitli ve kelepçeli olarak sevk edilmezden evvel Allah'in dâvetine icabet et.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Kabir, âlem-i âhirete açilmis bir kapidir. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptir. Bütün dost ve sevgililer o kapinin arka cihetinde duruyorlar. Senin de onlara iltihak zamanin gelmedi mi? Ve onlara gidip onlari ziyaret etmeye istiyakin yok mudur? Evet, vakit yaklasti, dünya kazuratindan temizlenmek üzere bir gusül lazimdir. Yoksa onlar istikraz ile istikrah edeceklerdir.

Eger, Imam-i Rabbani Ahmed-i Farukî bugün Hindistan'da hayattadir diye ziyaretine bir davet vuku bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gidecegim. Binaenaleyh, Incil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed, Kur'ân'da Muhammed ismiyle müsemma iki cihanin günesi kabrin arka tarafinda milyonlarca Farukî Ahmedler ile muhat olarak sakindir. Onlarin ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz? Geri kalmak hatadir.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Su esasata dikkat etmek lazimdir:

1. Allah'a abd olana her sey musahhardir. Olmayana her sey düsmandir.

2. Her sey kader ile takdir edilmistir. Kismetine razi ol ki, rahat edesin.

3. Mülk Allah'indir. Sende emaneten duruyor. O emaneti ibka edip senin için muhafaza edecek. Sende kalirsa meccânen zail olur, gider.

4. Devam olmayan bir seyde lezzet yoktur. Sen zailsin. Dünya da zaildir. Halkin dünyasi da zaildir. Kâinatin su sekli hâziri da zaildir. Bunlar, saniye, dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.

5. Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadigi takdirde fani dünyada biraktigin eserlere de kiymet verme.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Akli basinda olan insan, ne dünya umurundan kazandigina mesrur ve ne de kaybettigi seye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. Insan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlik safagi, kulaklarin üstünde tulü etmistir. Basinin yarisindan fazlasi beyaz kefene sarilmis. Vücudunda

tavattun etmeye niyet eden hastaliklar, ölümün kesif kollaridir. Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir. O ömrü bakide görecegin rahat ve lezzet ancak bu fani ömürde sa'y ve çalismalarina baglidir. Senin o ömrü bakiden hiç haberin yok. Ölüm sekerâti uyandirmadan evvel uyan.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Kur'ân-i Kerim okunurken istimainda bulundugun zaman muhtelif sekillerde dinleyebilirsin.

1. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam nübüvvet kürsüsüne çikip nev'i besere hitaben Kur'an'in âyetlerini teblig ederken, kiraatini kalben ve hayalen dinlemek için kulagini o zamana gönder. O femi mübarekinden çikar gibi dinlemis olursun.

2. Veya Cebrail Aleyhisselâm Hazret-i Muhammed'e (a.s.m.) teblig ederken her iki Hazretin arasinda yapilan teblig tebellüg vaziyetini dinler gibi ol.

3. Veya kab-i kavseyn makaminda yetmis bin perde arasinda Mütekellimi Ezelînin Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama olan tekellümünü dinler gibi hayalî bir vaziyete gir.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Senin iktidarin kisa, bekan az, hayatin mahdut, ömrünün günleri madut ve her seyin fanidir. Öyle ise su kisa, fani ömrünü fani seylere sarfetme ki, fani olmasin. Baki seylere sarfet ki, baki kalsin.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Ey nefis! Eger takva ve amel-i salih ile Halikini razi etti isen, halkin rizasini tahsile lüzum yoktur. O kâfidir. Eger halk da Allah'in hesabina riza ve muhabbet gösterirlerse iyidir. Sayet onlarinki dünya hesabina olursa kiymeti yoktur. Çünkü onlar da senin gibi âciz kullardir. Maahâzâ ikinci sikki takip etmekte sirk-i hafî oldugu gibi, tahsili de mümkün degildir. Evet, bir maslahat için sultana müracaat eden adam sultani irzâ etmisse o is görülür. Etmemisse halkin iltimasiyla çok zahmet olur. Maamafih, yine sultanin izni lazimdir. Izni de rizasina mütevakkiftir.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Basar masnuati görüp de basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düser. Çünkü o halde Saniin manen, kalben görünmemesi ya basiretin fikdanindandir veya kalb gözünün kör olmasindandir. Veya pek dar oldugundan meseleyi azametiyle kavramadigindandir.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Senin önünde çok korkunç büyük meseleler vardir ki, insani ihtiyata, ihtimama mecbur eder.

Birisi: Ölümdür ki, insani dünyadan ve bütün sevgililerinden ayiran bir ayrilmaktir.

2. Dehsetli, korkulu ebed memleketine yolculuktur.

3. Ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, aczi mutlak gibi elîm elemlere maruz kalmaktir. Öyle ise bu gaflet ve nisyan nedir? Devekusu gibi basini nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlügünü takarsin ki, Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zâilâti fâniyeye ihtimam ve bâkiyâti dâimeden tegafül edeceksin?



I'lem eyyühe'1-azîz!

Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden hasre, hasirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. O yollarda zulümati dagitacak bir nur ve bir erzak lazimdir. Güvendigimiz akil ve ilimden ümit yok. Ancak Kur'ân'in günesinden, Rahmanin hazinesinden tedarik edilebilir.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Insan bir yolcudur. Sabavetten gençlige, gençlikten ihtiyarliga, ihtiyarliktan kabre, kabirden hasre, hasirden ebede kadar yolculugu devam eder. Her iki hayatin levâzimati Mâlikü'1-Mülk tarafindan verilmistir. Fakat o levâzimati cehlinden dolayi tamamen bu hayati dünyeviyeye sarfediyor. Halbuki o levâzimattan lâakal onda biri dünyevî hayata, dokuzu hayati bakiyeye sarfetmek gerektir.

Ey insan! Rahm-i maderde iken, tifl iken, ihtiyar ve iktidardan mahrum bir vaziyette iken, seni pek leziz riziklar ile besleyen Allah, sen hayatta kaldikça o rizki verecektir. Baksana! Her bahar mevsiminde sath-i arzda yaratilan enva-i erzaki kim yaratiyor ve kimler için yaratiyor? Senin agzina götürüp sokacak degil ya! Yahu, eglencelere, bahçelere gidip dallarda sallanan o güleç yüzlü leziz meyveleri koparip yemek zahmet midir? Allah insaf versin.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Ücret alindigi zaman veya mükâfat tevzi edildigi vakit, rekabet, kiskançlik mikrobu oynamaya baslar. Fakat is zamaninda, hizmet vaktinde o mikrobun haberi olmuyor. Hatta tembel adam çaliskani sever, zayif olan kaviyi takdir ve tahsin eder. Fakat çalismasini ister ki, is hafif olsun, zahmetten kurtulsun.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Insanin Cenab-i Haktan hiçbir hakki talep etmeye hakki yoktur. Bilâkis dâima sükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.

I'lem eyyühe'1-azîz!



Mahlukatin en zâlimi insandir. Insan kendi nefsine olan siddet-i muhabbetten dolayi kendisine hizmet ve menfaati olan seyleri sever, hem kiymet verir. Semeresinden istifade gördügü seylere abd ve köle olur. Aksi halde ne sever ve ne kiymet verir.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Yarin seni zillet ve rezaletlere maruz birakmakla terk edecek olan dünyanin sefahetlerini bugün kemal-i izzet ve serefle terk edersen pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü o seni terk etmeden evvel sen onu terk edersen, hayrini alir, serrinden kurtulursun. Fakat vaziyet makuse olursa, kaziyye de makuse olur.

I'lem eyyühe'1-azîz!

Ey nefs-i emmâre! Katiyen bil ki, senin hususi, ama pek genis bir dünyan vardir ki, amal, ümit, taallukat, ihtiyacat üzerine bina edilmistir. En büyük temel tasi ve tek diregi senin vücudun ve senin hayatindir. Halbuki o direk kurtludur. O temel tasi da çürüktür. Hülâsa, esastan fasit ve zayiftir. Dâima harap olmaya hazirdir.

Evet, bu cisim ebedî degil, demirden degil, tastan degil. Ancak et ve kemikten ibaret bir seydir. Ani olarak seni basina yikiliyor, altinda kaliyorsun. Bak, zaman-i mazi senin gibi geçmis olanlara genis bir kabir oldugu gibi, istikbal zamani da genis bir mezaristan olacaktir. Bugün sen iki kabir arasindasin, artik sen bilirsin.

Arkadas! Bildigimiz, gördügümüz dünya bir iken, insanlar adedince dünyalari hâvidir. Çünkü, her insanin tam manâsiyla hayalî bir dünyasi vardir. Fakat öldügü zaman dünyasi yikilir, kiyameti kopar.



I'lem eyyühe'1-azîz!

Bu dünya ebedi kalmak için yaratilmis bir menzil degildir. Ancak Cenab-i Hakkin ebedî ve sermedi olan dârüsselâm menziline davetlisi olan mahlukatin içtimalari için bir han ve bir bekleme salonudur.

Ey arkadas! Insan basibos, serseri, sahipsiz bir hayvan degildir. Ancak onun da bütün harekât ve efali yaziliyor, tespit ediliyor. Ve amalinin neticeleri hifzediliyor ki, muhasebe-i kübrada ona göre derece alsin. Hülâsa, her güz mevsiminde yapilan tahribat, gelecek bahar mevsimlerinde gelen yeni misafirler için yer tedarik etmek ve bir nevi terhis ve izindir.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 14

Kategori: Dede Ruhlu

Kabusnâme'den Ögütler


Kabusnâme, 1082 yilinda Kûhistan sultani Iskender bin Kavus tarafindan Farsça olarak kaleme alinir. Muhatap, oglu Gilan Sahtir, fakat aradan dokuz yüz yil geçmis olmasina ragmen ögütler hâlen canliligini devam ettirir. Tarih boyu pek çok padisah, sultan ve devlet baskani tarafindan birçok dünya diline çevrilir, birçok edebî, tarihî ve ahlâkî eserlere kaynak teskil eder.

Eser, Osmanlilar zamaninda ilk defa Fatih Sultan Mehmed'in babasi Sultan II. Murad'in dikkatini çeker. Milletin deger hükümlerini alt üst eden fetret ve kargasa döneminden yeni çikilmistir. Edeb, ahlâk, emniyet ve nizamda yeniden yapilanmaya ihtiyaç vardir. Babasi Çelebi Mehmed'in devlet otoritesini temininden sonra, kendisi de manevî sahada bir teskilatlanmayi üstlenmistir.

Kabusnâme, ahlâkî sahadaki egitim ve yapilanmayi temin eden eserleden biridir. Eserin mütercimi Mercimek Ahmed, birgün Padisahin elinde kitabi görür ve neden bahsettigini sorunca Padisah meseleyi söyle ifade eder:

"Hos kitaptir, içinde çok faydali seyler ve ögütler vardir, ama Farsça dilincedir. Bir kisi Türkçeye tercüme etmis, ama anlasilir degil, açik söylememis; bundan dolayi hikâyesinden tat bulamayiz. Ama bir kimse olsa, bu kitabi açik ve anlasilir bir sekilde çevirse, tâ ki anlamindan gönüller haz ala."

Bunun üzerine Mercimek Ahmed, "Emir buyurursaniz ben tercüme edeyim" diye tercümeye talip olunca, "Hemen tercüme eyle" buyrugunu alir.

Mercimek Ahmed bin Ilyas sair, edip ve âlim bir kisidir. Tercümeye yeniden telif kadar emek verir ve 1432 tarihinde tamamlayarak üzerine düsen görevi bitirir.

Kabusname üzerinde Cumhuriyet döneminde bir hayli incelemeler yapilir. Eser eski Anadolu Türkçesiyle tercüme edildiginden Türkiye Türkçesine göre yeniden ele alinmasi gerekiyordu. Bu isi de Atilla Özkirimli üstlenir ve kitap "Tercüman 1001 Temel Eser" serisinin 36-37. kitabi olarak yayinlanir.

Biz ise, diger kitaplarda oldugu gibi, bu kitapta da seçmeler yaptik. Bazi konular devrin sartlan icabi o zamanin insanina hitap ettiginden kitaba almadik; sadece günümüz insanina dogrudan hitap eden ve yol gösteren bölümlere yer verdik. Kitap belli bir konu düzeni içinde islenmis olmasina ragmen, biz daha çok dinî, edebî, ahlâkî ve terbiyevî nasihat ve ögütlerle ilgili bölüm ve paragraflari seçtik.

Bu arada sadelestirmede her ne kadar bazi kelime ve terimler günümüz Türkçesine göre ifade edilmisse de, bunlarin daha rahat okunur ve anlasilir bir hale getirilmesine ihtiyaç vardi. Bu bakimdan mânâ bütünlügü mahfuz kalmak kaydiyla yer yer ifade tasarruflarinda bulunduk. Bu küçük derleme dahi kitabin tesir gücünü göstermesi açisindan yeterli olacaktir.



Bu ögütlere gönül kulagini açik tut

Ey ogul!

Bilmis ol ki, artik ben kocadim. Zayif ve aziksiz olarak yol agzina kadar geldim. Ölüm mektubunu elime sundular. O mektup, sakalin agarmasidir. Adamin sakali agardiginda Allah tarafindan bir ses gelir:

"Ey kulum, hazirlan, bu dünyayi birakip öbür dünyaya geçeceksin..."

Simdi ey cigerkösem! Ölmeden önce seni iyilik yoluna ve iyi kimselerin izine yönlendirmek istiyorum. Tecrübelerle elde ettigim birkaç ögüdü sana yadigâr olarak birakiyorum. Bu ögütlere uyarak hareket edersen, her muradina erersin ve iyi isim kazanirsin, zamanin elinden sille yemezsin. Çünkü baba sefkati, oglunun zamanin elinden azar yemesini istemez. Öyleyse sen de gönül kulagini bu ögütler için açik tut, sonra pisman olmayasin. Gerçi zamanimizda her ogul babasinin sözünü tutmuyor, ama insaallah kabul edersin.



Bütün tecrübelerimi bu kitapta topladim

Ey ogul!

Gençler kendi bilgilerini yaslilarin bilgisinden üstün görürler. Bu kanaatin yanlis oldugunu bildigim halde, sana yol göstermek için susarsam dogru olmaz. Bütün tecrübelerimi yazdim; ama az ve öz yazdim. Çünkü her seyin . azi ve özü faydalidir.

Insanlarin bir âdeti vardir, degerli bir mallari olursa, onu degerli birine vermek için saklarlar. Iste benim bu dünyadan elde ettiklerimin en degerlisi bu ögütlerdir ve en degerli kimsem de sensin. Iste son günlerimde, bu ögütleri sana veriyorum, insaallah sana faydasi dokunur.



Ögüt aklin süsüdür

Ey ogul!

Akilli ol ve kendi soyunun itibarini iyi gözet, tâ ki serefsizlerden olmayasin. Gerçi yüzüne ne zaman baksam akil ve hüner görürüm, ama ögüt aklin süsüdür, benim yapacagim onu sana hediye etmektir, muhafaza etmezsen, yine sen kaybedersin.

Sonra bilmis ol ki, benim ölümüm yakindir, benim ardimca senin de gelmen yakindir. Öyle çalis ki bu dünyada bir azik hazirlayasin, o yola da yaran olsun. Çünkü bu dünya öteki dünyanin ekinligidir. Kendini öyle ver ki, senin yerine baska biri ekmesin. Çünkü baskasinin ektiginden senin yararin olmayacak.



Ölümlü dünyayi ölümsüz dünya ile degistir

Ey ogul!

Bu ölümlü dünyayi ölümsüz dünya ile degistirmeye gayret et. Bu dünyada iyi kisiler aslan gibidir, kötü kisiler ise ite benzer. Çünkü it ne avlarsa, avini avladigi yerde yer; arslan ise avini kendi inine götürür, sonra yer. Bunun anlami sudur: It nefsinin esiridir, ne avlarsa burada yer, arslan akil sahibidir, burada ne avlarsa o âleme tutar, götürür.

Gayret et ki, avin iyilik olsun, öbür âlemde lâzim olur. Iyilikten murat, ibadettir. Kul için ibadetten daha iyi av yoktur. Çünkü ibadet yoluna girenler atese benzer. Atesi ne kadar alçak yerde yaksalar, alevi o derece yükselir. Ibadet yoluna varmayanlar da suya benzer, suyu ne kadar yukari akitlirlarsa akitsinlar, asagi düser. Ibadeti boynunun borcu bil, tâ ki alevin daima yükselsin.



Allah bes türlü ibadet buyurdu

Ey ogul!

Allah'in emri geregince sükredersen, az olan sükrün çok yerine geçer. Nitekim Allah din içinde bes türlü ibadet buyurdu. Eger gece gündüz çalissan, acizlikten baska bir sey elde edemezdin, ama o ölçüyle bes türlü ibadet buyurdu. Onun ikisini zenginlere, kalanini da bütün halka verdi.

Bunlardan biri Allah'in birligini ve Muhammed Mustafa'nin (a.s.m.) peygamberligini dil ile söylemektir ve gönülle inanmaktir. Digeri bes vakitte namazdir, öbürü de yilda bir ay oruç tutmaktadir.

Sehadet sözü, batil seylerden Allah'a siginmaktir. Namaz o kabullenisin hakikatini kullugunda kaim olmaktir. Oruç tutmak da, o kabullenisin ve kullugun hakikatini Allah'a bildirmektir. Madem ki Allah'a "Kulunum" dedin, öyleyse o kullukta saglam durmak gerek.

Namaz ve oruç Allah'in has nimetidir, onlari has kullarina nasip kilmistir. Ikisini de yerine getirmekte kusur etme. Eger bu ikisinde kusur edersen avamdan olursun, seçkinlerden olmazsin.



Namaz kilan kiside büyüklenme olmaz

Ey ogul!

Sakin bu söylediklerim hakkinda gönlünden kötü düsünceler geçmesin. Yani "Namaz kilmakta eksiklik olabilir" deme. Din açisindan 'gözetmezsen, bari akil yoluyla bak, ne kadar faydali oldugunu gör.

Evvelâ, namaz kilanin bedeni ve elbisesi devamli temizdir. Namaz kilan kiside büyüklenme olmaz, çünkü namazin asli tevazudur. Sen kendini tevazua alistirirsan, bedenin de sana uyar, tevazu kazanir. Sen bu sekilde tevazuu gözetince, Allah makamini yüceltir.



Oruç tutmakta bagnaz olma

Ey ogul!

Oruç tutmak yilda bir ay olan bir ibadettir, yilda bir ay olan kullugu dahi eksiklikle geçiren gayet namert olur, akilli olan namert olmayi kendine reva görmez.

Oruç tutmakta bagnaz olma. Yani sehrin kadisi, hatibi ve bütün güvenilir kisileri ne zaman oruç tutarlarsa, sen de o zaman tut; onlar ne zaman yerse sen de ye, cahillere uyma. Bilmis ol ki, Yüce Allah'in senin açligina, tokluguna ihtiyaci yoktur.

Orucun gayesi, kulun agzini Allah'in mühürlemesidir. Bu mührü bütün bedenine vurmalisin. Yalniz agzina mühür vurunca, diline, gözüne, ayagina, etegine de vurmalisin ki oruç senden razi olsun.

Oruç tutmanin faydasi odur ki, sabahleyin yiyecegini bir yoksula veresin, tâ ki açlik zahmetini çekmenin sana faydasi dokunsun.



Sahsiyetini kendi gayretinle elde et

Ey ogul!

Sahsiyetini ananin babanin verdigi adla degil de, kendi gayretinle kazanmaya çalis. Çünkü anan ve baban sana bir ad verdi: Ya Ahmet, ya Mahmut, ya falan, ya da filan. Oysa senin kazandigin ad, ya bilgin, ya bilge, ya üstat, ya ögretici, ya da becerikli olacaktir.

Böyle olunca, öteki adin, babanin ve ananin yaninda makbul oldugunun alametidir, bu sonraki adlar da halk arasinda makbul oldugunun nisanidir.



Tatli dille konus

Ey ogul!

Tatli dille konusmayi aliskanlik haline getir. Nitekim demisler: "Her kimin dili tatli olursa, dostlari çok olur."

Ne kadar tatli söylersen söyle, sözün yerini bilmedikçe söyleme. Çünkü yerinde söylenmeyen söz tatli ve güzel de olsa aci ve çirkin görünür.

Seni sikintiya sokacak sözü söyleme. Bu durumda susmak daha iyidir.

Halka güzel sözler söyle ki, güzel cevaplar isitesin.



Kimsenin üzüntüsüne sevinme

Ey ogul!

Kimsenin üzüntüsüne sevinme, böylece kimse de senin üzüntüne sevinmez. Senden asagi olanlara zulmetme, adalet göster, böylece sen de, senden büyük olanlardan zulüm görmezsin, adalet bulursun.



Çorak yere tohum ekme

Ey ogul!

Çorak yere tohum ekme ve agaç dikme, çünkü ürün vermez. Yani nankör kisiye iyilik etme. Çorak yerde tohum nasil bosa giderse, nankör kisiye yapilan iyilik de öyle bosa gider. Fakat iyiligi, lâyik olandan esirgeme.

Elinden iyilik etmek gelmezse, bari halki iyilige yönelt. Demislerdir ki, "eddâllü ale'l-hayri kefâilihî", yani "Bir kisi bir kisiyi hayra yönlendirirse, o hayri islemis gibi olur."



Yaptigin iyilikten pisman olma

Ey ogul!

Yaptigin iyilikten dolayi pisman olma ve kötülükten çok sakin. Çünkü iyiligin ve kötülügün karsiligi ölmeden sana erisir. Iyilik ettigin kisinin gönlü ne kadar rahat olursa, senin de gönlüne o kadar rahat erer. Bir kisiye kötülük edersen, o kisinin gönlüne ne kadar sikinti ererse, senin de gönlüne o kadar sikinti erer, belki tasasi ve agirligi sende daha çok olur.



Kendini halka iyi göstermeye çalis

Ey ogul!

Yüzünü degistirmeyesin, yani bugday gösterip arpa satma, yani halka kendini iyi gösterip gizlice yaramaz isler isleme, bu ikiyüzlülük nisanidir. Ikiyüzlülük nisanini vurunmamak için bütün gayretini göster.



Sevincini ve üzüntünü herkese söyleme

Ey ogul!

Insanin iki hâli vardir, hiç bir zaman bu iki halden birinden uzak degildir: Biri sevinçlilik, öteki üzüntülük. Sakin, ister üzüntülü, ister sevinçli ol, üzüntünü ve sevincini öyle birisine söyle ki, üzüldügün zaman o da seninle birlikte üzülsün, sevindigin zaman o da seninle birlikte sevinsin.



Iyilige ve kötülüge çabuk sevinme ve üzülme

Ey ogul!

Iyilige ve kötülüge çabuk sevinme ve üzülme, bu çocuklarin isidir. Olmayacak seyle kendinden geçme, yani olur olmaz sey için kendi durumunu degistirme. Çünkü akilli kisiler, olur olmaz sey için kendilerinden geçmezler ve degme yel ile deprenmezler.

Söz gelimi sana bir üzüntü geldi, sen sevinçliydin, hemen üzüldün. Akilli kisiler bu hâli hos görmezler. Sana gelen sevinç hâli için hemen sevinme, çünkü elbette onun üzüntüsü vardir; her üzüntü için de hemen üzülme, çünkü sonunda sevinci vardir.



Ummadigin yerden umudunu kesme

Ey ogul!

Ummadigin bir yerden ne gelebilir diye umudunu kesme ve bir sey umdugun yerden de sakin umutlu olma. Çünkü kisiye gelirse, çogunlukla ummadigi yerden gelir, umdugundan degil.



Iyiye iyi de, kötüye kötü de

Ey ogul!

Hayatin müddetince hakki münkir olma. Yani bir kisi bir sey hakkinda iyi dese, o dedigi sey gerçekten de iyi olsa, sen ona kötüdür deme. Kötüdür derlerse, sen de kötü oldugunu biliyorsan; ona iyidir deme. Münkirlik böyle olur, ama iyiye iyi, kötüye kötü dersen hak tanir olursun. O halde haktanir olmak, hakki münkir olmaktan iyidir.



Ahmaklara cevap verme

Ey ogul!

Öfkelenenlerden olma. Eger bir kimse sana öfkelenip söylerse sen ona yavaslikla cevap ver. Ama ahmaklara susmaktan baska cevap verme. Nitekim derler: "Cevabü'l-ahmakl es-sükut," yani "Ahmak kisiye verilecek cevap susmaktir."



Üzerinde emegi olanin emegini bosa çikarma

Ey ogul!

Üzerinde emegi olan bir kisinin emegini elden çikarma. Eger o emegin karsiligini ödemiyorsan bari nankör olma. Hele senin için emek çeken hasmin olursa... Ne kadar elinden gelirse, o kadar hasimlarina iyilik eyle.



Ne zaman haya varsa, iman da var

Ey cigerkösem!

Birkaç iyi is vardir, kisi onlari âdet edinip sürdürürse, hem insanlarin katinda, hem de Allah katinda itibar görür: Ilim, edep, tevazu, zâhitlik, dogruluk, sözde ve fiilde dini temiz tutma, namusluluk; halki incitmemek, halkin güçlügünü götürmek. Bunlarin hepsinin sermayesi hayadir. Nitekim Peygamberimiz buyurur: "El-hayâü mi-ne'1-iman", "Ne zaman haya varsa iman da var." Ne zaman iman var, o iyi islerin hepsi de olur.



Bilgisiz kisiyle birlikte oturma

Ey ogul!

Bilgisiz kisiyi, marifetsiz insani, insan yerine sayma, bilgisiz ve marifetsiz kisiyle arkadas olup birlikte oturma, hele kendini âlim sayan bilgisiz cahil ile... Bilgisizlikle ve cahille sohbet etme, iyi kisilerle sohbet et. Çünkü, iyilerin sohbeti yüzünden senin de adin iyi olur.

Görmez misin ki, sirlagan bir yagdir, asli susamdir, ne zaman gülle hemsohbet olur, artik ona susam yagi ya da sirlagan demezler, gül yagi derler, eger menekseyle hemsohbet olursa menekse yagidir derler.

O iyi adlilarin sohbetlerinin bereketi yüzünden, kirk gün onlarla düsüp kalkinca, susam ve sirlagan adi unutuldu, gül ve menekse adi anildi. Onun için Peygamberimiz buyurur: "Her kim bir kavimle kirk gün düsüp kalkarsa onlardan olur."



Iyilerin iyiligini unutma

Ey ogul!

Iyilerin isini inkâr edici olma ve onlarin iyiligini unutma. Senden bir sey umana sitem edip "Benden bir seyler umuyorsun" diyerek basina kakma, çünkü senden umudu olana sitem etmek "ben de umucuyum" demek olur, böylesi himmetsizlik olur.

Ondan sonra iyi huyu ve iyi kisiligi meslek edin, yaramaz huylardan irak ol. Kimseye zararin ve azarin degmesin, zarar verici olmak iyi degildir, çünkü zarardan eksiklik dogar ve eksiklikten serefsizlik. Öyleyse halk içinde serefsiz olmak iyi degildir.



Cahilin övdügü isten sakin

Ey ogul!

Seni akilli kisiler övsün, cahil kisiler övmesin. Çünkü akillilar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takimidir. Bu iki grup birbirinin zittidir. Akillinin bilgilice isini cahil begenmese gerek, cahilin bilgisizce isini akilli zaten hiç begenmez. Çünkü akilli olan kendi mizacina uygun olarak bilgilice

is görür, seni onun için begenir; cahil de kendi mizacina uygun olarak is görür, seni onun için över.

Cahilin övdügü isten sakinmak gerek, tâ ki akillilarin eglencesi olmayasin; çünkü siradan kisilerin katinda övülen insan, ileri gelenlere maskara olur.

Kimseyi incitme. Birisi seni incitse de sen onu incitme, büyüklügün nisani budur.

Tecrübeli, sefkatli dostlarin sana ögüt verirlerse, ögütlerine kulak ver. Ögüt veren böylesi dostlarin yanina yalniz olarak git ve ögütlerinden nasibini al. Çünkü faydali ögüt yalnizken verilir, halk arasinda ögüt kulaga girmez olur, hem de sitem gibi olur.



Kendi bildigine gitme

Ey ogul!

Bir konuda bilgin tam olsa da bilginle gururlanma. Ne zaman sana bir is düsse, iyice bilsen ki sen o isi basarabilirsin, buna güvenme, bir akilli kisiye danismadikça o ise baslama. Kendi görüsünü begenenlerden olma.

Bir bilene akil danismayi ayip sanma, "Görüs benim görüsümdür, baskasi bana elverisli olani ne bilir" deme, kendi bildigine gitme. Çünkü kendi görüsüyle is tutan kisi, sonra pisman olur. Öyleyse akilli yaslilarla ve sefkatli insanlarla istisare et, sonra o ise el at.



Doktor kendi kendini tedavi edemez

Ey ogul!

Bir gözle görmek iki gözle görmek gibi olmazsa, iki kisinin görüsü de bir kisinin görüsü gibi degildir. Bir doktor hastalansa kendi kendini tedavi edebilir mi?

Ne zaman hastaliginin arttigini görürse, tedavi olmak için hemen bir doktordan yardim ister. Bilgisi ve tecrübesi ne kadar fazla olsa da o sirada kendisine bir faydasi olmaz.

Ihtiyaci olan birisi senin yanina gelecek olsa, onun için çalis, çabala; emegini ondan esirgeme. Bu insan, düsmanin veya seni çekemeyen biri olsa da, farkli davranma. Ola ki o düsmanlik dostluga dönüse.



Sahsiyetli insanin yanina gelen olur

Ey ogul!

Iyi konusan ve söz anlayan kisiler sana gelecek olsalar, onlara hürmet et ve iyi davran. Çünkü onlarin sana gelmeleri seni agirladiklari içindir. Sen de onlan agirlarsan, bu kez sana gelmeye daha istekli olurlar. Ama sahsiyetsiz adamin yanina kimse gelmez.



Sözün dogrusunu söyle

Ey ogul!

Sözün dogrusunu söyle, sakin yalan söyleme, yalanci olma. Sözünün dogruluguyla taninmis biri olarak bilinmeye çalis. Eger mecbur olarak bir kez yalan söylesen de gerçege geçsin. O halde ne söylersen dogru söyle, yalan söyleme ve yalana benzeyen gerçegi de söyleme. Çünkü bir gerçek ki yalana benzer, o anda yalan olmus olur.



Uygunsuz söz söyleme

Ey ogul!

Sözü yerine uygun olarak söyle, uygunsuz söz söyleme. Çünkü begenilen sözün hem söyleyene yarari var, hem de isitenin canina can bagislar. Uygunsuz söz ise söyleyene zarar verir, isitenin de gönlüne hos gelmez.



Sözünün basina sonuna dikkat et

Ey ogul!

Sözünün basina ve sonuna dikkat et. Birisine bir sey söyleyecek olursan yüzüne karsi söyle, arkasindan konusma. Böylece sözü bilerek söyleyenlerden olursun. Çünkü lafini bilmeden konusan kisi, açik ve anlasilir konusan papagana benzer. Papagan sarfettigi sözden habersizdir. Papagan gibi olanlara, "konusur, fakat konusmasini bilir" demezler.

Öyleyse" konusan ve konusmasini bilen odur ki, konustugu zaman kim olursa olsun ondan bir sey anlasin. Böyle olmayana insan demezler, çünkü böyleleri insan suretinde hayvandir.



Yeri degilse sözü harcama

Ey ogul!

Söz yüce bir seydir, sen de sözü yüce bil. Çünkü söz gökten gelmistir, onun için azizdir. Bu aziz sözün yerini bulunca bildiginden sakinma. Ve yeri degilse sözü harcama, tâ ki sözün zayif olmasin, aklina ve bilgine zarar gelmesin.

Yok yere, anlamsiz iddiada bulunma. Bir ilimden habersizsen, o ilimle ilgili iddiada bulunma. Diledigini o bilmedigin ilimle elde edemezsin, ama bildigin ilimle ne gerekse elde edersin.



Kendinden büyük söyleme

Ey ogul!

Bilmenin sana ne yaran, ne zarari olmayan sirri ögrenmeye heveslenme ve sirnni kimseye söyleme. Birkaç kisi bir yere toplanip otursa, orada biriyle fisildasma. Iyi dahi konussan halk kötüye yorar: "Kim bilir ne bos söz ki fisiltiyla söylüyor" der. Çünkü halkin birbirine olan kuskusu kötüdür, öyleyse sözü açik söyle, ama ne söylersen kendi degerince söyle, Kendinden büyük söyleme.



Önce düsün, sonra söyle

Ey ogul!

Birisinden isittigin sözü dinle, fakat o sözle çabuk hareket etme. Ne söylesen, önce düsün, sonra söyle, tâ ki o sözünden sonra pisman olmayasin, çünkü derhal söylemenin bir sekli var: Ya yarar, ya zarar. Ama düsünüp söylemek iki sekildir:

Birisi budur ki, o sözün zararliysa düsünmekle anlarsin, o zararli isten sakinirsin. Birisi de budur ki: yararlisini dogru bilirsin, çekinmeden o yararli seyi elde etmege gayret edersin.



Çok bilgili, az sözlü ol

Ey ogul!

Nerede olursan çok bilgili ve az sözlü ol. Demislerdir ki: Susmak ikinci sagliktir. Çünkü çok kisi sag yürürken sözü yüzünden hasta olur. Az söylemek ve öz söylemek akil nisanidir. Çok söylemek bilgisizlik nisanidir. Çünkü bir kisi ne kadar akilli ve kâmil olsa da, ne zaman çok sözlü olursa—sözleri hep yerinde olsa bile—ayak takimi arasinda adi beyinsiz olur. Eger cahil ve siradan biri de olsa, ne zaman susmustur ve konusmaz, siradan kisiler onu akilli ve hünerli kisilerden sayarlar.



Kendi kendini övme

Ey ogul!

Ne kadar temiz gönüllü, ne kadar iyi kalbli isen de kendini övücü olma, kisi kendine iyiyim diye sahitlik ederse sahitligi geçmez. Çünkü sahitligi kendin için yaparsan onu dinlemezler. Çalis ki, seni baskalari övsün. Kendi kendini övme.



Halkin sözünü isit, kabul et

Ey cigerkösem!

Gücün yettikçe söz dinlemekten ürkmemeye çalis. Çünkü halk söz dinlemekle söz ehli olur. Buna delil sudur: Bir çocuk dogunca yer altinda bir kubbede besleseler, süt emzirseler ve anasiyla dadisi yaninda hiç konusmasalar, o çocuk büyüdügü zaman dilsiz ve sagir olur. Ama orada iki çocuk olsa ve hiçbir söz isitmeseler, ikisi birbiriyle konusmakla bir dil olustururlar ve o dili de ancak ikisi bilir, baskalari bilmez. Öyleyse halkin sözünü isit ve kabul et. Özellikle geçmis beylerin ve bilgelerin sözlerini can kulagiyla dinlemek ve itimat etmek gerek.



Nusirevan'dan altin ögütler

* Gece ve gündüzün birbiri ardinca gelip gittigini gören insan halden hale dönmesine üzülmesin. Yani sevinç gidip üzüntü gelirse, üzüntü gidip sevinç gelirse, önem vermesin.

* Becereksiz kisiyi dost tutunmasinlar, becereksiz kisi ne dostluga yarar, ne düsmanliga.

* Insan, bir isi bir defa yapip sonra pisman olmussa, bir daha o isi yapmasin.

* Dostlarina düsman olan birisine niçin dost densin?

* Kendini bilge sanan bilgisizden sakin.

* Kendi nefsine haksizlik etme, güç eyleme. Yani nefsine elinden gelmeyecek isler buyurma.

* Dogru söylemek acidir, ama sen dogru söyle.

* Düsmaninin sirrini bilmesini istemiyorsan, dostuna da sirrini söyleme.

* Büyüklere küçük gözüyle bakma, çünkü büyükleri küçük görmek büyük ziyan getirir.

* Degersiz kisileri ölmüs bil, onlari diri sayma.

* Beraberindeki kisilerden bir sey ummaktansa ölümü yeg gör.

* Himmetsiz kisinin ekmegini yemektense, aç ölmek daha iyidir.

* Kuskunun yolunu yüz yerden baglayacak olsan da, tecrübe etmedigin kisiye güvenme.

* Kendinden asagi hisimlarina muhtaç olmaktan büyük dert yoktur.

* Kisinin, bilmedigi seyi iddia edip basaramamasindan ve yalanci olmasindan büyük ayip yoktur.

* Elinden geldigi halde, kendisinden istenen bir isi bitirmeyen kisiden daha cimri kimse yoktur.

* Bir kisi senin aleyhinde bir söz söylese ve birisi de dostum diye o sözü sana yetistirse, sen bu dostunu ondan beter düsman bil. Çünkü o düsman, arkandan konusur, dostun ise yüzüne karsi söyler.

* Lüzumsuz yerlere göz dikmekten ve kulak vermekten daha büyük dert olmaz.

* Insan her seyi bilgisizlerin serrinden saklayabilir, ama bilgisini kendi serrinden saklayamaz.

* Halkin, senin iyiligini söylemesini istiyorsan, kimsenin kötülügünü söyleme.

* Dostlarinin az olmasini istemiyorsan kindar olma.

* Dünyada zahmet çekmemeyi, kolaylikla ömür sürmeyi istiyorsan, kendi isine bak, baskasinin isine karisma.

* Seni delilerden saymamalarini istiyorsan ele geçmeyecek bir seyi isteme.

* Daima alnin ak, yüzün pak olmak istiyorsan, utanmayi is edin.

* Aldanmamak istiyorsan, tecrübe edilmis isleri birakip tecrübe edilmemis olanlara yapisma.

* Mahcup olmak istemiyorsan, katkin olmayan yerden bir sey götürme.

* Perdenin yirtilmasini istemiyorsan, kimsenin perdesini yirtma.

* Arkandan gülünmesini istemiyorsan, elinin altindakileri iyi besle.

* Pismanliktan uzak olmayi istiyorsan gönül arzusunu is edinme.

* Zeki kisilerden olmayi istiyorsan kendini baska birinin aynasinda gör. Yani bir kisinin yasantisina bak, yaptigi is iyi midir, kötü müdür? Eger ondaki gibi sende de kötü bir is varsa, bilirsin ki bu isledigin is kötüdür ve iyi isi de kendinde görürsün. Böylece isinin iyisini kötüsünü göstermek için o kisi sana ayna olmus olur.

* Korkusuz olmayi istiyorsan, halkla kavga etme, onlari inciticilerden olma.

* Sana hürmet etmelerini istiyorsan baskalarinin hürmetini gözet.

* Halkin senin sözünle is görmesini istiyorsan, önce sen kendi sözünle is gör.

* Halk içinde herkesten büyük olmayi istiyorsan nimetini bol eyle, "Tuzunun, ekmeginin hakki için" diyenleri çok edin.

* Eger bütün gönüllerde yerinin olmasini istiyorsan, sözünü bütün gönüllere uyacak biçimde söyle.

* Kâmillerden olmak istiyorsan, kendine lâyik görmedigin bir isi baskasina da lâyik görme.

* Eger yüregine merhemle iyilestirilmesi mümkün olmayan bir yara vurulmasini istemiyorsan, cahillerle tartisma.

* Halkin iyisi olmayi istiyorsan varini halktan esirgeme.

* * *

Nusirevan-i Adil bu ögütleri ve sözleri armagan birakmistir.

Simdi ey cigerkösem!

Bu ögütleri hor görme, bu sözlerden hem hikmet, hem saltanat kokusu gelir. Çünkü bu sözler hem padisahlarin sözüdür, hem de bilgelerin sözüdür. Öyleyse yasliliginda basina bir is gelirse sikinti çekmemek için, bu sözleri gençlik aginda ögren. Çünkü yaslilar çok yasadiklari için çok tecrübe elde ederler, sikintili anlarda bu kâr olur.



Gençlikte Allah'i unutma

Ey ogul!

Gerçi gençsin, ama yaslilar gibi akilli ve temkinli ol. Birdenbire gençligi birak demiyorum. Tembel gençlerden olma, neseli ol. Çünkü gençler neseli olursa hos olur.

"Delilik çesit çesittir; bir çesidi de gençliktir." Ama cahil gençlerden olma. Belâ dedikleri sey cahillerden kopar. Ömrünün lezzetini de gençlik çaginda al, yaslilikta bu lezzeti bulamazsin, bulsan da faydasi olmaz.

Ne olursa olsun gençlikte Allah'i unutma ve ölümden emin olma, çünkü ölüm gelince genç yasli demez. Öyleyse bilmis ol, her kim ki dogdu, ölecektir ve her kim ki cihana geldi, gidecektir.



Yaslilara çok hürmet et

Ey ogul!

Yaslilara çok hürmet et ve onlarla konusurken bos sözler söyleme, yani kolayina nasil gelirse, öyle konusma. Yaslilar bir söz söylerlerse hemen cevap verme. Ne kadar düsünürsen onlarin sözüne, "Bundan iyi cevap olmaz. Cevabini yine siz buyurun, söyleyin" diyesin ve susasin. Çünkü yaslilarin sözünün cevabi, onlari dinleyip susmaktir. Yoksa onlarin verecegi cevaptan utanilacak bir duruma düsersin.

Yaslilarin bilgi ve tecrübesi gençlerin bildiklerinden fazladir. Ama bu dedigim yaslilar sakallarini büyüklerin sohbetinde agartmis olsunlar, kolayca büyütmüs olmasinlar. Çünkü gelisigüzel yetismis yaslidan, büyüklerin sohbetini dinlemis toy gençlerin tecrübesi daha iyidir.



Gençligini gelisigüzel geçirme

Ey ogul!

Gençligini gelisigüzel geçirme, tâ ki yaslilikta bilgisiz kalmayasin. Gençlikte yaslilari taklit et, tâ ki yaslilikta gençlerden utanmayasin.

Ne zaman ki gençlik çagi geçip ihtiyarlik çagi gelse, artik gençlikteki dinçligi bekleme. Yani gençliginde oldugu gibi ter ü taze yürüyüp zevk bekleme. Çünkü yaslilar yigitlenip yeni yeni zevk ve sehvet pesinde olurlarsa, halk arasinda tez rezil olurlar. Öyleyse insan yerini yurdunu iyi bilsin. Yani gençlikte genç olsun, kocalikta gençlik evinden göçsün, yoksa hali, geminin üstüne saray yapan adama benzeyecektir.



Kisinin geçimi neredeyse evi orada olmali

Ey ogul!

Yaslandiginda bir yerde yerlesmeye çalis, çünkü yaslilikta yolculuk yapmak akillilarin isi degildir, hele yoksul olursa. Çünkü yaslilik bir düsman, yoksulluk baska bir düsman, bu iki düsmanla yola çikmak akillica bir is degildir. Ama eger mecburi olarak yola çikmak gerekirse, çaresiz olunca çik.

Eger Yüce Allah o yolculukta sana yardim ederse ve nimet eline girerse, evine dönmeyi arzu etme ki, bir evden ötürü yine yolculuk zahmetini çekmeyesin.

Çünkü kisinin geçimi nerede iyiyse evinin orada olmasi uygundur. "Orada dogdum, orada yaslandim" demek olmaz, gerçi "vatan ikinci anadir" derler, çünkü anasini sevmek nasil imandan ise "vatanim sevmek imandandir" dediler; "içinde aç, müflis oturmak imandandir" demediler.

Öyleyse isin nerede gelismisse orayi vatan edin. Çünkü demislerdir ki: "Kazanci nerede ise o yerde olmak saadet belirtisidir." Bahtsizlarin belirtisi odur ki, aç ve dinç otursun, kitlik çeksin, bu vatanimdir, terk etmem desin. Bu eblehliktir. Görmez misin, Resulullah (a.s.m.) Mekke'de dogdu, ama teblig görevini Medine'de daha rahat yaptigi için artik Medine'den ayrilmadi.

Sen de yararli bir yer bulunca oradan ayrilmamaya çalis, orada ayak direyesin. Sakin filan yerde fayda daha çoktur, deyip basibos varmayasin, burada olan zarari orada kötü kilarsin ve orada daha zararli olursun. Çünkü demislerdir ki: Iyi bir yeri birakip daha iyisini bulayim deme, bu hayal ile onu bulamazsin ve olani da elden çikarirsin.



Ömrünü düzensiz geçirme

Ey cigerkösem!

Eger dosta ve düsmana iyi görünmek istiyorsan ömrünü düzensiz geçirme. Ömrünü bos yere geçirirsen, avamdan sayilirsin. Öyleyse kendi isinin düzenini iyi koru.



Sakada ölçülü ol

Ey ogul!

Kimseyle sakalasma. Demisler ki, "Saka etmek serrin kilavuzudur, ne ederse eder, savas sakadan kopar" derler. Ama iyi sakalar yaparsan yap, iyi saka yapmak ne ayiptir, ne de günahtir. Saka yapmak iyidir, ama saçma sapan saka yapma, yaparsan da senden asagi kisilerle yapma, tâ ki itibarin eksilmesin.

Eger sakayi terk edemiyorsan bari kendi akraninla yap, tâ ki onlarin sözü sana agir gelmesin. Ama bayagi sakayi yapmamak daha iyidir, yaparsan temiz sakalari yap. Gerçi halk arasinda saka herzesiz olmaz, ama sakayi temiz yapmak için çalismak gerek.

Bayagi saka insanin bütün hünerini hor eyler, çünkü kisi ne kadar agir basli ve hünerli olursa olsun, bayagi mizahla ugrasirsa, hafif ve itibarsiz olur. Çünkü sen ne söylersen, ister istemez cevabini isitirsin. Sen baskasina ne yüklersen, sana da o kadar yük gelir.



Mali saklamak kazanmaktan güçtür

Ey ogul!

Mal elde etmekte gafil olma, nereden toplarsan topla, yalniz helâlden saglanmis olsun, tehlikeli yerden elde etmemeye çalis. Ne kazanirsan dogru ve uygun yerden kazanmaya çalis, tâ ki oradan kazandigin sana sinsin.

Sana kazanç geldigini gördügünde, o kazanci telef etme, dagitma; yani olur olmaz yere harcama. Mali saklamak kazanmaktan daha güçtür. Çünkü parayi çok kisi kazanir, ancak saklamadigi için yine de cimrilikten kurtulamaz.

Çalis, dünyaliktan biriktirdigin olsun. Eger bir gün ihtiyacin olursa, toplayip biriktirdiginle istedigini satin alirsin. Sonra tez çalis ki, o aldigin kadar toplayasin ve yine yerine koyasin. Eger hep keseden yersen, aldiginca yerine koymazsan, Karun mali olsa da çabucak heba olur.



Zenginlige gönül baglama

Ey ogul!

Gönlünü bir seye büs bütün baglama. Eger o gönül bagladigin sey ansizin elinden giderse üzülmezsin. Yani zenginlige büs bütün "Bana kalsin" diye gönül baglama. Eger basina yoksulluk gelirse, üzülüp gönlün daralmasin. Eger malin çok olursa, birgün yoksul olacagini düsün, o mali ihtiyatla harca, ölçüyle nafaka edin.

Çünkü ölçüyle harcayinca mal ne kadar az olsa da sonunda bir sey kalir, ama ölçüsüz harcayinca mal ne kadar çok olursa olsun sonunda hiçbir sey kalmaz. Demislerdir ki: "Zahmetle saklamak zahmetle istemekten iyidir." Meselâ eline degeri az olan bir sey geçti, "Bundan ne olur?" deme, onu saklamaya çalis. Çünkü degeri az olan seyi saklayamayan çok degerlisini de saklayamaz.



Tembellikten uzak dur

Ey ogul!

Hangi isi yaparsan tembel davranma. Tembellikten utan, tembellik bahtsizligin basidir. Her ise emek ver. Emek verilen isin sonu tembellikten iyi olur. Çünkü emek vermekle elde edilen ne kadar çok olursa, tembellikte de o kadar eksilir. Yazik degil mi, bir anlik emek yüzünden elde edilecek seyi tembellik yüzünden yitiresin.

Öyleyse geri durmak akillica bir is degildir; yoksa muhtaç olarak yasarsin. Bilmis ol ki, muhtaç olduktan sonra, "Ah n'olaydi emek çekseydim, tembellik etmeseydim, simdi lâzim olan seyi elde etseydim" deyip pisman olmanin yarari olmayacaktir.



Harcamani gelirine göre yap

Ey ogul!

Çalis ki emeginin neticesini yine sen yiyesin, tâ ki emegin bosa gitmesin. Sende degerli bir sey varsa ve birisi o sevdigin seyi senden isterse, eger lâyiksa ondan esirgeme. Çünkü ne olursa olsun, kisi mezarina bir sey alip gitmez.

Akilliysan harcamani gelirine göre yap, tâ ki yoksulluk atesi sana yol bulamasin. Elinde olanla yetin, çünkü kanaat ikinci zenginliktir. Sakin açgözlü olma. Çünkü sana yük olacak sey nerede olsa yetisir.



Israfin sonu yoksulluktur

Ey ogul!

Israf etme. Israf etmeyi mübarek bilme, kötü bil. Çünkü israf Allah'in sevmedigi seydir. Allah'in sevmedigi sey kullar için ugursuzdur. Nitekim Allah buyurur: "Israf etmeyin, muhakkak Allah müsrifi sevmez.

Madem ki Allah müsrifi sevmiyor, sen de israfi ve müsrifi sevme. Her felaket bir sebepten dolayi gelir. Yoksulluk da bir felakettir ve onun sebebi israftir, Israfin fakirlikten baska sonucu yoktur.

Insanin kendi ihtiyaci için harcadigi sey israf degildir. Israf, gereksiz yerlere harcanan seydir; ne dünyasina, ne de ahiretine yaramayan seydir.

Sözde, sohbette, yemekte, içmekte ve her bir iste israf iyi degildir. Çünkü israf, teni eritir, nefsi incitir, cani daraltir ve diri insani öldürür.

Bu söze delil olarak, görmez misin ki çeragin yasamasi yagladir, ama ölçüyle oldugu zaman. Israf ederlerse, yani yagi fitilin üstüne çikacak kadar koyarlarsa, alev hemen fitile bogulur ve çerag söner. Yag ölçülü olunca çeragin hayatina yani yanmasina sebepti, israf edip ölçüsüz yag yakmak çeragin ölümüne yani sönmesine sebep oldu.

Bundan anlasiliyor ki, çeragin hayati, yagdan degildir, itidaldendir; yani fitilin üstüne çikmayan yagdandir. Iste bunun için Yüce Allah, israfi düsman olarak bildirmistir. Bilginler de israfi begenmezler. Çünkü israfin sonu zarardir ve yoksulluktur.

Devamli israf ederek rizkinin kapisini üstüne kapama. Gücün yettigince kendini hos tut, kendi isin için gerekli harcamadan kaçinma. Bir sey senin için ne kadar aziz olsa da, kendi canindan daha aziz olmasin. Kisacasi, elde ettigim ölçüyle harcamaya çalis.



Rahat zahmettedir

Ey ogul!

Dünyada iki sey vardir: Halk birinden kaçar, öbürünü sever. Bu dedigimin biri zahmettir, digeri rahatliktir. Ama ikisi de insana gereklidir. Çünkü zahmet çeken rahata erer, rahat yasayan zahmete ermedikçe olmaz.

Bugünkü zahmet yarinin rahatidir, yarinki rahatlik da önceki günün zahmetidir. Ne elde edersen, ikisini harca, ikisini sakla. Yani bir akçe dört dâniktir, yarisini harca, yarasini da sakla. Ne kadar ihtiyacin olursa olsun bundan fazlasini harcama, o yarim akçe birikir, bir zaruret aninda gerek olur.

Iste o her gün artani biriktir ve küçük bir ihtiyaç için ona dokunma, onu unut, bir mirasyedi harcasin, yani biriktirince böyle biriktirmek gerekir. Eger yaslanmadan ölürsen "Hayirli kisiydi, mirasçisina bu kadar miras birakti" desinler. Yaslanirsan zaten isten güçten kalirsin, o zaman bu biriktirdigin sana destek olur.



Borcun gecikmesi, dostu düsman eder

Ey ogul!

Borç edinme, bir seyini rehine koyma, faizle para alma. Buna benzer islerden dolayi halk içinde hor ve itibarsiz görülürsün. Öyleyse bu isleri kendine büyük günah bilmelisin.

Bir dostuna ödünç vermissen, artik ona "malimdir" deme, o parayi o dosta bagisladin farzet. O dostun kendiliginden vermedikçe isteme, tâ ki gecikmesi sebebiyle dostluk bozulup kesilmesin. Çünkü borcun gecikmesi, dostu çabuk düsman eder, ama düsmani dost etmek güçtür. Düsmani ve dostu bilmemek çocuklarin isidir. Dostu düsmandan ayirmak ve akillica davranmak güngörmüs yaslilarin isidir.

Elinde olandan hak" edenlere hayir etmeyi esirgeme. Kimsenin malina tamah etme, tâ ki halkin gözünde büyüyesin. Kendi malini kendin, elin malini da elin bil.



Tok yere yemin etme, aldanma ve aldatma

Ey ogul!

Dogru için olsa bile yemin edici olmamaya çalis. Halk içinde çok yemin edici olarak taninma. Tâ ki mecbur kalip da yemin edersen yeminine inansinlar.

Her ne kadar zengin olsan da güvenilir, dogru sözlü ve iyi isim yapmis olmazsan kendini yoksul bil. Çünkü yalan söyleyenlerin ve kötü isim yapmis olanlarin sonu yoksulluktur.

Kimseyi aldatmamaya çalis ve sakin aldanma, hele alis ve veriste. Çünkü insan alis veriste çabuk aldanilir.



Sabirli ol, aceleci olma

Ey ogul!

Bütün islerde sabirli ol, aceleci olma. "Sabretmek ikinci akilliliktir" demisler. Yani bir kisinin ne kadar akli olursa ve bir isini sabirla islerse, akli o kadar çok olur.

Her iste kendi isinden habersiz olma, gafillik ikinci ahmakliktir. Yani gafil olan kisi ne kadar akilsizsa, ahmakligi ve akilsizligi bir o kadar daha artar. Sonra her iste bezgin olma, bezginlik ikinci cahilliktir. Eger sana is ve güç kapansa, tezce isini açmaya çalis, isin düzelmeye yüz tutuncaya kadar sabret, çünkü hiç bir is aceleyle iyi olmaz.



Komsularina iyi davran

Ey ogul!

Eger ev almak istersen öyle bir yerde satin al ki, o mahallenin halki iyi kisiler olsun. Sonra sehrin ortasinda ev al, ücra yerde alma. Önce komsusunu gör sonra evini al, "Önce komsu, sonra ev" demislerdir.

Evi alinca komsuna çok hürmet et. Mahalle halkiyla iyi geçin, hastalarini sor, ölüsü olana bassagligi dile, cenaze merasimine katil. Komsunu sevinilecek bir isi olursa sen de birlikte sevin, eger üzülecek bir isi varsa sen de birlikte üzül.

Imkânin ölçüsünde komsuna hediye ver, yiyecek giyecek gibi... Çünkü sen komsularinla iyi geçinecek olursan, o mahallenin ileri gelenlerinden olursun. Komsunun çocugunu görünce sev, oksa, mahallenin yaslilarini agirla ve hürmet et.



Kusursuz dost arama

Ey ogul!

Dostsuz olma. Her kim dostlarinin isiyle ilgilenirse, dostlari da onun isiyle ilgilenirler. Eger o ilgilenmezse dostlar da ilgilenmezler. Öyleyse dostunun isini düsünüp ilgilenmeyen kisiye hiç kimse dost olmaz. Her an bir dost edinmeyi âdet haline getir, tâ ki dostlarin çok olsun. Çünkü çok dost arasinda kisinin birçok ayiplari örtülür ve çok hüneri açilir. Bundan dolayi kisinin dostunun çok olmasi gerekir. Ama yeni dost tutunca eski dostlarindan da yüzünü çevirme.

Dostlarinin dostlarini da düsün, onlar da senin dostlarindir. Düsmanlarinla dost olan dosttan da çekin. Ayrica dostuna düsman olan dosttan da sakin. Önüne kim gelirse sebepsiz yere seni sikâyet eden dostlardan uzak dur. Böyle kisiden dostluk bekleme ve dünyada hiç kimseyi ayipsiz sanma.

Iyilerle kötüleri birbirinden ayird et. Iyilerle gönülden dost ol, kötülerle dil ucuyla dostlugun olsun. Çünkü kisinin daima iyilere isi düsmez. Eger bir kötü kisiye isin düserse dostlugun sebebiyle elde edersin. Öyleyse kötülerle de dostluk et.



Düsmanin güleryüzüne aldanma

Ey ogul!

Kimseye düsman olmamaya çalis. Eger bir kimse sana düsman olursa korkma ve önem verme. Çünkü, "düsmani olmayan kisi, düsmanin eglencesi olur" demislerdir. Gizli ve açik, düsmanin isinden habersiz olma. Çünkü o daima kötü tasarilarla seni aldatma hesaplan pesindedir. Sen de bir an bile oun kötü oyunlarindan kendini güvende sanmayasin.

Düsmaninin tasarladigi oyunlari her an sora dur, tâ ki düsmanin belâsina ve âfetlerine ugramayasin. Sonra, firsat düsmedikçe düsmanligini belli etme ve düsmanina karsi ne kadar büyüklük taslarsan tasla, kendini düsmana büyük göster. Ne kadar düsmüs olsan da ona durumunu alçak gösterme.

Düsmaninin güleryüz göstermesine, tatli sözüne aldanip gönül baglama ve inanma. Eger düsman sana seker gösterse, sen onu aci bir sey san. Düsmanin ne kadar küçük olsa da, onu hor görme.

Bir düsmanin senden aman dilerse, ne kadar düsmanin olsa da ve sana ne kadar eziyet etmisse de sen ona aman ver ve düsmanin aman dilemesini çok büyük bir nimet yerine say. Çünkü düsmanin yenilmesi, kaçmasi ve ölmesi nasilsa, aman dilemesi de öyledir. Düsmanini güçsüz gördügünde birden emin olup oturma, onu arada sirada gözetleyedur.



Ikiyüzlü insanlardan uzak ol

Ey ogul!

Önce isi yapmaya; sonra yaptigini söylemeye gayret et. Baskasinin sana dil uzatmasini istemiyorsan, sen de kimseye dil uzatma.

Asla ikiyüzlülük etme ve ikiyüzlü insanlardan uzak ol. Yedi basli ejderhadan korkma, ama "evet" deyiciden kork. Çünkü onun söz götürüp getirmekten bir anda yirttigini sen bir yilda dikemezsin.

Birisi senin bir ayibini yakarlasa, o ayibi hemen kendinden uzaklastir.

Kendini itibarli bir yere geçirme, tâ ki o yerden uluorta asagi inmeyesin.



Özür dilememek için hatâ yapma

Ey ogul!

Olur olmaz her suç için kimseyi cezalandirmayi düsünme. Eger birisi bir suç islerse, büyüklük göster ve ondan özür dilemesini iste. Çünkü o suçlu Âdem ogludur, âlemde suçu önce Âdem atamiz isledi.

Küçük bir suç için kimseyi suçlama, tâ ki seni de baskalari yok yere suçlamasinlar. Yani "keske böyle yapmasaydi" diye suçlamasinlar.

Yok yere öfkelenme, Kizginligini yutmayi aliskanlik haline getir.

Birisi senin yaninda hata yapsa, sonra da dönüp af dilese, o hatayi bagislamayi boynunun borcu bil. Çok büyük bir suç olsa da affetmek güzeldir. Her islenen hataya ceza verecek olsan büyüklügün nerede kalir?

Sonra özür dilememek için hatâ yapmamaya çalis. Birisine karsi aniden hata islersen özür dilemekten utanma.

Senden de suçlular af isterse sen de bagisla, dileklerini kabul et.



Cömert kimselerden bir sey iste

Ey ogul!

Eger birisinden bir sey istemeyi düsünürsen, önce onu dene, gör; o kisi cömert midir, yoksa cimri midir? Cömertse ihtiyacini dile getir, ama dilek vaktini de gözet. Yani o kisinin gönlü dar veya aç oldugu vakit dilegini dileme ki umdugundan mahrum kalmayasin. Sonra dilersen mümkün olani dile, ele geçmesi mümkün olmayan seyi dileme, tâ ki elde edebilesin.

Bir istekte bulunmaya gittigin vakit önce iyi sözler tasarla ve hos bir edep ve usûlle ortaya uygun bir söz at, sonra buna uygun bir davranisla sözü maksadina getir ve hacetini dile. Söyledigin sözlerle ona lütuf göster, "Hacet vaktinde lütuf göstermek ikinci aracidir" demisler, yani lütuf, sözü geçen kisi gibidir. Lütuf göstermenin, ona en yakininin söylemesi kadar yardimi vardir.

Öyleyse bir dilekte bulundugun kimsenin katinda kendini bir aciz kul yerinde görmelisin, "insan iyilige kuldur." Biz Allah'a, her an Onun dergâhina ihtiyacimiz oldugu için kulluk ederiz. Eger muhtaç olmasaydi, hiç kimse Allah'a yüzünü ve yönünü döndürmezdi.

Dilek diledin ve dilegin kabul edildi, verdiler, o kisiye tesekkürünü yerine getir, onu hosnut et. Böylece dilegin artarak devam eder. Nitekim Allah buyurur: "Sükür nimet çokluguna sebep olur." Allah, sükreden kullarini sever.

Hem, önceki dilek kabul olunca tesekkür etmek, ikinci dilegin kabul olunmasinin da umududur. Birisinden bir dilekte bulundun, fakat dilegin kabul edilmedi; bunu da kendi talihinden bil. Varip o kisiyi halka sikâyet etme, "Hacetimi bitirmedi" deme. Çünkü o senin halka sikâyet etmene önem verseydi, hacetini bitirirdi.



Gönlünde ilim sevgisini saglamlastir

Ey ogul!

Bütün ilimlerin içinde din ilminden büyük ilim yoktur. Din, kökü birlik olan bir agaçtir, dallari seriattir ve bunlari birbirinden ayiran dünya menfaatidir.

Gücün yettigi kadar din ilmine çalis, din ilmini bilenlerin etrafinda dolas, tâ ki hem dünyayi elde edesin, hem de âhireti ele geçiresin. Allah nasip ederse önce din ilmine yapis, çünkü o gövdedir, kalani daldir. Gövdesiz dal istemek sapiklik nisanidir.

Eger bu dedigim islerden ilmi istersen kanaatkar ol, yani helâli ve harami seçici ol, açgözlü olma. Gönlünde ilim sevgisini saglamlastir, dünya sevgisini gider. Söyle ki: Ilme dost olmalisin, dünyaya düsman. Cefaya ve zahmete dayanikli ol. Gece uyumayi ve erken uyanmayi huy edin.



Yanindan kitap eksik olmasin

Ey ogul!

Yazmaya ve okumaya karsi çok hirsli ol, yani yazmaktan ve okumaktan baska hiçbir seye istegin olmasin. Gayet alçakgönüllü ol, burnu büyük olma. Okumaktan üsenme, ne okursan ezberle ve ezberini tekrarla.

Âlimleri sev ve daima ilim ehline yakinlas, onlarin katinda saygili ol, edepsiz olma. Ilim ögrenmekte hirsli ol, unutkan olma. Ama hocana ve her iyilik gördügüne karsi haktanir ol. Yanindan kitap, kalem eksik olmasin. Gönlün bunlardan baska seylerle ugrasmasin.



Uzak fikirli ve ince bakisli ol

Ey ogul!

Ne isitirsen aklindan tutmaya çalis. Sözü az söyle, ileri görüslü ve ince fikirli ve kusursuz ol, kusurluluga razi olma. Çünkü bir ilim talibi bu dedigim gibi olursa, çok süre geçmeden benzeri bulunmayan bir âlim olur.

Eger çalisip âlim olursan, gayet dindar olmalisin. Ibadette, namaz, oruç ve taat bucagina komsu ol, elbiseni daima temiz tut ve hazir cevap ol. Sana sorulan her türlü meselede düsünmeden cevap verme. Uygunsuz hareketlerin hosuna gitmesin. Baskasinin uygunsuz sözüyle hareket etme. Kendi görüsünü baskasinin görüsünden üstün tutmamaya çalis. Zayif bir mesele için, "Bu meselenin iki yüzü ve iki söylenisi vardir" deyip hareket etme.



Seriatin hükümlerini iyi koru

Konusma sirasinda kaskati kesilip durma. Karsina, sagina soluna bakarak konus ve hararetli hararetli konusurken, sözü çevirip gevsek gevsek konusma. Toplulukta seni dinleyen halki her an kontrol et. Ince görüslülükle iyiden iyiye bak, eger agir nükteler hoslarina gidiyorsa güzel nükteler yap. Yok, eger ämiyane nükteler istiyorlarsa sen de amiyane konus. Toplulukta söyledigin her sözü aklinda tut ve ayni unutma ki bir toplulukta onu tekrar etmeyesin.

Her an açik yüzlü ol, asik yüzlü olma. Tenini ve giysini daima temiz tut, seriatin hükümlerini, içinde ve disinda iyi koru: Namaz gibi, oruç gibi ve nafile ibadet gibi..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 13

Kategori: Dede Ruhlu


Nâbî'nin Ogluna Verdigi Ögütler


Hayriye, sair Nâbî'nin aruz vezniyle yazdigi manzum bir ögüt kitabidir. Bir divan edebiyati sairi olan Yusuf Nâbî, daha çok bu eseriyle taninir. Sair bu eserini oglu Ebü'1-Hayr Mehmed Çelebi adina yazar ve muhatap da ogludur. Kitap kendi dönemi için oldugu kadar günümüz için de sasmaz ve degismez dersler, ögütler ve nasihatlerle doludur. Kitabin diger önemli yönü de, devrinin iç yüzünü ve sosyal hayatini yansitmasiyla da tarihî bir vesika olusudur.

Hayriye kaleme alindigi günden itibaren çok sevilmis ve en çok okunan kitaplar arasina geçmistir. Nabi, bu eserinde hiçbir makam ve mevki ayrimi gözetmeden, nereden ve kimden gelirse gelsin kötülüklere hep karsi çikmis ve insanlara devamli bir ümit ve yasama sevki vermis, hayati güzellestirmeyi hedef edinmistir.

Hayriye'nin yazildigi dönem (1700) Osmanlinin inise geçtigi yillara rastlar. Saraya Valide Sultanlar hâkim olmustur. Yeniçeri kazan kaldirip isyan etmektedir. Halk bu kargasadan oldukça payini almaktadir. Devlet idaresinde kaht-i rical yasanmaktadir, yetersiz kisiler idarede söz sahibidirler. 18. yüzyilin baslarindan itibaren devlet çarki laçka olmustur. Sik sik padisahlar degismekte, azledilmektedir. Toplum düzeni gün geçtikçe bozulur olmustur, bir önceki gün aranir hale gelmistir. Sosyal ve ekonomik hayattaki bozulmalari halk adetâ kaniksamis durumdadir. Gün gelmis, gece sokaga çikmak bile bir cesaret halini almistir. Anadolu'da iç isyanlar basini almis gitmistir. Halk perisan ve çaresizdir. Böylece Osmanli içte ve dista hayatî mücadele vermek zorunda birakilmistir.

Bu menfi sartlarin yaninda müsbet hizmetler, halkin refah ve huzuruna yönelik gayretler olmuyor degildir. Iste Nâbî gibi edib ve sairler; ilim ve hikmet ehli çesitli sekillerde bozukluklarin önüne geçme çabasi içindedirler. Hayriye bu hayirli tesebbüslerden sadece birisidir ve o günün yaralanmis Osmanli toplumu için bir ilâç hükmünü almistir. Kitap elden ele, dilden dile dolasmis ve âdeta içilerek okunur hale gelmistir.

Günümüz sartlari ve gidisati gözününe getirilirse, tarihin tekerrür ettigini görecegiz. Üç asir önceki Osmanli toplumu ile günümüz Cumhuriyet toplumu ayni dertlerle muztarip ve ayni tedavi sekillerine muhtaç haldedir. Hayriye'den yaptigimiz seçmeler bu çerçevede gözden geçirilirse herkes kendi derdine derman bulacaktir.

Manzum halde Islâm harfleriyle yazilan Hayriye, degerli ilim adami Doç. Dr. Iskender Pala tarafindan yeni harflere geçirilmis ve anlasilir, sade ve tatli bir Türkçe ile sadelestirilmistir. Bedir Yayinevi tarafindan da güzel ve temiz bir baski ile 1989'da yayinlanmistir.

Metin ve tercümesi ile birlikte 1647 beyit, 34 bölüm ve 223 sayfadan meydana gelen Hayriye'nin daha çok günümüze isik tutan bölümlerini ve beyitlerinden seçmeler yaptik. Kitapta beyitler sayfanin üst kisminda, tercüme ise çizginin altinda numaralanmis sekilde yer almaktadir. Biz numaralari vermedik. Sadece tercümesi yapilan ve numaralandirilan her beyti birer paragraf halinde sunmaya çalistik. Bu arada okuyucuya kolaylik saglamasi için de yazarin kendi bölüm basliklarindan ziyade ara basliklar çikararak kisa, ara bölümler halinde vermeye çalistik.



Ögütlerin yazilis sebebi

Ey isteklerimin sevinç artiran çeragi! Ey Aziz ve Celil olan Allah'in bagisi ogul!

Bendeki özelliklerin ve sahsî erdemlerin hepsi sende ayniyla mevcut.

Sende methedilecek ahlâk çoktur ve çok sükür, ben de o bakimdan zararda degilim.

Bunlardan biri, güzel yaratilisinin kokusudur. Edebe dair alametler ise sende yaratilistan mevcut...

Lâkin babanin bu söyledikleri de evladina fazladan bir tesirde bulunsun.

Kulaklarina bir küpe olsun diye ve sana akillica bir sermaye olmasi için.

Ey babasinin cani! Istedigim, bunlarin her zaman kulaginda küpe olmasidir.

Dilerim ki bunu, canindan da nazik tutasin ve bir an bile yanindan ayirmayasin, aklindan çikarmayasin!

Bunun feyzi mahser gününe dek yürürlükte olsun ve hem seni, hem de baskalarini kusatsin.

Bu nimetten sen de yiyip istifade edesin ve "babamin yadigâridir" diye anasin.

Böylece sen ölünce lütfunla ruhumu sad edesin ve bir dua ile beni daima hatirlayasin.

Islediklerinin daima sonunu düsün ve böylece din evin onarilmis olsun.



Islâmin bes temeli

Islâm yapisinin bes temeli hikmet ölçüsüyle yükseldi.

Bu binanin içinde olan kisi rahattir. Disi ise fenaliklarin ayaklari altinda kalmistir.

Bilhassa seher vaktinde hiç yatma, uyanik ol. O vakitte kendini tevbe seccadesine vakfet.

O saatte Allah huzurunda el baglayip hatalarindan dolayi göz yasi dökmek ne saadettir.

Secde için alnini yere koy da yeryüzünde gerçek saltanat ne imis bir gör.

Eger Islâmin degerini gerçekten anlayabilseydin, namazi kilmak için bir an bile gecikmezdin.

Gerçi senin yasindaki çocuklar bunu anlayamaz, ama yine de sana bu sirri açiklayayim.

Çalis ve gayret göster ki git gide bunun hikmetini anlayacaksin.

Ey parlak ay gibi olan ogul! Eger namaz kilacak olursan elif gibi düzgün durmalisin.

Rükûya vardiginda da dal harfi ortaya çikar. Bu söz Peygamber simdir, bilesin!

Ey harikulade ruh ogul! Insan olup bunu anlayabilirsen, secdeye kapandiginda da mim harfinin daire sekli görünür.

Anla ki "Namaz kilmayan kisi, hiç âdem olur mu?" sözündeki sirlar sana açilir.



Oruç bir rahmet sofrasidir

Ey babalik baginin seçkin meyvesi! Ey hayat denizindeki sadefin incisi ogul!

Hasta olmadiktan ve vücudun halsiz kalmadiktan sonra Ramazan orucunu sakin geçirme.

Oruç, Allah'in kullarina bir lütfudur. Orucun mükâfatini bizzat Allah verir.

Oruç bir rahmet sofrasidir. Oruçlu için ise nurdan bir elbisedir.

Oruç gizli tutulan gizli bir ibadettir. Onun için asla oruca riya giremez.

Oruç, Allah'in ezelî kudret ve kuvvetine mensup temiz bir gizliliktir. Oruç melekiyet sifatina bürünmektir.

Oruç, Cennet nimetlerinin yol göstericisidir. Böylece oruçta yeme içmeyi terketmek bir rahmet sebebi olur.

Ta gecenin karanligi uzadigi bir vakitte günesin parlak yüzük tasi, senin agzina mühür vurur, yeme içme kesilir.

Artik kendi nurun parlamaya baslar ve kötü amellerin gece karanligina gömülür, affedilir.

O ne saadettir ki dudagin kapali oldugu için, yeme-içme olmadigi için bütün beyhude islerden uzaklasmissindir.



Kabe yoluna git

Ey can güllügünün taze yetismis gülü! Ey bilgi ve anlayis dimagini kokularla donatan ogul!

Yola çikacaksan mutlaka Kabe yoluna git. Gayesiz bosuna yapilmis bir yolculuk cehennem atesine götürür.

Hacer-i Esved, Allah'in sevgili kullarinin, öperek sifa bulduklari bir tastir.

Günahlardan minnetsizce yikanip temizlenmek için Altin Oluktan rahmet dökülür.

Zemzem suyu ferahlik verici bir ilaç gibidir. Ondan içen suçlu kullara sifa verir, günahlarindan arinmalarini saglar.

"Lebbeyk" sadalarini çikaran nefesler göklere dogru uydular gibi yükselir, giderler.

Bu ne ikbal, bu ne saadet ve ne mertebedir ki Allah'in evini tavaf edersin.

Arefe günü, yarligayici Allah'in, insanlari hesap için topladigi kiyamet gününden bir örnektir.

Arafat'in o berrakligi ve ter temizligi, satir satir günahlarin affi için berat yazmaktadir.

Orada günahtan kararmis defterler yikanmis, paklanmis ve orada günaha esir olanlar azat olunmustur.

Ihramlar içindeki hacilarin olusturduklari gümüs halkanin üstünde Rahmet dagi bir yüzük tasi gibi durur.

Ey ogulcugum! Eger sen Kabe'nin etrafini tavaf eden bir pergel olursan, bir gün elbet kazanç noktasi sana kendini gösterecektir, karsiligini kiyamette alirsin.



Malini muhtaçlardan esirgeme

Ey sadefin kulak süsleyen incisi! Ey seref hanedaninin hayirli halefi ogul!

Üzerinde zekâta ait olan bir tanecik bile birakma. Zekâtini ver ki malin bereketi ve hayri olsun.

Zekâta ayrilan o mal Hazret-i Allah'in hakkidir, sen de edasini ihmal etme.

Zekât, fakirlerin hakkidir. Ondan elini çekme, vermemezlik yapma ki temiz olan malini kirletmeyesin.

Zekâtini verdikçe Allah'in emri üzerinesin ve Allah senin o malinin birine on verir.

Malinin zekâtini vermezsen bereketi kalmaz ve o nimet sende fazla durmaz.

Malin telef olmasi, zekâtini vermemektendir. Ayrica zekâti vermemek bazi musibetlere de hedef olur.

Dine uyularak verilen zekât, malin tohumudur ve zekât olarak verilen mal, bu tohum, Allah katinda kabul topragina ekilmis olur.

Serpilmis tohum yerden fazlasiyla biter ki, bu da iki âlemde sana yeterlidir.

Fakirligi ve zenginligi yaratan Allah, zekâti da fakirlere tahsis etmis.

Her seye kadir olan Allah'in seni zengin yaratirken onu da fakir etmesinin elbette bir hikmeti vardir.

Fakirlerin hakkini kesme. Senesi geldikçe zekâtini ver.

Ayrica sadaka vererek de zekâtini tamamla. Bir mal için zekât kök, sadaka ise dalbudaktir.

Sadakadan elde edilecek sevabin siniri yoktur. Nitekim bunu kuvvetlendiren bir çok da ayetler vardir.

Fakirler zenginlerin aynasidir. Nitekim her sey ziddi ile vardir.

Eger Allah'in takdiri, seni onun yerine fakir yaratsaydi, bunu degistirmeye gücün yeter miydi?

Fakirlik olmayinca zenginligin güzelligi ve çekiciligi kalmaz. Iste Allah bunu böyle yaratmis.

Nimetin sükrüne sebep fakirliktir. Devlet ve ikbalin güzel olusuna süs yine fakirliktir.

Bu fani dünyada fakirler olmasa acaba sen zekâtini kime verirdin?

Fakir, zekâti almaktan kaçinirsa üzül, alirsa da memnun ol, sevin.

Zekât, senin ikbaline ve varligina bir vesiledir. Bunu da Allah tarafindan sana verilmis bir nimet ve lütuf kabul et.

Allah'in verdigi nimete sükretmesini bil ki ekmegin ve suyun ziyadelessin.

Fukaraya merhamet nazariyla bak. Sertlikle konusma, cömertlik et.

Malini muhtaçlardan esirgeme. Allah'in sana verdigi nimetten açlara ve yoksullara yedir.

Kapini, fakirlerin bos dönmeyecekleri bir hale getir ve mümkün oldugu kadar ihsanda bulun.

Acikmisi doyurmak, her gün nafile oruç tutmaktan hayirlidir.

Senin elinden bir açin doymasi, nice camiyi tamir ettirmenden yegdir.

Bir susuza su vermen, her yil Kabe'yi ziyaret etmenden daha hayirlidir.

Senin yüzünden ihtiyaç sahiplerinin sevinmesi ne büyük saadet, ne büyük yücelik, ne büyük devlettir.

O geçim mali ne kutludur ki, fakirler onunla ihtiyaçlarini karsilarlar...

Ve o mal sahibi ne saâdetlidir ki bin yere azik gönderir.

Bir fakire yardimi dokunan kisi gerçekten dine layik kisidir ve o kisinin hayri baskalarina da geçer.

Sakin fukaraya tiksinti ile bakma ve asla ihsanda bulunmaktan kaçinma.

Ihsanda bulunarak çocuklari sevindir. Gönüllerini alarak kalplerini mamur et.

Hele hele yetimlerin ve kimsesizlerin yarali gönüllerine merhem olursa...

Eger gidisatini düzelttiysen ve Allah da sana malca nimet ve zenginlik verdiyse nimete nankörlük semtine sakin ayak basma ve hem fiil, hem de söz ile sükrünü eda et.

Gerçi sükür kelimesi herkesçe bilinir, herkes sükreder, ama sen yine de can u gönülden sükret.

Hem gizli gizli ve çok çok sükret; hem de ayni sekilde ihtiyaç sahiplerine ihsanda bulun.

Allah'in kullarini aç, elbiseye, ekmege ve yiyecege muhtaç görünce ihsan kapisini sakin kapatma ve sana hacetini bildireni sakin geri çevirme.



Misafire ikram et

Evine gelen misafir kim olursa olsun elinde bulunan her seyle sofrani donat.

Misafire kiymeti ölçüsünde tazim göster ve misafirligin sanina yakisir ikramda bulun.

Misafir kaba saba bir kisi bile olsa sabir göster ve bir tatli dil ile hatirini yap.

Misafirin gözünü hasret çektigi seyden perdeleme ve isteginin imkâni varsa onu ondan esirgeme.

Misafirin gönlünü bos kuruntulardan kurtar. Isteginin yerine getirilmesi için imkânlarinin hepsini kullan.

Misafirin arzusunu yerine getirmek elinde degilse o garibi küstürmeden geri çevirmeye çalis.



Yaptigin hayri basa kakma

Fakirlere lütuf ve ihsanda bulundugunda riyakâr davranmamak da ayrica tesekküre deger.

Eger fukaraya ihsanda bulunursan bunu gizli yap ve yardim ettigini yalnizca Allah Teâla bilsin.

Yaptigin hayri sakin basa kakarak bosa giderme, Karsindakinin utanmasina meydan verme ve ancak kendin utan.

Nice insanlar yardim istemekten utanirlar. Senin vazifen bu durumda olanlari arayip bulmaktir.

Nice ikbali ile asagilik olmus kisiler vardir ki bunlar kendi felaketlerinin ayaklari altina düsmüslerdir.

Öyleleri de vardir ki fakirlik kösesinde ayaklar altinda kalmistir da bir sey isteyip dilenemez.

Iste böyle kisiler için sen bir çare ulastiran ol, ki bu hareket altin tavan yapmakta daha iyidir.

Bu islerdeki inceligi anla ki aslinda yaptigin hayir senin kendinedir.

Eger yardiminda karsindakini incitirsen yahut riya için yaparsan, bunun hayri ne sana, ne de ona fayda etmez ve kaybolup gider.

Kimsesizlere yardim dagitmak; zenginleri davet etmekten elbette çok daha üstündür.

Oysa o zenginler hem yer içerler; hem de seni çekistirirler ve bir noksanin varsa onu anlatirlar.



Ilimlerle kendini donat

Ey edeb çimenligini süsleyen fidan; ey babasinin gönlüne ve gözüne nur bagislayan ogul!

Gece gündüz serefli mukaddes, ilimlere çalis ve hayvan gibi cahil kalma da ilim ögrenen ol.

Ilim Allah'in sifatlarindandir ve dolayisiyla tüm sifatlarin en yücesi ilim sifatidir, ilim her seyin üstündedir.

Ilim ögrenmeye çalis ve bilgililerin bilgisi ol. Resûl-i Ekrem efendimiz ilim ögrenmenin farz oldugunu söyledi.

Yine o ilim sahibi Peygamber dedi ki "Besikten mezara kadar ilim ögreniniz!"

Nur diyarinin sultani ilim hakkinda "Rabbi zidnî" (Rabbim, ilmimi artir) istegine memur oldu.

Öyle bir ilim sehrini arayip bul ki kapisi Peygamber'in (a.s.m.) damadi Ali olsun.

Varligin yüzünün süsleyicisi ilimdir. Var ile yoku bilme yolu, yine ilimdir.

Ilim ilâhî bir sofradir. Ilim Allah'tan insanlara bir bagis, bir bahsistir.

Deger ve yücelik rabitasi ilimdir. Gönül berrakligi ve agirbasliligin sebebi ilimdir.

Ilim, büyüklük ve mertebenin güvenligi ve koruyucusu; ilim, dogrulugun ve talihin kopmayan bagi...

Ilim, sahili olmayan bir denizdir ki onun içinde âlim geçinenler gerçekte cahildir.

Allah, cahillik için "ölüm", ilim için "hayat"tir dedi. Sen de sakin ölü gurubuyla ayni durumda olma.

Cahillik ile ebedî hayattan mahrum olma ve iyi ile kötüyü ilim vasitasiyla birbirinden ayir.

Çesitli ilimler ile kendini donat, zihnini doldur. Belki bir gün ona ihtiyacin olur da kullanman gerekir.

Bir seyi bilmek, soruldugu zaman "Ben onu bilmiyorum" demekten daha güzel degil mi?

Peygamber efendimizin (a.s.m.) insanlara telkini "Ilim Çin'de de olsa gidip aliniz." hadîsidir.



Ilmi ehlinden ögren

Bir seyi ehlinden ögren ve bunu yaparken utanma. Çünkü her seyin âlimligi, cahilliginden daha iyidir.

Bir seyden habersiz olan câhil nerde; her seyi bilen nerde! Hiç gören ile âmâ bir olur mu?

Ne kadar ululuk ve maddi üstünlük bulsa da câhile mevki ile yücelik gelmez.

Cehalet insana bir belâ zindanidir ki içine düsenler ondan kurtulusun yüzünü görmez.

Ilim, varligin; cahillik ise yoklugun kaynagidir. Hiç var ile yok beraber olabilir mi?

Ilimle ugrasmak kadar yüce bir is olmadi. Ilimden de hiç kimse elem görmedi.

Yaratici olan Allah'in sifatlarina sinir olmadigi gibi ilmin serefine de bir son yoktur.

Sakin ilmin dis kabugunda kalma. Mânâlarin özüne ulasmaya bak.

Ilmin dis kabugunda kalmak, kusun tek kanatla uçmaya kalkmasi gibidir. Onun için sen de ilmin disinda kalmayip içine dogru yönel.

Nitekim yürünüp geçilen yer, evin disidir. Oturulup durulacak yer ise o evin içindeki halvettir.

Hiç denizin sahilinde inci olur mu? Cevher istiyorsan elbette derinine dalman lâzim.



Dilinde ve gönlünde Allah olsun

Ey varlik ve vücud mecmuasinin seçkin nüshasi, ey sifat aynasinin süslü ve yakisikli resmi ogul!

Bu ögüdümü kulagina asili bir küpe eyle: "Sakin kimseye fazilet satmaya kalkma!"

Insani hakikate yaklastiran, Allah yolunda yüce mertebelere ulasan kisilerin temiz nefesleri, sözleridir.

Eger devrinde mürsid-i kâmil bulunmazsa, sana Kur'an bir mürsid olarak yeter.

Arif ol, sakin ham sofu olma; gayret göster de yakin sirrina, Allah ilmine erenlerden ol.

Allah seni Kendisini bilmen için ve Ona candan kulluk etmen için yaratti.

Asil lâzim olan dünya denilen bu evin sahibidir (Allah'tir). Cahiller ise sahibi yerine evini isterler.

Evin sahibi senin olasiya kadar gece gündüz çalis ve bunun için pervane ol.

Dilindeki ve gönlündeki daima Allah olsun. Ugruna can verdigin yer, yine Allah'in yüce dergâhi olsun.

Cennet ümidi ve Cehennem korkusu ile çalisma. Ey gerçegi gören kisi! Cennet ve Cehennemin asil sahibini isteyip bul.

Kendini ara, bul! Sen kimsin? Kim oldugunu idrak et ki iki âlem sana apaçik görünsün.

Âmâ o kisidir ki hakikat kapilari kapandigi zaman varliklari hakikatleriyle göremez.

Peygamberlerin övüncü Hazret-i Peygamber (a.s.m.) bile, hakikatler kendisine açilsin diye duada bulunurdu.



Her gördügüne istek duyma

Kimseye ihtiyacini arz etme de, minnet yükü altinda egrilme.

Istegin için agzini sakin açma; dilenme sözleriyle dudagini bulastirma.

Sana ayrilmis olan rizik elbette seni bulur. Öyleyse açgözlülükten ele geçen yalnizca yüzsuyu dökmektir.

Sana takdir olunmamis rizik ele geçmez; sana ayrilmis olan da asla baskasina gitmez.

Kiymetini bilip harcamayan için yüzsuyu, bengisudur ki Nil ve Firat nehirleri onun bir damlasina bile susamislardir.

Kiymetini yücelt, bayagi olma. Her gördügüne istek duyma!

Kimin elinde ne var ki isteyesin. Onu yahut bunu "bana ver!" diyesin.

O kul da Allah'in ihsanina muhtaçtir ve Allah'in bagisina baglanip kalmistir.

O acizin lütfedecek hali mi var, yahut sana bagislayacak mali mi var?

Allah, lütfunu herkese karsilik beklemeden verir. Kulun mülkiyeti ise arada yalnizca bir vasitadir.

Gerçi sebebi terkedip bagista bulunmamak sevap degildir, ama sebep, müsebbibsiz hiçbir ise yaramaz.

Sana rizik olarak verilen seyin seni bulmasi için birinden istemeye ihtiyacin oldugunu sanma. Baskasindan isteyip de bos yere mihnet ve sikinti çekme.

Allah'in sana bahsedecegine güven ki rizkin, sana kavusmak için senin ona olan askindan daha büyük âsiktir; sen ona yürürken o sana dogru kosar.

Allah'in verdigi ile yetinip evciginin kösesinde rahat yasamak hostur.

Hakkin ve ruhsatin olmadan bir mala el uzatma. Halini bilecek olan, senden daha büyük ve bilgili olan Allah'tir.



Rizkina kanaat et

Rizki veren Allah'in sana ayirdigina gönlünü bagla, razi ol ve her ne verdiyse ona kanaat et.

Rizki hikmetle veren Allah, senin halini bilir ve rizkini, ihtiyacin oldugu anda gönderir.

Senin rizkin sadece herhangi bir mal dolayisiyla degildir. Rezzâk olan Allah, baska sebeplerle de sana rizik ulastirir.

Para, yenilen sey degil, sadece rizkini saglamada bir vasitadir. Sonuçta yenilecek sey, yine Allah'in yarattigi nimettir.

Eger altini ve gümüsü harman etsen; ekmek, pirinç ve yagin yerini tutmaz, altin ve gümüsü dislerimizle yiyemeyiz.

Fakirlik seni hiç korkutmasin ki, nimetin sahibi olan Allah, hiç kulunu aç birakir mi?

Minnet ile olan nimeti yeme, hatta kokusunda minnet olan gülü bile koklama.

Ey babasinin cani! Eger sana birisi birsey verirse sakin alma, doygun ol.

Gözünü ve gönlünü zengin tut. Lütfen açgözlü ve asagilik olma.

Ancak sana ikram eden gerçekten sadik dostun olursa ve külfetsiz karsiliksiz ikramda bulunursa kabul et.

Sen de o dostuna karsilik ver ve onu ikram ile mükâfatlandir.

Vefa elini vadeye açik tut. Kime bir vaadde bulunursan yerine getir.

Zimmetinde bulunana ve himmete vade vermeyi borç bil. Vadettiginden geri dönmeyi kisiligine kusur say.



Söyledigin az, manasi çok olsun

Dostunu bir latifeye feda etme ki, tuz ekmek hakkini ara yerden kaldirip atmis olmayasin.

Bunlar samimi dostlar için nefret sahibi olur. Sonunda mutlaka bir kötülüge sebep olur.

Latifenin bile —ki zarif ve nükteli olursa güzeldir— bir tarafi yanar ates gibidir.

Hele hele dostlarin kalbine saplanan bir söz okuna, yergi ve alaya latife demek bile olmaz.

Kasten yapilmis keskin basli kirici bir latife, dostlarini agzina kadar dolu bir çekisme içine sürükler.

Zarif kisilerin latife dedikleri sey, yerinde söylenmis cilveli güzel sözdür.

Söyledigin az, mânâsi çok olsun ve asla kimsenin gönlünü incitmesin.

Söyledigin söz, gönül bagindan yeni koparilmis bir gül olmali, onu duyan da içindeki mânâ ile bülbül olmali.

O söz, gül kokusu gibi gönülleri açmali ve gönüllerden kinleri gidermeli.

Gönüllere vuslat müjdesi gibi olmali, onu isiten ragbet ile sevke gelmeli.

Böyle olursa latife ne güzel. Eger böyle olmazsa onu terketmeyi amelin hayirlisi say.

Kimseyi kötüleyip dedikodusunu yapma. Bunu yapmak akilli kisiler için bir ayiptir.

Dedikoduculuk ve baskasini kötülemenin lüzumu ve lezzeti yok. Üstelik günahi, diger suçlardan da fazla.

Bunlari yaparsan dostlarin senden emin olamazlar ve adin anildikça senden nefret ederler.

Dedikodu ve baskasini kötülemek, onu yapan kisiyi de kötü andirir. Zaten bu tip kisilerin nasibi de yoktur.

Allah seni bu tür islerden koruya. Temiz kalpli ve rahat canli olasin ey ogul!



Herkesle iyi geçin

Ey yol ve yordamin üstün vasiflarinin bakis dikicisi, ey red ve kabulün manzarasina bakan ogul!

Komsularina egri bakisla bakma! Mahrum ve düskünlere iltifatta bulun!

Konu komsuyla iyi geçinerek onlarin hakkini gözet! Kimse senden incinmesin!

Tek basina bir lokmaya agiz açma, yediklerinden onlari da faydalandir.

Sana ihtiyaçlari oldukça onlara yardim et, civarini düskünlerin siginacaklari bir yer haline getir.

Kimseye kin ve düsmanlik gütme. Iyi geçinmeyi terk etmeyi de âdet edinme.

Öfke, hiddet ve kin gösterme! Kimseye alnini kiristirarak bakma!

Herkesle iyi geçin! Cimri de olsa herkes ile gönlün hos olsun!

Dostlanrinin haricinde bir kimse de olsa onlari incitme! Hoyrat teklif ile kalplerim kirma!

Kimse senin suratindan muzdarip olmasin! Bütün dünya iyi huyunun esiri olsun!

Kimseyi eziyet ile incitme! Hatta sana eziyet etse bile onu azarlama! Dostlarina yar ol, yük olma! Kötü huy ile kalplerini kirma!

Eziyet ile kimsenin canini sikma, gönüllerini yapmaya çalis, sakin yikma!

Sakin kimseye karsi iddiacilikla direnme! Böylece inatçilardan Settâr (ayiplari örtücü olan Allah) seni saklar!

Bir baskasi için vâsi, kefil ve vekil olup haksizlik yüzünden dünya ve ahirette zelil olma!

Mahkeme salonuna hiç yolun düsmesin. Sakin basini kuru kavgaya bulastirma!

Insanlarla kavga ve çekisme halinde olanin eline rahatsizlik ve sikintidan baska birsey girmez!

Kimse ile inatlasma ve kimseye ayak direme ki bunlar, düsmanlik atesini tutusturur!

Kötü is için adimini atma ve bir elin daima hayirda olsun!

Padisahin (idarecinin) kapisina sikâyet dolayisiyla varma, sana kötülükte bulunani Allah'a havale eyle!

Elin gögsünde bekle ve dervis tavrinda ol! Böylece gam yemez ve dertsiz tasasiz olursun!



Huyca zengin ol

Ey hayat denizinin en birinci incisi; ey güzel vasiflarin seçkin örnegi ogul!

Mahrum oldugun iyi huylari bir say hele! Sonra da mülayim gönüllü ve dervis yaratilisi ol!

Huyca zengin, aliskanlikça alçakgönüllü ol da böylece kurtulus gülistanina kök sal!

Çatik kas ve karisik alin, suratini burusturmak, iyi ahlâka hiç de uygun düsmez.

Ahlâkça iyi yaratilisli ve mesrebce genis olmak, kalp aynasina parlaklik verir.

Güleryüzlülük rahmet alametidir. Surati eksitme ise nefrete sebep olur.

Kötü huy, kötü aliskanlik ve kötü mesreb, sahibini, ebedî olarak istenmeyen kisi yapar. Baskalari ondan kaçarlar.

Her kimin ki isi büyüklenme olsa, gidisati ve hareketleri baskalari tarafindan hazmedilmez.

Gururlu olmak seytanin sifatidir. Gururlu kisi tipki seytan gibi Allah katinda kovulur.

Büyüklenen kisilerle oturup konusma. Bu tip kisilerden daima kaçin.

Eger onlarla bir arada bulunmak kaçinilmaz olursa, artik çaresiz sen ona karsi tevazu göster.

Gerçi akilli kisiler seker gibi tatli bir söz söyleyip "Sana karsi kibirli olana sen de kibirli ol" dediler.

Lakin yine de onun bir ucu kavga ve kötülüge çikar. Onun için sen yine de onu tevazu ile savustur.

Kibir ve gurur insanin yaratilisinda mevcuttur. Bunlar müzmin bir hastalik ve bir nasir yarasidir.

Bu vadiye düsen kisi iflah olmaz. Onun kötü hastaliklari düzeltilmez.

Sakin mertebe ve makam sarhosu olma; Allah'tan gelen kötü seylere de karsi durmaya çalisma.



Kimseye büyüklük taslama

Büyüklük ve ululuk, Allah'a aittir, kullarda bu sifatlar bulunmamali.

Yaptigin her sey kullara yakisir sekilde olsun. Allah'i gücendirecek bir seye sakin elini uzatma.

Sende kibir ve gurur göründügü zaman Allah, boyunu ikiye büker, sirtini yere getirir.

Tutalim ki merteben dokuzuncu kat göge çikmis olsun, sonuçta yine de Allah'in alelade bir kulusun.

Sertlik ve kabalikla halki kapindan kovma. Kimseye el ve etegini öptürme.

Merteben ve yerin ne derece yüksek olursa olsun etegini öpülmekten uzak tut.

Insan olarak sana düsen, yüzünü yere sürmendir. Hele el-etek öptürmek de asla kula düsmez.

Kendin için ayip olan bir seyi aklindan bile geçirme, elinde oldugu müddetçe sakin basa geçme, idareci olma.

Gerçekte devlet idareciliginin davacisi çoktur, onun için o makamda senin kiymetini bilemezler diye korkarim.

Sakin kimseye büyüklük ve kibir satma ki kimse de seni saymamazlik yapmasin.



Edep insanin süsüdür

Halka yumusaklik ve alçakgönüllülükle selâm ver, onlarla bulus ve sakin onlara, ayaga kalkma külfetini yükleme.

Sana hürmet gösterilirse ne güzel; sana hürmet göstermeyen cahil ile de sakin takisma.

Utanma duygusu ve edeb sende mevcut iken elbette bunlar senin sayginligina sebeptir.

Utanma duygusu iman nurunun süsüdür. Utanmazlik ise dünya ve ahirette ne yaman seydir.

Yolu yordami iyi huylulukla göz önünde bulundur da hayatinin nasil tazelesiverdigini gör.

Edep insanin süsüdür. Edepsiz ise seytanin arkasindan gidendir...

Hazret-i Allah hâzir ve nazir, her yerde daima mevcud ve her seyi görücü iken, sakin Ona karsi edebini terketme.

Peygamberler sözüne uyup "Basit de olsa her kisinin yüzüne gül."

Peygamberler meslegini kabul et ki Peygamberimiz böyle yapmakla emrolunmustu.

Böyle yapmazsan zaten rahat edemezsin. Âlemin övüncü olan Peygamber dedi ki: "Hikmetin basi yüze gülmedir."

Sebepsiz yere insanlarla kavga etme ve asagiliklara karsi yüze gülme siperini terketme!

Dünya mihnetinden emin olmak için böyle kisilerin yüzüne gülmekten daha saglam bir kale olamaz.

Rüzgâr gibi her yere girip çikma, günes gibi de her kapiyi dolasma.



Herkesi sirrina ortak etme

Ehli olmayan kisilere sirrini açma. Âdilere, layik olmayanlara da meclise girmeleri için yol verme!

Herkesi sirlarina ortak edinme; sirrini pazarlarda satilan süs mali haline getirme, pazara düsürme.

Herkesin sözünü sadakatle ve dostça söylenmis sanma; lakin herkesi de iki yüzlü kabul etme.

Kimsenin seni methetmesiyle gururlanma, nefsini kirmaktan, körletmekten da sakin geri kalma!

Yüzüne karsi yapilan övgü ve medih, elbette gösteris pisligine bulasmistir.

Seni yüzüne karsi söz söyleyerek övüyorlarsa, o sözlerin uyuz hastaligindan bir farki yoktur.

Bu kisiler senden ümidi kestikleri andan itibaren —bayram bile olsa— artik kapini çalmaz, yanina ugramazlar.



Bir söyle, iki dinle

Ey ogul! Baskalarinin evine davetsiz olarak gitme! Hatta her davet edildigin yere degil, hürmet ehli olanlarin evine git.

Vardigin meclis dogru yolda insanlarla dolu olmalidir, fesat ve kötülük kumkumasi olmamalidir.

Gerçi davete icabet etmek gerekir, ama davet, kötülük ve dedikodudan da emin olmalidir.

Öyle kötü meclisler sana bir oyalanma yeri olamaz, oralar senin namusuna leke düsürür.

Mecliste sürekli susup durma; yeri geldikçe dil ol, yeri geldikçe kulak!

Sözünü mümkün oldugu kadar kisa tut ki, inci ve mercan gibi degerli olsun.

Söz söylerken sana "söyledigi az, mânâsi çok" hikmetinin mânâsi bir gidis yolu olsun.

Insanlarda bir dil, iki kulak vardir. Öyleyse sen de bir söyle, iki dinle.

Gerçi çok konusan hafiflik eder, bos konusur; buna karsilik, dinlemeyi tercih eden agir baslilik eder.

Sözü ne kisa, ne de uzun söyle. Sözün ne zaman söylenmesi gerektigini iyi ayarla ve sözünde ne hafif ol, ne agir.

Irfan ve olgunluk metaini teraziye koyan bilgeler dedi ki: "Çok söz ancak Kur'an'a yarasir."

Söyledigin sözü tekrarlama, bir seyi iki defa söyleme.

Tekrar edilecek söz ya zikir, yahut Allah'tan bagislanmayi isteme sözü olmalidir:

Zikir yaparken alenen dudaklarini kipirdatma, zikir ve Allah'i anis gizli gerektir.



Kimsenin ayibini yüzüne vurma

Riyakarlik meclisine asagilik kisiler katilir, ondan elde edilen sonuç da fenaliklarin yagmalanmasi olur.

Kimseye sertlikle cevap verme, bilakis lütuf ve yücelikle hitap et.

Kimsenin ayibini yüzüne vurma; bir kisi ayipli da olsa onun sözünü sonuna kadar dinle.

Asla kimseyi cahillikle suçlayip da Allah'in yarattigi bir insani ayiplandirma.

Aman ha! Kimseyi ayibiyla ayiplama! Böyle bir seyin sonucu ebedî bir tasa olur.

Ilim cevherini sana bagislayan Allah, sana ilmi; ona da cehaleti uygun bulmus.

Bu, Allah'in hikmet rabitasidir, kudretin adilce verdigi kismetidir.

Bu söz dudaklarinin bir süsü olsun: "Kimsenin ahim alma, halin yaman olur."

Cefa ve sitem isini terket. Aman ha! Kerem et de kötü bir is olan kalb kiricilik yapma.

Cancagizim! Hele ne yaparsan yap da, tek kalb kirici ve kesin dilli olma.

Hatir yikmak günahlarin en büyüklerindendir, hatta bütün günahlarin en kötüsüdür.

Bunun yerine kalbleri kazanmaya, hatir yapmaya çalis da Allah'in Ars'ini harap etme.

Hiç Yüce Allah, mamur birer ev olan kalblerin harap olmalarina razi olur mu?



Kalbinde hileye yol verme

Ey söz meziyetlerinin sayfasini okuyan, ey olgunluk mektebinden dersler ögrenen ogul!

Bosbogazligi ve ikilik çikarmayi aliskanlik edinme ki bunlar baglilik sarayini berbat ederler.

Kalbinde hileye sakin yol verme. Budala olabilirsin, saf olabilirsin, ama sakin pinti olma.

Ah o hilekarlik ve düzenbazlik! Aman ne kadar da istenmeyen birer istir. Onlari yapan kisiye kazandirdigi ise sadece ortaligi karistirmaktir.

Bunlar seytanin islerine yol gösterir, bu isin cezasi da zindandir.

Hile yaparak fitneler koparanlar, hayir için bir zerrecik bile agizlarini açmazlar.

Böyle kisiler diger insanlar tarafindan ayiplanmis olurlar. Yaptiklarindan ellerine geçen ise, hayir ve bereketten mahrum kalmaktir.

Bu kisilerin kazandigi ve ele geçirdigi tek sey kötü söhrettir. Üstelik günleri de gam ve sikinti içinde geçer.

Su atasözü halk arasinda meshurdur ki: '"Hileci kisiler kolay kolay can veremezler."

Haksizlik, nifakçilik, sözünde durmama, dedikoduculuk, kötü düsüncelilik ve kötü ahlak... Hepsi, cehennem ehlinin sifatidir ve imanli kisiler için kötü hareketlerdir.

O din serveri Peygamber (a.s.m.) dedi ki "Müslüman, halkin dilinden ve elinden emin oldugu kisidir."

Ey iyilik sahibi olan kisi! Imanli kisilerin irzi, mali ve kani, insanlara Allah'in birer emanetidir.



Borçtan çok sakin

Ey babasinin cam! Su sözümü kulagina küpe et: "Borçtan çok sakin... Borç insani perisan eder, eger kisi Eflatun kadar akilli bile olsa, borç onu deliye döndürür."

Borç kültürlü insanlari aptal eyler, hatta kisiyi, kahramanlarin en kahramani bile olsa kadin gibi korkak eyler.

Borçlu kisinin vücudu sihhatli, ama içi hastadir. Borçlu, alacaklisinin karsisinda da boynu bükük bir köledir.

Borçlunun borç vadesinin gelmesi, ona canini teslim edecegi anin gelisi gibidir. Borcunu veremedigi için çarptirildigi hapis cezasi ise ölülerin mezari sayilir.

Hele alacaklisi da ser bir kisiyse, her gün kafasini düsünce ve kederlerle doldurur.

Faiz geliri de sermayeye eklenince bu faiz yükü insanin belini büker.

Alacaklisi faizi de dahil, borcun ödenmesini istediginde "Kanun böyle emrediyor, ödeyeceksin" der ve yalanci sahitleri de yardima çagirir. Yani borcun faizini ödemekten aslini ödemeye firsat kalmaz.

Bu yolla borçluyu cefaya sürükler ve zavalli dertliyi bir de halka rezil eder.

Ey gözümün nuru! Bu tür borçtan Allah Teâlâ seni korusun.

Borçlanmamak için elbiseni ve çulunu satsan daha iyi. Borçsuz olarak aç ve çiplak yatmak, borçlanmaktan iyidir.

Rehinsiz ve kefilsiz sakin kimseye mal verme ki, sonra bu hususta anlasmazlik çikar.

Halkta Allah korkusu azalmistir, onun için, baltalama ve inkâr, hemen hazirdir.

Bazi güçlü kisiler de vardir ki haklinin hakkini vermemekte üstlerine yoktur. Bu kisilerin yaptigi is inkâr ile inkarlarini ispat için ettikleri yemindir.

Sonra bu hengame giderek büyür ve senin hakkini sana vermez de hakimlere rüsvet olarak yedirir.



Er kisi yalana tenezzül etmez

Ey cömertligin son yüksek mertebesinin en güzel süsü, ey varlik okulunda edeb ögrenen ogul!

Yalan ve asli olmayan seyi sakin söyleme ki kendi söz sabahinda parlaklik olsun.

Er olan kisi, yalana tenezzül etmedigi gibi yalanin kötü sonucuna da tahammül etmez.

O kötü kisi ne utanmaz ve arlanmazdir ki, yalan ile agzini pisletir.

Yalanin —ki asli olmayan bir sözdür— Islâm inancinda girecegi bir kapi yoktur.

Bütün islerin bozuklugunun asli, yalandir, Akil sahibi kisiler onu yapmaz.

Ancak gayesi, düsmanlari ortadan kaldirmak olan yalani söylemek kötü degildir.

Yoksa her yalan söz, aykiriliklarin özüdür; zaten böyle söz de bos lakirtidan baska bir sey degildir.

Yalan söyleyen bu tip kisilerle dostluk kurmaktan sakin ki onunla sohbet etmekten dolayi kisiye Cehennem atesi isabet eder.

Âlemlerin övüncü, Peygamberler sultani Hz. Muhammed (a.s.m.) dedi ki "Bir agizdan yalan söz çiktiginda... O

taraflara kötü bir koku yayilir ve oralara melek inmez... Yalanin söylendigi yer merkezinen 30 mil kadar bir daireye o pis kokudan dolayi melek ugramaz."

Inkarcinin inkâri çok kuvvetli olmazsa, kendi sözünü yeminle kuvvetlendirmeye kalkma.

Nice insanlar var ki yalan söyleyip asli olmayan seyler anlatarak övünürler.

Sonra da yalanini tasdik ettirmek için yemini, sözün dogrulugu hususunda sikica baglanmis bir kemer haline getirirler.

Allah yolunda ilim yapmis ugurlu kisiler, can verirler, ama yine de Allah adi vererek yemin etmezler.

Ancak bilgisiz cahiller, ahmaklar ve inatçilar, yemin ederek, sözlerini kuvvetlendirmeye çalisirlar.

Nice dinsiz ve mezhepsizler görmüsüz ki her sözlerinde üç kere yemin ederler.

Çok yemin edenler imanli kisiler degildir. Hatta üst üste ettikleri yeminler de yalanciliklarinin sahididir.

Bundan daha igrenci, nice hirsiz ve kötü kisilerin yalanlari ile âdeta veli imis gibi hareket etmeleridir.

Bunlardan bir çogu, güya kerametlerinin söhretine parlaklik vermek için yalan rüyalar uydururlar.

Asli olmadigi halde takva ve dogruluk satanlar iki âlemde kurtulus yüzü görmezler.



Baharda gezintiye çik

Ey Allah'in yarattiklarini temasa eden ogul; ey akillilik ticarethanesine dünyaya nazar eden ogul!

Gezip dolasma mevsimi olan bahar aylari gelince gezintiye çik.

Bazan yesillikle dolu yerlerde dolas ve Allah'in rahmetle ortaya koydugu esere bak.

Allah'in yaptiklari hakkinda gözünü dört aç ve gör ki O, ölü topragi, bahar mevsiminde yagmurlar ile tekrar diriltmis.

Yesilliklerin, kirlarin kirmizisi, sarisi ve beyazi hep o yesillikleri ortaya çikaran Allah'a isarettir.

Kirlarin taze fidanlarinin salinislari, insanin gönlünde keder birakmaz.

Gül bahçesi taraflarindan akan o tatli sular, cosku kusuna kanat ve telek yetistirir bitirir.

Dere kenarinda yesillikler ne güzeldir, yasemin renkli selvilerin cilveleri ne hostur.

Güzel sesli bülbülün nagmeleri, insana can bagislar.

Insanligin, nefsin çektiyse kuslarin sakimalarini da dinle...



Gece sabirla sabaha kavusur

Ey ebedî yücelige dogru kosan; ey ümit geliniyle yüz-yüzelik süren ogul! Islerinde acele etme, sabret. Sabir kapi üzerinde duran, sikintilardan sonraki sevinç anahtaridir.

Sabir ile düsmanlar dost; yol kesiciler yol gösterici olur.

Her isin dügümünü çözen sabirdir. Karanlik gece bile sabreder de sabaha erisir.

Sabûr Allah'in isimlerinden biridir. Sabir sonsuz hikmetlerden bir hikmettir.

Hikmetler söylemede sekerler yiyenler "Sabir, sikintidan sonra gelen sevincin anahtaridir" dediler.

Cennet ve Cehenneme hayret edenlerden olma da onlarin sahibi olan Allah'a karsi inleyici bir âsik ol.

Seher vaktinde yatma da uyanik ol; o vakitte kendini af dileme seccadesine ada.



Gaflet elinde oyuncak olma

Ey olgunluk denizinin incisinin soyundan gelen ogul! Su söyleyecegim inciler kulagina küpe olsun:

Asla oyuna ragbet etme ki gaflet elinde oyuncak olmayasin.

Tavla ve satranca gönül baglayici olma ki bunlar insana sikinti sermayesi olurlar.

Gerçi onlari bilmek bilmemekten iyidir, ama bunlarla ugrasmak da bosuna ve gereksizdir.

Onlarla ugrasmak yerine insan gibi söyle Allah'in huzurunda ise yarayacak seylerle mesgul ol.

Kur'an okumak, zikredip salavat getirmek varken vaktini oyuna harcama.

Allah'in insanlara gerçek bir lütfü olan nefes hazinesi adi hevesler ugruna harcanirsa yaziklar olsun.

Irfanin varsa anla ki, dostlarin, "Vakit nakittir" diye söyledikleri iste budur.

En tatli zamanlarin mayasi, degersiz seylerle ugrasirken yagmalanmis olursa yaziklar olsun.



Seytanin bayragini yükseltme

Ey kaynasma ve dostluk kitabindan ders okuyan; ey sohbet usullerinden edep ögrenen ogul!

Sakin ha, söz tasiyicilik yapma ve kogucuun sözüne postaci olma.

Kulak kâsesine giren sözleri tellallik yaparcasina ona buna satma.

Seytanin bayragini yükseltici olma ve insanlari birbirine düsürme.

Dilini sözler için bir cadde eyleme de, sana laf tasiyici demesinler.

Bir meclisten baska bir meclise söz getirme ve agzini emanet sandigi yap.

Agzini ve kulagini emanete sadik eyle. Eger sorsalar bile iyilikleri için inkâr et.

O mânâ sultani Peygamber Efendimiz "Lüzumsuz ve malayâni bos söz söylemeyi terketmek dinin güzelligidir" dedi.

Sohbeti baskalarina nakletmek bozgunculuk çikarir. Samimi dostluklarin sebeplerine kitlik verir.

Ayrica çekisme, bozgunculuk ve fitne koparir; hatta belki de vurusmayi dogurur.

Kimde bu sifat yerlesmisse, o kisi sikinti diyarinda basibos biri haline gelir.

Akranlari arasinda yerilir ve kötülenir olur. Onun gelisini bir çok kisi ugursuzluk diye nitelendirir.

Onun vardigi yerde susar konusmazlar ve "Kendinizi kollayin münafik dedi" derler.

O mânâ hirsizi ve haber casusu; sohbetin hepsini sabirsizca ve aninda baskalarina aktarir. Allah kimseye böyle bir huy nasip etmesin.

Edep meselelerini ögreten hoca, mecliste söylenenlerin hepsine "Emanettir" dedi...

Ayip, yüzlerce ayip ki Müslüman bir kisi, söz terazisini bozsun...



Laf tasiyan nasil çalisir?

Bosbogaz ve asagilik birçok kisiler vardir ki söz tasimak için hizli hizli solurlar, kosarlar...

Ta ki bir an önce baskalarina yetistirmek için oturamaz ve yeni getirdigi dedikodu haberini söylemedikçe duramaz.

Nefsine iki nefeslik bir zaman bile sahip olup, hiç olmazsa o meselenin açilmasini beklemeye de sabredemez.

Dagarciginda her ne varsa hemen bosaltiverir. Heybesinin hemen basini asagi getiriverir.

Ne duyduysa tami tamina nakleder; hatta birazini da kendi kesesinden uydurur.

Laf tasiyici, bir sirke tulumuna benzer ki söz tasimazsa çatlar gider.

Gammaz, bedava gönüllü olarak kedere bulasmistir, baskasinda gördügü bir dert ile ortak olmustur.

Baskalarinin sikintisindan o zevk alir. Kimde bir keder görse kendisi sevinir.

Dili bir kursun; hasin agzi da bir tüfek... Bir nefeste savas kivilcimlari koparir.

Onu ateslemeye basladigi zaman, birini de bozgunculuk için saklar.

Anlatacaklarini bitirdigi zaman artik duramaz ve hizla oradan da ayrilir.

Bu sefer canini baska bir meclise atar, her ne yapildiysa orada da satar.

Böyle böyle laf tasiyarak aksama kadar bütün sehri bastan sona dolasir.

Onun huyu, âdeti ve isi budur. Gece gündüz biricik düsüncesi budur.

O soysuz, böyle halkin arasina düsmanlik birakir ve o huyu; evladi ve neslinde de fasilasiz devani eder.

Böylece iki topluluk sikinti ve üzüntüleri hedef olur. Artik aralarinda sulh bile olsa isin tadi kaçmistir.

Onun yaptigi bozgunculuk dillere düser ve bu arada kendisi de satilir gider.

Onun ahiretteki tek isi inleyis ve çigliktir. Çünki Allah "Fitne çikarmak, adam öldürmekten daha siddetlidir" buyurdu. Nice esekler, nice haber ve hadiseler için agizlarini ve kulaklarini bunlara vakfetmislerdir.

Sakin böylesi kötülüklere bulasmayasin ki iki cihanda rahat olasin!



Doktorlugun ve tibbin önemi

Ey salinan ruh gibi güzel olan ogul! Mümin olan kisiye hekimlik ile din bilgilerini ögrenmek farzdir.

Ilimlerin önemlileri içinde ilk sirayi tib alir. Tib ilmini delilerden baska hiç kimse inkâr etmez.

Içinde hekim olmayan bir sehirde oturmak caiz olmaz.

Hangi bayindir yer ki orada tib bilgisi yoktur; orada insanlar ölümü hak etmislerdir.

Allah, ilaç olmak üzere bitki köklerini hastaliklara bir sifa sebebi olsun diye yaratmistir.

Adina hekîm denilmeye layik, gerçek doktorlara hazik, usta hekim denir.

Doktorlar, çesitli ilimleri görmeye muhtaçtirlar ki her birinden bir parça nasip alsinlar.

Hastaligi, kisinin nabzini yoklayarak anlayabilmeli ve sehadet parmagi, yoklamak suretiyle hastalik casusu olmalidir.

Tedbirlice ve denenmis sekillerde ilaçlar vermeli ve asla cahillikle insan yaratilisini bozmamali.

Doktor, hastaya sihhat rehberi olmali; aksine hastaligini kuvvetlendirmemelidir.

Hastaliga, kurallari ile sifa tedbiri almali; yoksa insanlari kobay olarak kullanmamalidir.

Cahillik nesterini kan dökmek için kullanmamali ve yüce ömrün yol kesicisi olmamalidir.

Surubu, sinir agrilarini dindirmeli; yaratilisina zarari olan hastaliktan yok etmelidir.

Tecrübesiz ve deneyimsiz bir heveskâra, gerçek doktor denmez.

Kendi kendine doktorluk yapmaya kalkisan kisi doktor degil, öldürücü bir hastaliktir.

Birçok acaib kisiler, tabiblik sevdasindalar ve kendi hayalleri ile doktor geçinirler.

Böylesi, tibba ait birkaç deyim ögrenmis ve kendisini adeta Eflatun yerine koymustur.

Sokrat'i bile kendinden küçük görür. Hatta Bokrat'i kendi talebesi kabul eder.

Onun derdi ya para yahut söhret kazanmaktir. Yoksa hekimlik arada yalnizca bir vasitadir.

Bu meslek hakkinda sadece sanilariyla hareket eder, yoksa ehlinden ögrenmis degildir. Onun için cahilliginden dolayi hastalari öldürür.

Nerde bir hasta görse pervasizca hemen nabzina yapisir, tabiî tutacagi yeri bilmeden.

Uzvun sertligini yumusakligindan bile ayiramaz; hatta vücudun kizarikligini bile sari sanir.

Insani ölüm içkisiyle sarhos eder de zavallinin ömür agacini kiriverir.

Ilaç sisesi görse, sarap sisesi sanir. Hacamatçi kabini görse, su kâsesi sanir.

Ishale karsi yumusatici sivilastirici ilaç ile yol açikligi verir; kabiz olanin imdadina da perhiz ile yetisir.

Kara sevdaya karsi kara patlicani ilaç diye verir!. Sarilik hastaligiyla karsilassa hemen kan alir!

Gerekmedikçe hiç bosuna vücudunu yorma da, bedenini deneme tahtasi yapma.

Gerektigi zaman da hiç geciktirmeden usta bir hekimin söyledikleri dogrultusunda çaresine bak.

Üstadini buldugunda derdinin çaresini ara. Kabiliyetinin derecesini bir tart.

Sancilarin olmamasi için sana Peygamberimizin gösterdigi doktorluk kafi. Zira Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nin hekimligi ilgilendiren tavsiyeleri sifali bir tibdir.

Peygamber mide için "hastaliklarin evi" perhiz için de "çarelerin basi"dir dedi.

Bu kurali daima göz önünde bulundur ve sakin bunlarin derecesini arttirma.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 12

Kategori: Dede Ruhlu


Ibrahim Hakki Hazretlerinden Ögütler


Ibrahim Hakki Hazretleri 1703'te Erzurum-Hasankale'de dogdu, 1780 tarihinde Siirt-Tillo'da âhirete yürüdü. Hizmet hayatini daha çok Tillo'da geçirdi. Fakîrullah Hazretlerinden mânâ dersi aldi ve intisap etti. Sultan 1. Mahmud zamaninda Istanbul'a geldi, saray kütüphanesinde ilmî arastirmalarda bulundu.

En meshur eseri, bir yerde bütün eserlerinin içinde bulundugu Mârifetnâme'dir. Bu kitapta eski ve yeni bilgileri kaynastirmaya çalisti. Öyle ki Mârifetnâme, zamaninin en kapsamli ansiklopedisi özelligini tasimaktadir.

Mârifetnâme'de astronomiden sosyolojiye, biyolojiden fizige, karakter ilminden psikolojiye, dinden tasavvufa, ahlâktan âdâb ilmine varincaya kadar her ilimden bahisler bulunmaktadir. Çok sade ve tatli bir anlatimi vardir. Zamanina göre dili bir hayli sadedir.

Mârifetnâme ilmî bir eser olmakla beraber ayni zamanda bir halk kitabidir. Hemen herkesin bilgi dagarciginda Mârifetnâme'den birkaç cümle vardir.

Biz ise 1166 sayfalik sadece Marifetnâme'nin âdâb bölümünden ögütler derledik. Yaptigimiz bu nakiller hayatta basarili olmanin sirlarini vermektedir.



Kurtulus dogruluktadir

Ey aziz!

Konusursan dogru konus. Dogruluk keramettir. Yalan asagiliktir. Kurtulus dogruluktadir. Yalanci ve hileci seytandir. Lâkin görünüste insandir. Yalan söyleyen kimseden hayir umulmaz.

Bos laflar ve sakalar zarara yol açar; ömrü bosa geçirmektir. Giybet ve koguculuktan sakin ki, bunlar insani halktan ve Haktan uzak ederler.



Dili tatli olanin dostu çok olur

Dil insanin terazisidir, âlim ve cahili ayiricidir. Mü'min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâki güzel olan yumusak söyler. Çok selâm ve tatli dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açik selâm vermektir. Dili tatli olanin dostu çok olur. Sözü tatli olanin muhabbeti lazimdir.



Özür dileyenin özrünü kabul et

Allah'i taniyan kisi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatli ve yumusak söyle. Elinden geldigi kadar kusurlari affet, ayiplan görmezden gel. Af ihsanlarin en güzelidir.



Iyi arkadas hayatin süsüdür

Iyilik yapanla kötülük yapani bir tutma. Iyilik edeni duadan unutma. Iyiligi unutup kusuru saklayan dost degil, düsmandir. Dostunun hatasina dayanamayan ölüm hastaliginda yalniz kalir. Dostun, gözün gibi olan insandir. Iyi arkadas hayatin süsü ve belada yardimcidir. Güzel görüsmekle arkadaslik devam eder.



Mü'min yumusak olur

Mü'min uysal ve yumusak olur, emin ve güvenilir olur. Ilim, yumusak huyun esasidir. Ilmin basi rifk ve bilimdir. Bereket rifk iledir. Hilmin basi kizginligini yenmek ve tahammüldür.

Hikmetin basi insanlarla iyi geçinmektir. Insanin rifk ve cömertligi düsmanina kendini sevdirir. Hilmin zekâti güzel idaredir. Ilmin zekâti zeki insanlara ögretmektir.

Ilmin süsü hilim ve rizadir. Hilmin süsü eziyete katlanmaktir. Kudretin süsü insaf ve adalettir. Nimetin süsü akraba ziyaretine gitmektir.



Iyi insan aza da sükreder

Büyüklenmek telefin esasidir. Kanaat kolayligin özü, tamah fakirin felaketidir. Söz vermek öyle bir hastaliktir ki, sifasi vefasidir.

Akilli kimseye muhalefet etmek siddetli tekdire gider. Ahmaga cevap vermemek en güzel cevaptir.

Iyi insan aza sükreder, kötü insan çogu da begenmez, kötüye kullanir.

Iyi insan verdigi sözü yerine getirir. Sözünü tutmayani affeder.

Hakka yaklasmak yalvarmakladir. Insanlara yaklasmak ise onlardan bir sey istememekledir.



Cimri ve korkakla istisare etme

Mesveret sana rahattir. Istisare rahmettir. Cimri ve korkakla mesveret etme.

Iyi insan güzel hareketleri kendi üzerine borç bilir ve bunlari yerine getirir. Basa kakici alçak insanlar ise geçmiste yaptiklari iyilikleri halk üzerinde bir borç bilip almaya çaksirlar.

Mü'min, insanlarin eziyetlerine katlanir, ondan ise kimse incinmez. Iyi insan namusunu maliyla, kötü insan malini namusu ile korur.



Yardim et ki, yardim olunasin

Yardim et ki, yardim olunasin. Kötülük edene iyilik et ki, ona sahip olasin. Kendine razi oldugun sözü insanlara söyle.

Senden büyüklere itaatli ve saygili ol ki, senden küçükler seni saysinlar.

Sahibinin degerini düsüren isten kaç ki, soruldugu zaman utanip inkâr eder. Iyi bir insana ihanet ettinse ondan sakin; kötü bir insana iyilik yaptinsa kendini ondan koru.

En faydali hazine gönüllerdeki sevgidir. Miskin Allah'in gönderdigi insandir, ona bir sey veren, onu gönderene vermis olur; vermeyen, gönderene vermemis olur.

Güzel ahlâkin en güzeli sana gelmeyene senin gitmendir, seni mahrum edene senin iyilik etmendir. Sana zulmedeni affetmendir. Halkin sana ihtiyaci, Hakkin nimetinin revaç bulmasidir.



Cömertlik insanin süsüdür

Malik olursan rifkeyle, söz verirsen tut, iyilik yaparsan gizle. Basa kakicilarin yaninda oruçlu ol. Baskasindan kötü bir huy gördünse, onun benzerinden sakin.

Sevginin sebebi cömertliktir. Cömertlik zenginlige ve rahatliga sebeptir. Cömertlik insanin süsüdür. Cömertlikle efendilik olur. Insanlarin elinde olandan elini çekmek iki cömertligin biridir.

Sükür ile nimet artar. Tatlilikla zorlar kolay olur. Herkese selam vermek güzel haslettir.



Kanaatin meyvesi azizliktir

Tevazu ilmin meyvesidir. Tevazu seref süsüdür. Tevazuun meyvesi yükselmektir. Kanaatin meyvesi azizliktir.

Güzel huy her faziletin esasidir. Güzel huy insana hayirli arkadastir. Güzel huy insana Hakkin nimetidir. Güzel huy insani saadete götürür.

Insanlarla öyle ol ki, bir tarafa gitsen seni arzu eylesinler. Vefat edersen sana aglayip, senden söz etsinler.

Ülfetin sebebi vefadir. Ayriligin sebebi ihtilaftir. Fakirligin sebebi israftir.

Gönüldeki sükûnet en güzel süstür.



Insanlarla iyi geçinenin ayiplari örtülür

Malinla cömert, sirrinla cimri ol ki, mal veren aziz, sir veren zelildir. Seni öven belki bogazlar. Sana ayibini söyleyen nasihat eder.

Insanlarla eziyet etmeyene kimse düsman olmaz. Senin hakkinda iyi düsünce besleyeni dogru çikar.

Insanlara iyi geçinen selâmet bulur. Kizginligina hakim olan halimdir. Sehvetine sahip olan hakimdir.

Insanlarla iyi geçinenin ayiplan örtülür. Halkin ayiplarini arayanin ayiplan duyulur.



Alime hürmet Hakki tazimdir

Ögüdü kabul eden yüzkaraligindan kurtulur. Sana teveccüh edene yardim etmen gerekir. Alime hürmet Hakki tazimdir. Insanlar için kuyu kazan kendi düser içine.

Küçük musibeti büyük sayan daha büyügüne tutulur. Halka ihsan eden, Haktan ihsan bulur.



Insanlara tesekkür etmeyen Allah'a sükretmis olmaz

Senden razi olana tesekkür etmek onun riza ve cömertligini arttirir. Senden razi olmayana tesekkürün, ondan sana baris ve sevgiye sebep olur. Insanlara tesekkür etmeyen Allah'a sükretmemis olur. Yaninda baskasina tesekkür eden senden bir sey istemis olur.



Namahreme bakmayanin kalbi rahat olur

Insanlardan utanmayan Allah'tan haya etmemis olur. Namahreme bakmayanin kalbi rahat olur.

Sana söz getiren, senden de söz götürür. Babasina ve annesine itaatli olan, evladini kendisine itaatli bulur.

Görmemezlikten gelmek gibi hilim, bilmemezlikten gelmek gibi akil olmaz. Allah katinda günah olanda, kullara itaat olunmaz.

Akilli olana gerektir ki, doktorun hastaya söyledigi gibi söylesin. O hiddet ve siddet gösterdikçe bu yumusak söylesin.

Halkin begenmedigi isleri isleme ki, hakkinda iftiraya baslamasinlar.



Geçimli hanim iki rahatin biridir

Kadin reyhandir, kahraman degil, onu yük altina atma. Kadina yük olma. Geçimli hanim iki rahatin biridir.

Sakin mecliste kimseden yüksekte oturma. Meclistekiler seni yüksege oturtmadikça sen yukarida bulunma.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 11

Kategori: Dede Ruhlu

Imam-i Gazâlî'den Hayatî Ögütler


Asil adi Ebû Hâmid Muhammed olan Imam-i Gazali Hazretleri Horasan bölgesinde Tus sehrinin Gazale köyünde 1058 yilinda dünyaya geldi. 1111 yilinda ise dünyaya veda eyledi. Islâm dünyasinda Hüccetü'l-Islâm (Islâmin ispatlayicisi) olarak taninan Imam-i Gazâlî, Selçuklu döneminde yasamis, Islama yönelen hücumlara, dine yapilan taarruzlara karsi müdafaalarda bulunmus, dinin anlasilmasi için tartismaya açilmis olan meselelere çözümler getirmis bir müceddiddir, dinin yenileyicisidir.

Imam-i Gazalî'nin Islâm egitim ve ahlâki üzerinde getirmis oldugu yenilik, Islâmin özünden uzaklasma yoluna girmis olan Müslümanlari ahlâkî egitime tabi tutmustur. En mühim eseri olan Ihyâu Ulûmi'd-Din, basta iman ve ibadet olmak üzere, ahlâk sahasinda çok ciddî bir hizmet görmüs, dokuz asirdir tazeliginden bir sey kaybetmemistir.

Imâm-i Gazalî'yi halka tanitan hacimca küçük, fakat tesiri bakimindan büyük olan eseri Eyyühe'l-Veled olarak bilinen ve dilimizde Ey Ogul seklinde bilinen eseridir.

Gazali, üzerinde çalistigimiz "Ey ogul"un pîri ve üstadidir. Bu alanda yapilmis olan çalismanin ilki ve en mükemmelidir. Diger çalismalar büyük ölçüde bu kitabin üzerine bina edilmistir.

Birçok dünya diline çevrilen, UNESCO tarafindan da yayinlanan Ey Ogul, batida ve doguda okuma rekoru kiran bir eserdir. "Müslümanin yirmi dört saati" demek olan bu kitap, ayrica bir ögüt ve nasihatler bütünüdür.

Bu çesit çalismalarin tamaminda oldugu gibi, Imam-i Gazalî'nin bu eserinin bas kisminda iman ve Islâmin esaslari ile birlikte, ibadet konulan islenmektedir. Ancak biz sadece ahlâkî bölümleri ve insan egitimine yönelik kisimlari aldik.



Allah'tan kork

Ey ogul!

Allah'tan nasil korkulmasi gerekiyorsa öyle kork. Ona kulluk görevini geregi gibi yap. Haram kildigi seylerden mümkün oldugu nisbette kaçin. Allah'in saadete uzanan yolundan ayrilma. Hayatini düzene sokan emirlerini sakin ihmal etme ki, yasayisin sihhat bulsun, gözlerin aydin olsun.

Çünkü gizli ve kapali hiçbir sey Allah'tan gizli ve kapali degildir.



Babana itaat et

Ey ogul!

Senin hayatini renk katmak için güzel belgeler koydum. Onlari korur ve dediklerime kulak verir, günlük yasayisini ona uydurursan hükümdarlarin gözleri ve gönülleri sana karsi ilgiyle dolup tasacaktir.

O halde su anda da, bundan sonra da babana itaat et.



Bos sözden uzak dur

Ey ogul!

Aklinin hemen kabul etmeyecegi seyi söyleme. Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, saka ve alaya almaktan, din kardesinle tartismaktan sakin.

Böyle yapmak saygidegerligi götürür, kin ve düsmanlik kapilan açar.



Agirbasli ol

Ey ogul!

Agirbasli, terbiyeli, saygili ve nezaketli olmaya çok dikkat et ve itina göster. Ancak böyle yaparken gurura kapilma. Sonra senden bu sifatla söz edilir.

Halka tepeden bakma. Sonra senden bu sifatla bahsedilir.



Herkese hosnut davran

Ey ogul!

Dostuna da düsmanina da hosnutluk göster.

Baskasina eza ve cefa etmekten kendini alikoy ve bunu onlardan korkup ürktügün için de yapma. Sadece iyi bir huy oldugunu düsünerek öyle davran.



Ortayolu tut

Ey ogul!

Bütün islerinde ortayolu tut. Çünkü islerin en hayirlisi orta yoldur. Az konus. Karsilastigin her Müslümana selâm ver.



Yürüyüsüne dikkat et

Ey ogul!

Ölçülü adimlarla yürü, ayaklarini yerde sürükleyerek yürüme. Saga sola baka baka yürüme.

Etrafi rahatsiz ederek, basini sunun bunun kapisina dogru döndürme.



Toplantilarda sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Ugradigin bir toplantida yer alanlarin üzerine dikilip durma.

2. Sokak ve caddeleri meclis gibi kullanma.

3. Dükkânlari sohbet yeri olarak seçme.

4. Fikrî tartismada kendini hakli çikarmak için inat gösterme.

5. Edep ve terbiyesini yitirmis patavatsiz kimselerle tartisma. Bir hüküm verirken "sahsî görüsümdür" de.

6. Birseyi veya bir adami överken asiriya gitme.

7. Bir mecliste oturmak istedigin zaman bagdas kurup otur.

8. Sakin parmak çatlatma

9. Sakalinla oynama

10. Yüzügünle mesgul olma.

11. Oturdugun bir yerde, bulundugun bir toplulukta dislerini kürdan ve benzeri seylerle temizlemeye kalkisma.

12. Burnunla oynama

13. Parmagini burnuna sokma.

14. Yüzüne sinek konarsa yavasça onu kovmayi ihmal etme.

15. Esnememeye dikkat et.

16. Halkin seni hafife alacagi söz ve davranistan sakin.

17. Bulundugun topluluk yol gösterici olsun.

18. Sözlerin çok kiymetli bir nesne gibi paylasilsin.

19. Güzel sözlere kulak ver.

20. Konusulan bir sözün tekrar edilmesini isteme. Bu, onu dinlemedigini gösterir.



Su kadindan uzak dur

Ey ogul!

Huysuz ve karaktersiz kadindan sakin. Çünkü böylesinin dili kocasi üzerinde çirkin ve agirdir. Dünyaya çocuk getirmesi, yüzündeki haya perdesini açmistir. Artik ne ev halkindan utanir, ne de konu komsusundan.

Böyle kadinlar ne dünyaya yararlar, ne de âhirete. Bunlar ülfet ve sohbet edilmeye lâyik degildirler.

Böylelerinin gizli hali olmaz. Aile sirrini sokaga dökerler. Iyilik ve hayri çoktan yere gömmüslerdir.

Asik suratli olarak sabahlar, aksam nerede oldugu bilinmez.

Onun sundugu bir yudum su serdir, zehirdir. Yemegi öfke, konusmasi maskedir. Evi perisan, elbisesi kir ve pastir. Yilan gibi sokar, akrep gibi isirir.

Kocasi evet dese, o hayir der. Böylesi kadinlardan uzak dur.

Kadinlarin bir kismi da geri zekâli ve hantaldir. Agir canli ve kit anlayislidir. Kocasini sever, kazancina razi olur; fakat günes dogup yükseldigi halde hâlâ sesi duyulmaz. Yemekleri bayat, kaplari kirli ve paslidir.



Su kadinla da hayatini kur

Ey ogul

Kadinlarin bir kismi da sevimli ve merhametlidir. Bereketli ve feyizlidir. Soylu çocuk dogurur.

Kendisine her zaman güvenilir. Komsulari arasinda itibarlidir.

Aile sirlarim korur, kimsenin yaninda açmaz.

Cömerttir, eli açiktir. Bagirip çagirmaz, alçak sesle konusur.

Evi ter temizdir. Çocuklari çiçek gibi, gönül alicidir. Hayri süreklidir. Kocasi da o nisbette yumusak huyludur.

Namus onun siari, terbiye degismez vasfidir.



Firsatlari kaçirma

Ey ogul!

Fayda saglayacak firsatlari kaçirma. Muhtaç oldugun seylere iyice sahip çik. Görülmesini acele ettigin islerinde dikkatini baska taraflara dagitma.

Içinde bulundugun toplumun âdet ve geleneklerine saygili ol.

Âhirette seni rüsvay edecek çirkin âdet ve geleneklerden sakin.

Birseyin neticesini iyice düsünüp hesaba katmadan yapmakta acele etme.



Soysuz adamlarla tartisma

Ey ogul!

Soysuz adamlarla tartisma. Sonra onun kötü arzularini kendine çekmis olursun.

Namus ve serefini koruyan insanlara herkes izzet ve ikramda bulunur. Böyle kimseler halk tarafindan itibar görür. Hakki bilmek, dogruluktan gelen bir fazilettir.

Kendini zavalli ve fakir göstermeye çalisan kimse hakarete ugrar.



Az kelime ile çok sey anlat

Ey ogul!

Bir meseleyi yazarken gereksiz kelime kullanma. Az kelimeyle çok sey anlatmaya çalis.

Sonu gelmeyecek arzular pesinde kosmak, sapikliktir.

Baskasini kinayan ve hep kusur söyleyen adamin dostu olmaz.

Din süslerin en güzelidir.

Kuru gürültü, bos yere vakit harcamaktir.

Sarhosluk insanliktan uzaklasip seytanlasmaktir.

Yapilan bir akdi bozan kimse sirtina bir kin yüklenmis olur.

Yumusak söz büyüklerin ahlâkindandir.



Evlenmek istedigin kizi iyi seç

Ey ogul!

Insanin hanimi huzur ve sükûnet kaynagidir. Bir kizla evlenmek istediginde ailesini iyice arastir ve ögren. Çünkü temiz ve asil bir aile tatli meyveler yetistirir.

Bilmis ol ki kadinlar parmaklarimiz kadar birbirinden farklidirlar.

Sirret ve karaktersiz kadindan sakin. Onlarin dis görünüslerine aldanma, böyleleri kocasina karsi kaba ve hirçindir.

Kocasi kendisine saygili oldugu zaman bunu bir üstünlük sanar. Hiçbir iyilige karsi tesekkür etmesini bilmez. Az seye de hiç kanaat etmez.



Dostunu iyi seç

Ey ogul!

Iki çesit dost ve kardes vardir. Birisi, basina bir bela geldigi zaman seni korur; digeri de mutluluk ve ikbal günlerinde senin dostundur.

Belâ gelip ikbalden düstügünde dostluk yüzünü gösteren kardesi hakiki kardes ve dost bil ve dostlugunu korumaya çalis.

Saadet günlerindeki dosta pek güvenme. Sikintili günlerinde dostluk bagini uzatmiyorsa, onu düsmanlarin düsmani bil.



Insanlari iyi tani

Ey ogul!

Heveslerine ve nefsine uyan asagilik çukuruna yuvarlanir. Zarif görünümlü insanlar fazla ilgini çekmesin, dis görünüse pek aldanma. Çünkü insan, kalbiyle, düsüncesiyle ve diliyle adamdir, kiyafetiyle degil.

Benzi sari, zayif kimseleri hor görme. Çünkü insan iki küçük et parçasiyla ölçülür: Kalbi ve dili. Öyleyse insanlarin bu iki degerinden faydalanmaya çalis; gerisi et, kan ve kemiktir.



Fitneden sakin

Ey ogul!

Düsman ülkesinde de olsan fitne ve fesat çikarmaktan sakin.

Kendinden asagi kimselere karsi çoluk çocugunu, seref ve itibarini yaygi yapma.

Malini kendinden fazla kiymetli ve üstün tutma.



Fazla konusma

Ey ogul!

Fazla konusma. Sonra bulundugun toplulukta tasinmasi güç bir yük olursun.

Seninle beraber oturana karsi alicenap davran. Yanina oturmak isteyene güzel, nazik, hareket et.

Baskasinin gözüne dikkatle bakip durma.

Fazla lügat parçalayip yaldizli söz söyleme. Çünkü bu sözlerin dis görünüsü belki güzel sayilabilir, fakat gerçekte güzel degildir.



Kendinden fazla söz etme

Ey ogul!

Çocugunu çok begendigini baskalarina anlatma.

Hizmetçinin çok hünerli oldugundan baskalarina söz etme.

Atindan ve kilicindan bahsetme.

Gördügün rüyalari her yerde anlatmaya kalkisma. Çünkü gördügün rüyadan sevinç duydugunu belirttigin zaman beyinsiz ve seviyesiz insanlar bu konuda seni rahatsiz etmeye baslarlar.



Kisiligini korumak için sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Saçini sakalini tarayip öyle sokaga çik.

2. Beyaz killari koparmaya kalkma.

3. Lüzumundan fazla güzel kokulu seyler sürünme.

4. Bir ihtiyacini dile getirirken üzerinde israrla durma.

5. Birtakim arzularinin yerine gelmesi için küçülme.

6. Servetinin tam listesini, mevcut paranin tam rakamim çoluk çocuguna verme. Çünkü bunlar onu az görecek olurlarsa kendilerini zayif sanarlar. Çok görecek olurlarsa yasayislarinda degisiklik yapmak isterler. Onlari hirpalamadan belli ölçüde idare etmeye çalis.



Tartismada sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Birisiyle tartisirken vakar ve efendiligini elden birakma.

2. Bilgisizligini ortaya koyma. Bu konuda aceleci olma.

3. Delillerini getirirken çok iyi düsün.

4. Tartistigin kimseyle aranda hakem olarak yumusak huyunu gör.

5. Elinle ve parmaginla fazla isarette bulunma.

6. Fazla heyecanlanip yüzün turp gibi olmasin.

7. Sakaklarin terlemesin.

8. Karsindaki adam sana ölçüsüz davranir, küstahlikta bulunursa sen de nezih ve agirbasli davran.

9. Seni kizdiracak olursa, yine ölçülü konusmaya çalis, kendi serefini düsün.



Hükümdarla görüsmede sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Devrin hükümdari sana yakinlik gösterirse, onunla mizrak ucunda bulundugunu hesapla.

2. Hiçbir zaman onu bu yakinligindan cesaret alip haddini asma ve kendini güven içinde hissetme.

3. Son derece efendi ve yumusak davran.

4. Ilâhî hükümlerden biri zedelenmedikçe hükümdarin hosuna gidecek sekilde konus.

5. Onun sana lütuflari seni ölçüsüzlüge sürüklemesin.

6. Sakin hükümdarla yakini arasina girme. Ancak iyilik ve hayirli islerde gir. Çünkü hükümdarla yakinlari arasina giren kisinin düsüsü çok ani ve sür'atli olur.



Konusurken su noktalara dikkat et

Ey ogul!

1. Söz verdiginde onu mümkün oldugu ölçüde yerine getir.

2. Konustugunda ancak dogruyu söyle.

3. Sagirlara seslenir gibi konusma.

4. Dilsizlere hitap eder gibi sesini kisma.

5. Makbul söz söyle, güzel konusmaya çalis.

6. Seni dinleyenin oldugu takdirde konus.

7. Ilgi duyulmayan yerde konusma.

8. Halkin kabul etmeyecegi ve garip karsilayacagi olaylardan söz etme.

9. Bazi sözleri devamli olarak tekarlayip durma: "Yani, ondan sonra, evet evet evet, hayir hayir hayir," ve benzeri gibi...



Büyüklerin sofrasinda dikkatli ol

Ey ogul!

Büyüklerle bir sofraya oturdugun zaman fazla su isteme. Etin kemigi ile fazla mesgul olma. Hiçbir yemegi ayiplama ve sofradaki hiçbir yiyecegi küçümseme. Sonra sofra sahibini üzmüs olursun.



Gözü aç ve savurgan olma

Ey ogul!

Kendini iyice sikintiya sokmus bir miskin gibi gözü aç; mal kiymeti bilmeyen, ilerisini görmeyen bir sefih gibi savurgan olma. Sana ait haklari belirle. Dostuna saygili, düsmanina insafli ol.



Nimetlere sükret

Ey ogul!

Allah'in verdigi nimete dâima sükret.

Musa Aleyhisselâm, münacatinda, "Yâ Rabbi! Âdemogullarina el, ayak, göz, kulak ve sair birçok nimetler verdin. Âdemogullari bu nimetlerin sükrünü nasil îfa edebilir?" diye sordu.

Cenab-i Hak ona söyle buyurdu:

"Yâ Musa! Verdigim nimeti Benden bilip, kendi isinden ve çalismasindan bilmeyen kulum, ona verdigim nimetin sükrünü eda etmis olur. Verdigim nimetleri kendinden ve çalismalarindan bilip, Benden bilmeyen kulum da nimetin sükrünü eda etmemis olur. Kula lâyik olan gece ve gündüz Bana tesbih ve hamd etmektir."



Fakirlere ihsan et

Ey ogul!

Cenab-i Hakkin ihsan buyurdugu nimetten fakirleri ve muhtaçlari hissedar etmek sükürdür. Eger kapina bir fakir gelirse, onun kalbini hos et, öyle gönder.



Sadakayi gizli ver

Ey ogul!

Sadaka verirken gizli vermek, kendine bir musibet geldiginde bagirip çagirmayarak, yaygara yapmayarak gizlemek gerekir.

Bir günah islediginde ceza gelmeden hemen tevbe et. Sadaka vermek siddiklar nisanidir. Onlar siddiklar zümresindendir.



Tamahkâr olma

Ey ogul!

Tamahkâr olma. Kalbin kati ve kara olur. Çok mal arttirmak için hasislik etme.



Salih insanlarin sohbetinde bulun

Ey ogul!

Âlimlerin ve sâlih insanlarin sohbet ve meclisinde bulunmayi elden birakma. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde söyle buyurmuslardir:

"Bir kimse ulema ve sâlihlerin meclis ve sohbetine giderse. Cenab-i Hak o kimsenin herbir adimina karsilik kabul olunmus bir hac sevabi ihsan eder."

Âlim ve sâlih zatlar Allah'in dostlaridir. Onlari ziyaret edenin sevabi Allah'in evini ziyaret edenin sevabi gibidir.



Darginlari baristir

Ey ogul!

Dargin ve küsülü olanlari baristir ki, sen de yarin Kiyamet gününde mesrur ve sad olasin.

Musa Aleyhisselâm münacatinda, "Yâ Rabbi! Küsülü iki kisiyi baristirana ne ecir verirsin? Senin rizani kazanmak için halka zulmetmeyenlere nasil bir mükâfat verirsin?" diye sordu.

Hak Teâlâ söyle buyurdu:

"Ben de yarin Kiyamet gününde ona selâmet verip korktugundan emin ederim."



Merhametli ol

Ey ogul!

Cenab-i Hak sefkati ve merhameti sebebiyle Musa Aleyhisselâma peygamberlik verdi. Ey ogul! Sen de sefkat ve merhameti elden birakma ki merteben yüce olsun.

Yeryüzünde olan mahlukata merhamet eyle. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Yâ Ebâ Hüreyre! Yeryüzünde olan mahlukata merhar met eylersen, Allah da sana merhamet eder."



Anne-babanin rizasini al

Ey ogul!

Anne-baban yaslaninca elinden geldigi kadar onlara yardim et. Çünkü ebeveynin, sen küçükken türlü türlü zahmetini çektiler. Devamli onlarin hayir duasini al. Beddua ederlerse dünyan da, âhiretin de yikilir. Anne-babanin rizasi Allah'in rizasidir. Onlarin öfkelenmesi Allah'in gazabidir.

Resul-i Kibriya Efendimiz (a.s.m.), "Cennet onlarin ayagi altindadir" buyurmustur.

Bir hadiste söyle buyurmustur: "Anne-babasina iyilik edenin, onlarin gönlünü alanin ömrü bereketli ve uzun olur. Yarin kiyamette azap görmez."



Yakin akrabalarina iyilikte bulun

Ey ogul!

Amcan ve halan baban hükmündedir, teyzen ve dayin da ana hükmündedir. Onlara anne-babana ettigin hürmet gibi hürmet et. Hayir dualarini almaya çalis, sakin ihmal etme.



Âmâ akrabana iyilik et

Ey ogul!

Senin evindeki bereket diregi, rahmetin vesilesi, sana gelecek musibetlerin gidericisi evindeki yasli âmâ akra-bandir. "Idare edemiyorum, geçimim dardir" deme. Onlarin vesilesiyle gelen bereket olmasaydi, geçimin daha da darlasacakti.



Hocana hürmet et

Ey ogul!

Hocana tazim ve hürmet et. Çünkü hoca hakki ana-baba hakkindan fazladir. Ana-baban dünyani mamur ederken, hocan âhiretini mamur eder. Onun içindir ki, hocaya hürmet, ana-babaya hürmetten efdaldir.

Hocani gördügün zaman elini öp, hürmet et, diz çöküp edeple otur. Senden bir istegi olursa, kendi isini birak, önce onun isini gör.

Eger fakir ise elinden geldigi kadar yardim ederek hayir duasini al. Çünkü hocanin talebesine duasi, ana-babanin evladina duasi gibidir.



Kardesinin ayibini gizle

Ey ogul!

Mü'min kardesinin bir ayip ve kusurunu görürsen onu gizle, ifsa edip yayma.

Resul-i Ekrem (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Kim bir mü'min kardesinin kusurunu görür de, halkin yâninda onu rüsvay etmezse, Allahü Taâla Kiyamet gününde onun ayiplarini örter, mahserde halkin huzurunda rüsvay etmez."



Hayirli islerde devamli ol

Ey ogul!

Hayirli amellerinde sebat et ve islemede devamli ol. Birgün yapip birgün terk etme.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) söyle buyurmustur: "Allah katinda en sevgili amel, daimi yapilan ameldir. Daimî yapilan amel kisiyi maksuduna ulastirir."



Anne babana karsi gelme

Ey ogul!

Anne-babana karsi gelme. Gönüllerini kirma. Kalblerini incitme.

Bir kimseden anne-babasi razi olmazsa o kimse için Cehennemden iki kapi açilir.

Bir kimsenin anne-babasi zâlim olsa bile onlara karsi âsi olmamalidir.

Cenab-i Hak, Musa Aleyhisselâma söyle buyurmustur: "Ya Musa bil ki, günahlarin içinde bir günah vardir ki, mizanda en agir o gelir. O da anne-babasi çagirdigi zaman, çocugun onlara 'efendim' deyip cevap vermemesidir.



Anne babani dariltma

Ey ogul!

Anne-baban sana darilirsa, sen onlara karsi gelme. Bir köle efendisine nasil hürmet ve itaat ederse, sen de ana-baban bir is buyururlarsa o isi çabucak yap ki, sana beddua etmesinler. Eger sana darilirlarsa onlara karsi kafa tutma. Ellerini öpüp hiddetlerini teskin et



Izzet-i nefsini koru

Ey ogul!

Fakirlere karsi mütevazi ol. Zenginlere karsi zillet gösterme. Izzet-i nefsini koru.



Kimseyi incitme

Ey ogul!

Âhirette selâmet istersen kimseyi incitme. Bir çocuk görünce, "Bu günâh islememis masumdur. Ben günahkârim, bu benden üstündür" de. Kendinden yasli birisini gördügün zaman da, "Bu benden çok ibadet etmistir. Benden efdaldir" de.



Kendini herkesten asagi gör

Ey ogul!

Cahil birisini görürsen, "Bu bilmeyerek günah isler, ben ise bile bile günah islerim, bu benden efdaldir" de.

Bir fakiri görürsen "Bu imân ve saadetle gider. Ben ise nasil gidecegimi bilmiyorum. Bu benden efdaldir" diye düsün.

Eger bu sekilde kendini herkesten asagi görmezsen Allah katinda yüce olamazsin.



Mü'min kardesini sevindir

Ey ogul!

Mü'min kardesini sevindir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Bir kimse dünyada bir mü'min kardesim sevindirirse, Cenab-i Hak kiyamet gününde onun kalbini ferahlatir."

Baska bir hadiste de söyle buyurmustur:

"Bir kimse bir çocugu sevindirirse, Allah onu sirkten baska bütün geçmis günahlarini bagislar."



Mü'min kardesinin ihtiyacini gör

Ey ogul!

Elinden geldigi kadar mü'min kardesinin ihtiyacini gör.

Peygamber Efendimiz (a.s.m) söyle buyurmustur:

"Kim dünyada bir mü'min kardesinin ihtiyacini giderirse, Cenab-i Hak, on'u dünyada, altmisi da âhirette olmak üzere yetmis ihtiyacini giderir."



Küçük ve büyük kardesine güzelce davran

Ey ogul!

Eger kardesin senden küçük ise, ona edep ve terbiyeyi ögret. Okut ve tahsil yapmasini temin et. Tatli sözlerle ögüt ver, fena hallere düsmesine mâni ol.

Sayet kardesin senden büyükse, ona saygi ve hürmet göster, sözünü dinle, anlattiklarina kulak ver. Âhiret kardesine ise tazimde kusur etme. Senden bir haceti varsa, çabuk yerine getir. Çünkü, ana-baba bir kardesten âhiret kardesin daha hayirlidir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Birbirleriyle Allah için âhiret kardesi olanlara, Cenab-i Hak âhirette bir derece ihsan eder ki, hiçbir amelle o manevî dereceye erisilemez."

Eger âhiret kardesin uzakta ise ara sira ziyaret et, ihmal etme.



Oglunu ve kizini iyi yetistir

Ey ogul!

. Ogluna ve kizina küçükken edep ve terbiye ögret. Onlari iyi yetistir. Büyüdükleri zaman ögretmen güç olur. Haniminin ve çocuklarinin bir suçu olursa bagisla.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Çocuklarinizin, haniminizin ve hizmetçinizin suçunu bagislayiniz."

Küçüklerin kabahatim affetmek, büyüklerin sanidir.

En efdal sadaka ehline, evladina ve hizmetçisine verdigin sadakadir. Bir hadiste söyle buyurulmustur:

"Bir kimse hanimina, çocuklarina ve hizmetçisine gönlünün istedigi yemegi yedirirse, Allah Taalâ ona bin derece ihsan eder."

Oglunu yabanci kadinlarla ülfet ettirme. Yedi yasinda namazi, dokuz yasinda orucu ögret. Günah ve haram olan seyleri bellet.



Misafire ikram et

Ey ogul!

Evine misafir gelirse kapida karsila, selâmini al. Izzet ve ikram ile "Hos geldiniz, safa geldiniz" diyerek önlerine düs.

Odada üst basa oturt. Sen de asagiya otur. Yemek vaktinden önce gelmisse yemek çikar. Yemek vaktinden sonra gelmislerse tatli birsey ikram et.

Kalkip giderken "Rahatsiz oldunuz, özür dilerim" diyerek kapiya kadar ugurla.

Gece kalmak için aksam üstü gelen misafire de bu sekilde ikram et, yemek yedirdikten sonra gece fazla oturma. Belki misafir yorgundur. Münasip bir yere yatagini yap, yanina su koy, tuvaleti de göster. "Allah rahatlik versin" diyerek kendi odana çekil. Sabah olunca kahvalti çikar. Eger kalici misafir ise, kalincaya kadar gönlünü hos tut. Gidecegi vakit yemek yedirmeden birakma. Belli bir yere kadar yolcu et, "Allah selamet versin" diye dua et.



Yiyip içerken sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Sofraya oturmadan önce ellerini yika.

2. Sag dizini dikip sol dizinin üzerine otur.

3. Tabagin ortasindan degil, kendi önünden ye.

4. Sofrada saga sola egilerek yanindakileri rahatsiz etme.

5. Agzinda lokma varken konusma.

6. Agzindaki lokmayi kimseye gösterme.

7. Etrafina çok bakma.

8. Ekmegi isirip yemege batirma.

9. Vücudunun rahatini istersen az ye ve az iç.

10. Sofradan kalkinca da az su iç.

11. Cemaat içinde sümkürüp tükürme.

12. Su içerken acele ile bardagi dikerek, hort hort içme. Vücuda zarardir. Yavas yavas arada nefes alarak iç.

13. Ayakta su içme. Sihhate zarardir.

14. Bir kimse su isterken sen de isteme.

15. Terli iken su içme.

16. Gece uyanip su içmek dogru degildir.

17. Eger çok susamissan önce agzini çalkala, sonra az iç.

Çarsi pazarda sunlara dikkat et

Ey ogul!

1. Çarsi pazarda yürürken kimseye omuz vurma, incitme.

2. Kimse ile alay etme.

3. Meydanda yere sümkürme ve tükürme.

4. Elle çekisip kavga etme.

5. Sattigi seyi geri getirirlerse al.

6. Yalan söyleme

7. Kimseyi aldatma.

8. Dükkânini erken aç, geç kapa ve kaparken Besmele çek ve "La havle velâ kuvvete illâ billahi"l-aliyyilazîm"i oku.

9. Halkla tatli konus.

10. Yenecek birsey alirken sahibinin izni olmadan alip tatma.

11. Aldigin yiyecegi evine açiktan götürme. "O nedir?" diyene tattir.



Arkadaslik hukukuna riayet et

Ey ogul!

Bir kimseyle yol arkadasligi yaparsan onun ayaginca yürü, hizli yürüme.

Öteye beriye sapma.

Yol arkadasini birakip da bir tarafa savusma. Bir isle mesgul olup da bekletme.

Arkadaslik hakkini ve onun aliskanliklarini gözet ki, senden hosnut olsun.

Ondan ayrilacagin vakit helâllesip veda et ve elini sik.



Hasta ziyaretine git

Ey ogul!

Hastanin halini hatirini sormak görgü kuralidir.

Hastayi ziyaret ettigin zaman odasina habersiz girme.

Içeri girerken selâm ver, hastanin sag yanina oturup elini oksa. "Neren agriyor, hastaligin nedir, simdi nasilsin?" diye sor. "Insâallah geçer" diye teselli et ve ümitlendir.

Hastanin yaninda çok oturma.

Ihtiyaci varsa elinden geldigi kadar yardim et.

Eger hasta agir ve kendini bilmiyor veya doktor, kimse ile görüsmesini yasaklamissa odasina girme, ev halkindan haber al veya bir adam gönderip sordur:

Hasta ziyareti insanî bir vazife oldugu gibi, sünnettir ve sevabi çoktur.



Cenazeye katil

Ey ogul!

Akrabandan, dostlarindan veya memleketin ileri gelenlerinden biri vefat ederse cenazesine katil.

Cenaze sahibine, evlat ve akrabasina orada hazir bulunanlara selâm ver.

Vefat eden fakir ise cenaze masraflarina yardim et. Cenazeyi yaya olarak takip, etmek sünnettir. Mazeretin yoksa mezara kadar yaya git.

Cenazeye katilamiyorsan ailesine mektup yazarak bassagligi bildir.

Cenazede bulunmak ve cenaze namazini kilmak çok büyük sevaptir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 10

Kategori: Dede Ruhlu

Padisaha nasihat - Imam-i Gazali



Imam-i Gazali hazretleri, Selçuklu sultani Sultan Sencer’in padisahligi sirasinda onunla görüsmüs, ona mektup yazmis ve bizzat nasihatte bulunmustur.

Sultan Sencer; Ehl-i sünnet itikadinda, dinine bagli ve bid’atleri reddeden bir padisah idi. 60 sene kadar tahtta kalmis olup, ilme ve ulemaya karsi çok hürmet eder, kendisi de ilimle mesgul olurdu. O zamanin en meshur âlimi olan Imam-i Gazali hazretlerine haset edenler, Imam-i azamin aleyhinde bulunuyor diye iftira ederek, Sultan Sencere sikayet etmislerdi. Bunun üzerine Sultan Sencer, Imam-i Gazali’yi yanina davet edip, görüsmek istedigini bildirdi. Durum Imam-i Gazali’ye iletilince bazi mazeretlerini bildirerek gitmedi. Sultan Sencere mazeretini bildirmek ve nasihat etmek üzere bir mektup gönderdi. Özetle sunlari bildirmistir:

“Cenab-i Hakkin, ahirette bir insana ihsan edecegi seylerin yaninda, bütün yeryüzü, bir kerpiç gibi kalir. Yeryüzünün bütün beldeleri, vilayetleri, o kerpicin tozu topragi gibidir. Kerpicin ve tozunun topraginin ne kiymeti olur? Ebedi sultanlik ve saadet yaninda, yüz senelik ömrün ne kiymeti vardir ki, insan onunla sevinip, magrur olsun? Yükseklikleri ara, Allahü teâlânin verecegi padisahliktan baskasina aldanma!


Bu ebedi padisahliga kavusmak, herkes için güç bir sey ise de, senin için kolaydir. Çünkü Resulullah efendimiz, “Bir gün adalet ile hükmetmek, altmis senelik ibadetten efdaldir” buyurdu. Madem ki Allahü teâlâ sana, baskalarinin altmis senede kazanacagi seyi bir günde kazanma sebebini ihsan etmistir, bundan daha çok muvaffakiyete firsat olamaz! Zamanimizda ise is o hale gelmistir ki, degil bir gün, bir saat adaletle is yapmak, altmis yil ibadetten efdal olacak dereceye varmistir.


Dünyanin kiymetsizligi, açik ve ortadadir. Büyükler buyurdular ki: “Dünya kirilmaz altin bir testi, ahiret de kirilan toprak bir testi olsa, akilli kimse, geçici olan ve yok olacak olan altin testiyi birakir, ebedi olan toprak testiyi alir. Kaldi ki dünya, geçici ve kirilacak toprak bir testi gibidir. Ahiret ise hiç kirilmayan ebediyen baki kalacak olan altin testi gibidir. Öyleyse, buna ragmen dünyaya sarilan kimseye nasil akilli denilebilir? Bu misali iyi düsünün ve daima göz önünde tutun!


Beni yaniniza davet etmis bulunuyorsunuz. Benim ahdim var. Bundan sonra hiçbir sultanin yanina gitmeyecegim ve hiçbir sultandan en ufak bir sey kabul etmeyecegim. Münazarayi terk edecegim. Bu ahdimde durdum. Bu bakimdan, sultanlar beni bu hususta mazur gördüler.


Sizin için hayir dualarda bulundum. Eger her seye ragmen gelmem için bir fermaniniz olursa, emre itaatin lazim oldugunu bildigim için, ahdimi bozarak, fermaninizi kabul etme yolunu seçerim. Allahü teâlâ, dilinize ve gönlünüze öyle seyler getirsin ki, bununla yarin ahirette utanmaktan muhafaza etsin... Vesselam.”


Bu mektup Sultan Sencere ulasinca, madem ki Meshed’e gelmis, ordugahimiza az bir mesafe var. Oradan gelmek güç bir is degildir diyerek, gelmesini istedigini bildirdi. Bunun üzerine Imam-i Gazali, Sultan Sencerin yanina geldi. Huzuruna girince ayaga kalkip, Imam-i Gazali’yi karsilayip kucakladi. Sonra da kendi tahtina onu oturttu. Çok hürmet gösterdi. Imam-i Gazali oturduktan sonra, yaninda bulunan bir talebesine, Kuran-i kerimden bir miktar oku buyurdu. Talebesi de mealen; “Allah kuluna kâfi degil mi?” buyurulan, Zümer suresi 36. Âyetini okuyunca, Imam-i Gazali “Evet” dedi. Daha sonra söze Besmele çekerek basladi. Sultana özetle dedi ki:

“Allahü teâlâya hamd olsun. Kurtulus ancak takva sahibi olanlar içindir. Düsmanlik da ancak zalimleredir. Islam âlimlerinin âdeti söyledir: Padisahlarin huzuruna girdiklerinde; dua, sena, nasihat ve bir ihtiyacin giderilmesi hususunda konusma yaparlar.


Dua hususunda evla olan, gece karanliklarinda Hak teâlâya gizlice yalvarmaktir. Çünkü insanlar arasinda yapilan dualarda riya, gösteris ihtimali var. Halis olmayan böyle dualar ise, Hak teâlâ indinde makbul degildir. Bu huzurda övgüde bulunmak da riyakârliktan uzak degildir. Yükseklik ve isik bakimindan, günesin parmakla gösterilip, övülmeye ihtiyaci yoktur. Güzellik kemale ulasinca, övenlerin pazarini bozar, bunlarin eli bos kalir.


Resulullah efendimiz (Size iki vaiz biraktim, biri susar, biri konusur. Susan nasihatçi ölümdür. Konusan ise Kur’andir) buyurdu. Dikkat et, susan nasihatçi ölüm, lisan-i haliyle ne söylüyor ve konusan nasihatçi ne söylüyor? Susarak, haliyle nasihat eden, ölüm diyor ki:

Ben, her canliyi pusuda beklemekteyim. Zamani gelince aniden pusudan çikip yakalayiveririm. Eger benim herkes için yapacagim isin bir benzerini görmek isteyen varsa; padisahlar, vefat etmis olan padisahlara, emirler de, vefat etmis olan emirlere baksinlar. Meliksah, Alparslan, Çagribey toprak altindan halleriyle söyle nida ediyorlar:

“Ey Padisah, ey gözümüzün nuru, sakin unutma ki, biz nerelere sevk edildik ve ne korkunç isler gördük. Emrinde bulunanlardan biri aç iken, sen asla bir gece tok olarak uyuma! Biri çiplak iken, sen istedigin gibi giyinme!


Söyle vasiyet ederler:

Benden bir kelime kabul et ki, bu; “La ilahe illallah” dir. Bunu daima dilinde tut, yalniz kaldigin zaman bunu söylemeyi asla unutma. Asil iman, bunu söylemekle istikrara kavusur. “Iman, suyunu taatten alir. Kökü adalet ile, devami Hakki zikretmek ile kaimdir” buyurulmustur. Bunlarin hepsini yapip ahiret azabindan kurtulursan da, kiyamette sualden kurtulamazsin. Hadis-i serifte; “Her biriniz çoban gibisiniz ve herkes emri altinda bulunanlardan sorumludur” buyuruldu.


Ey Padisah! Hak teâlânin hak nimetini eda eyle ki, nimet; dogru iman, dogru itikad, güler yüz ve güzel ahlaktir ve iyi amellerdir. Bunlardan iyi amel islemek senin elindedir. Madem ki Allahü teâlâ bu nimetleri sana ihsan etmis, sen de dördüncüden, iyi amel etmekten kendini mahrum etme ki, küfran-i nimet etmis olmayasin ve ey ayakta duran emirler! (vezirler, kumandalar!) Eger devletinizin mübarek ve daimi olmasini istiyorsaniz, nimetin kadrini biliniz. Nimeti, felaket ve bedbahtliktan ayirt ediniz. Biliniz ki; sizin bu Horasan melikinden baska, göklerin ve yerlerin maliki olan baska bir padisahiniz vardir. Yarin kiyamette, herkesi hesaba çekecek ve benim nimetimin hakkini nasil elde eylediniz, nasil yerine getirdiniz, buyuracak.


Meliklerin kalbleri, Allahü teâlânin hazineleridir. Rahmet, azap ve cezaya dair yeryüzünde her ne vuku bulsa, meliklerin gönülleri vasitasiyla olur. Allahü teâlâ, kendi hazinemi size emanet ettim. Sizin dilinizi o hazinenin kilidi yaptim, korudunuz mu? Yoksa emanete ihanet mi ettiniz? Diye soracak. Hazineye ihanette bulunan bir mazlumun halini padisahtan gizleyendir.


Bir ihtiyacin arz edilmesine gelince, benim bir genel, bir de özel olmak üzere iki hacetim vardir. Genel olani sudur: Tus ahalisi zulümden helak olmustur. Soguk ve susuzluktan mahsuller tamamiyla mahvolmustur. Onlara aci! Hak teâlâ da sana acisin. Açlik dert ve belasiyla müminlerin boynu ve belleri kirildi.


Özel hacetim ise sudur: Ben, 12 seneden beri halktan uzaklasmis, bir köseye çekilmistim. Sonra Fahr-ül-mülk, Nisabur Medresesi müderrisligini kabul etmem için israr etti. Ben ona, Bu zaman, benim sözlerimi kaldiramaz. Bu zamanda bir hak söz söyleyenin, kapi ve duvar bile aleyhine geçer demistim. Bugün ise is o raddeye gelmis ki, isitmis oldugum sözleri rüyada görseydim, karisik rüyadir derdim. Bunlarin akli ilimler ile alakali olanlarinda eger bir kimsenin itirazi varsa, buna sasilmaz. Çünkü benim sözlerimde, herkesin anlayamayacagi manalar çoktur. Bununla beraber ben, kime olursa olsun söylemis oldugum herhangi bir sözümü açiklayip ispat edebilirim. Böylece meseleyi açikliga kavustururum. Bu gayet kolaydir. Fakat, Imam-i a’zam Ebu Hanife’nin aleyhinde bulunmusum diye söz söylüyorlarmis. Iste buna asla tahammül edemem. Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben, Ebu Hanife’nin ümmet-i Muhammed arasinda, fikih ilminin inceliklerinde ve manasinda en büyük âlim oldugunu kesin olarak kabul etmekteyim. Her kim ki, bu söyledigimin tersine bir sözüm oldugunu veya bir sey yazmis oldugumu söylerse o yalancidir.


Sizden sunu isterim ki; beni, Nisabur’da, Tus’da ve diger bütün sehirlerde ders verme isinden affediniz. Kendi halimde kalayim. Bu zaman, benim sözlerime tahammüllü degildir.”

Sultan Sencer, Imam-i Gazali hazretlerini dikkatle dinledikten sonra su cevabi verdi:

“Söyledigin bu sözleri duymak ve imam-i a’zam hakkindaki güzel kanaatlerini, Irak ve Horasan âlimlerinin hepsinin duymasi için, onlari burada toplamamiz lazimdir. Büyük Islam âlimleri hakkindaki kanaatinizi ve onlara olan hürmet ve sevginizi herkese duyurmak üzere, her tarafa dagitmak için bu ifadeleri yazmanizi istiyorum. Tedristen, ders verme isinden muaf tutulma arzuna gelince, bu mümkün degil. Fahr-ül-mülk, seni Nisabur müderrisligine [profesörlügüne] davet etmistir. Biz, senin namina medreseler yaptiracagiz. Bütün âlimler gelsinler, kendilerine kapali kalan meseleleri ögrensinler, zor meselelerini halletsinler.”


Imam-i Gazali hazretleri, ömrünün bundan sonraki son iki yilini, kendi memleketi Tus’ta kitap yazmak, insanlari irsad etmek ve talebelere ders vermekle geçirdi. 55 yasinda vefat eti.


Kalplerin Kesfi - I.Gazali

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 9

Kategori: Dede Ruhlu

Imam Rabbaniden Hayat Dersleri

Asil ismi Ahmed Faruk-u Serhendî olan Imam-i Rabbani Hazretlerin Hz. Ömer'in (r.a.) neslinden gelmektedir. 1563'de Hindistan'in Serhend sehrinde dünyaya gelmis ve ayni yerde 1624 tarihinde vefat etmistir.

Imam-i Rabbânî'nin zamaninda Hindistan'da çok genis fikrî çalkantilar vardi. Halki Islâmdan uzaklastirmaya ve Islâmi taninmaz hale getirmeye çalisan yönetime karsi Imam-i Rabbani Hazretleri çok genis bir hizmet halkasi olusturur. Yetistirdigi talebelerle, daha sonra hem bu talebelerine, hem de nüfuzlu kisilere yazdigi mektuplarla Islâmi müdafaaya çalisti.

Imam-i Rabbani müceddiddir. Yani Hicri ikinci bin yilin din yenileyicisidir. Dine sokulmaya çalisilan hurafe, bid'at ve batil inançlari reddedip, dinin aslini muhafazaya çalismis ve o devir insaninin ihtiyaci olan dinî meselelerde yeni bir takdim sekli olusturmustur. Hizmeti sadece kita Hindistan'ina bagli kalmamis, zamanla dünyanin her tarafina kök budak salmistir.

Imam-i Rabbani Hazretlerinin fikir, izah ve hizmet esaslari bütünüyle mektuplarinda mevcuttur. Asli Farsça olarak üç cilt halinde tertip edilen, 847 mektup, 1670 sayfadan olusan ve daha sonra Arapça ve Türkçeye da tercüme edilen Mektubat, asil itibariyle yazildigi devre isik tutmakla birlikte, bizlerin de bu eserden ögrenecegimiz pek çok sey vardir.

Mektubat Türk okuyucusuna yabanci degildir. Özellikle Naksi tarikatina mensup bazi hizmet gruplari tarafindan kaynak kitap olarak kabul edilmesinin de taninmasinda büyük payi vardir.

Mektubat'ta yer alan mektuplarin büyük bir kismi kendi talebelerine yönelik oldugundan "Ey ogul!" seklinde hitaplari bulunmaktadir. Biz daha çok bu sekildeki hitaplarin bulundugu paragraflardan seçmeler yaptik. Merhum Abdülkadir Akçiçek'in tercümesi aslina çok yakin bir sekilde tercüme edildiginden bu kitaptan istifade ettik.



Dünya bir seraptir

Ey ogul!

Bu dünya imtihan yeridir. Onun yüzü yaldizla ve çesitli yüzlerle süslenmistir. Sureti nakislidir. Çirkin bir kadin gibi kasi çekilmis, yanaklari boyanmis. Ilk bakista tatli gelir, göze tazelik ve canlilik hayali verir; lâkin gerçekte o üzerine koku sürülmüs cifeye benzer.

Sineklerin ve kurtlarin içine doldugu bir çöplük gibidir. Su gibi görünür, o bir seraptir, Seker suretinde zehirdir. Içi harap ve çok kötüdür. Bu süsü ve hayasizligi ile söylenenlerin ve anlatilanlarin hepsinden serlidir.

Onun asiki sefih ve büyülüdür. Fitneye düsmüs, çildirmis ve aldatilmistir. Kim onun görünüsüne aldanirsa ebedi kayip zehiri ile zehirlenmistir. Kim onun tazeligine ve tadina bakarsa sonsuzluga kadar pismanlik duyar.

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) söyle buyurmustur:

"Dünya ve âhiret iki kuma gibidir; birini razi etsen, digeri darilir."



Dünya nedir?

Ey ogul!

Dünya nedir, bilir misin? Kadin, çocuk, mal, makam, reislik, oyun, oyuncak, lüzumsuz islerle ugrasmak...

Bütün bu sayilanlardan hangisi seni alip Allah'tan baska seylerle oyalayip perdelerse, o dünyaya dahildir.



Gençlik tövbesi

Ey ogul!

Cenab-i Hak sonsuz inayetinden sana nasip verdi. Bilhassa gençlik çaginda sana tevbe nasip etti. Simdi bilmiyorum, o tevbede sebatli misin? Yoksa çesitli muzahrefat ile seytan seni azdirdi mi?

Tevbe üzerinde durup devam ettirmek zor görülebilir, zira çag gençlik çagidir. Dünya malina gelince, elde etme sebepleri çok ve kolaydir, bu manada arkadaslarinin çogu da uygunsuzdur.



Sana tefekkür lazim

Ey ogul!

Önemle üzerinde duracagin is, mübah seylerin zaruri olan miktari ile yetinmektir. Bu zaruri miktar da ibadetlerde kuvvet bulmak niyetiyle alinmalidir.

Yenen yemekten maksat, ibadetin yerine getirilmesi için kuvvet kazanilmasi olmalidir. Elbise giymekten maksat, avret yerini örtmek, sicaktan ve soguktan korumaktir. Bu ölçüyü diger zaruri mubah islerde de devam ettirmelidir.

Sana tefekkür lâzim. Kalbe dayali isleri yapmak gerek. Aksi halde yarin ziyandan ve pismanliktan baska bir sey elde edilmez.

Gençlik büyük firsattir

Ey ogul!

Ibadete yönelme vakti gençliktir. Akilli olan bu vakti kaçirmaz, firsati ganimet bilir. Zira is önemlidir. Insan yaslilik zamanina kalmayabilir. Kaldigini farz edelim, derlenip toparlanmak nasip olmaz. Böyle bir derlenip toparlanmanin mümkün oldugunu farz edelim, bir amel islemeye güç yetiremez. Zira o zaman, zaafin ve aczin bastirdigi zamandir. Halbuki su anda derlenip toparlanma durumu vardir, elde eldilmesi kolaydir.

Hele anne-babanin hayatta olmalari Yüce Hakkin nimetlerinden biridir. Senin geçimini onlar üzerine almistir. Iste bu mevsim firsat mevsimidir. Güç ve kuvvetinin yettigi mevsimdir. Bugünün isini yarina birakmak için su andaki durum nasil bir özür olabilir? Ertelemeye ne gerek var? Resulullah (a.s.m.) bu manada söyle buyurmustur: "Isi erteleyen helak olur."

Evet, bugün ahirete ait islerle bir mesguliyet varsa, bu düsük dünyanin isini yarina birakmak cidden güzel olur, tam bunun aksi ise pek çirkin bir sey olur.

Su zaman gençlik zamanidir. Nefsin, seytanin ve din düsmanlarinin istilasi zamanidir. Bu zamanda yapilan az amele biçilen itibar, bu vakitlerden baska zamanlarda yapilan amellere biçilmez.



Allah'in emir ve yasaklarina uymali

Ey ogul!

Varliklarin özü olan insanin yaratilmasindaki gaye, oyun ve oyuncakla eglenmek, yemek ve içmek degildir. Onun yaratilmasindaki gaye, kulluk vazifelerini yerine getirmek, devamli bir sekilde Allah'a iltica ve niyazda bulunmaktir.

Dinin anlattigi ibadetlere gelince, bunlarin edasindan gaye, kullarin faydasi ve onlarin yararidir. Bunlardan hiçbiri Cenab-i Hakkin yararina degildir, çünkü onun böyle bir seye ihtiyaci yoktur.

Durum böyle olunca, onlarin edasi memnuniyete sebep olmalidir. Bu emirlerin yerine getirilmesi ve yasaklardan kaçinmak için kosmali, çabalamalidir.

Cenab-i Hak sonsuz zenginligi ile kullarina emir ve yasaklar yolundan ikramlar eylemistir. Bu durumda bize düsen, tam manasiyla bu nimetlere sükretmektir. Memnuniyetin en üstün derecesi ile emir ve yasaklardan ne varsa hepsinin yerine getirilmesi için çaba harcamaktir.



Dogru haberci ile yalancinin farki

Ey ogul!

Yalan söyledigi defalarca denenemis olan bir kimse, "Bu gece düsman hücum edecek" diye bir haber verecek olsa, bu haber üzerine o beldenin ileri gelenleri derhal savunma tedbirleri alir. Bu haberi veren kimsenin yalanci oldugunu bildikleri halde o belanin giderilmesi için çareler ararlar. Çünkü tehlike ihtimaline karsi dikkatli olmak lazimdir.

Halbuki, dogru haber veren Resulullah (a.s.m.) bütünüyle âhireti haber vermistir. Durum böyle iken bu haberden kimse müteessir olmamaktadir. Eger müteessir olsalardi, ondan korunma çareleri ararlardi. Kaldi ki, Resulullah Efendimiz ondan korunma çarelerini de göstermistir.

O nasil bir imandir ki, dogru haberciye yalan haberci kadar itibar etmiyor.



Mal ve mülk Allah'indir

Ey ogul!

Nefis kendi özünde cimridir. Ilâhi emirleri yerine getirmekten kaçar. Bunun için devamli yumusak konusmalidir. Yoksa mal ve mülk bütünüyle Allah'indir.

Kula asil layik olan zekâti tam bir memnuniyetle vermektir. Yoksa nefsin arzularina uyarak ibadetin edasinda tembellik edip agirdan almak yakismaz.



Fetvayi âhiret âlimlerinden almali

Ey ogul!

Dini hükümleri, fetvalari âhiret ulemasindan sorup ögrenmek gerektir. Zira onlarin sözlerinde tesir vardir. Belki onlara soruldugu için nefeslerinin bereketi ile amelde basari hasil olur.

Ilmi kendilerine makam vesilesi yapan dünya alimlerinden kaçinmak gerekir.

Dünya adamlariyla bizim ne isimiz var? Onlarla aramizda ne gibi bir münasebet olur ki, onlarin hayri ve serri üzerinde söz edelim.



Tavsan uykusu ne zamana kadar sürecek?

Ey ogul!

Hayatinin en güzel zamanlan heva ve heveste geçti. Allah düsmanlarinin rizasini kazanma yolunda geçip gitti. Simdi ömrünün sonu kaldi. Bugün de bunu Hakkin rizasi istikametinde harcamazsak, o en güzel ömrün yerini doldurma isinde bir tedarik görmezsek, isterse pek az

olsun, çekecegimiz zahmeti ebedi rahata vesile bilmezsek, az sevap islemek suretiyle çok günahlarimiza kefaret ettirmezsek, yarin hangi yüzle Allah'in katina varacagiz? Hangi çareye basvuracagiz?

Bu tavsan uykusu ne zamana kadar sürecek? Bu gaflet pamugu ne zamana kadar kulakta kalacak? Yakinda basiret gözünden gaflet kalkacak, hiç süphe edilmesin kulaktan bu gaflet pamugu da gidecek, lâkin o zaman ne faydasi olur? O zaman hasret ve pismanliktan baska bir sey olmayacak.

Ölüm gelmeden önce amel islemeye bak. Kabrinde yaslanacagin bir sey hazirlamalisin. Öncelikle itikadini düzeltmelisin. Sonra dini yönden zaruri bilgileri ögrenmelisin. Fikih kitaplarinin açikladigi seyleri bilmeli ve amel etmelisin.



Zikir gafletin kovulmasidir

Ey ogul!

Firsat ganimettir. Saglik ve bos zaman ise iki ganimettir. Vakitlerini devamli olarak Allah'in zikrine harcamak gerekir. Hangi amel olursa olsun, dinin emri istikametinde ise o zikre dahildir, isterse alis veris olsun.

Bütün hal ve hareketlerde dinin hükümlerine riayet etmek gerektir. Ta ki onlarin hepsi zikir ola... Zikir gafletin kovulmasindan ibarettir. Bütün islerde emir ve yasaklara riayet edilirse, emirleri veren yasaklari bildiren Zata karsi gaflet esaretinden kurtulus nasip olur. O Yüce Hakkin da devamli zikri hasil olur.



Hayat seriat üzere olmalidir

Ey ogul!

Düsük dünya süslerine aldanmaktan sakin. Bu fani saltanata kanmamaya dikkat et. Bütün hal ve hareketlerinde seriata göre amel et. Hayat, temiz seriat üzere olmalidir.

Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat âlimlerinin görüslerine göre öncelikle itikadi düzeltmek gerekir. Bundan sonra himmet dizginlerini amele faydali fikih hükümlerini yerine getirmeye sarfetmelidir.

Farzlarin edasinde önemle durulmalidir. Helal ve haram islerinde dikkatli hareket etmelidir. Farzlarin yaninda nafile ibadetlerin durumu yolda birakilmis ve itibardan düsmüs gibidir. Halbuki bu zamanda insanlarin pek çogu nafile ibadetlere önem verip farzlari harap birakmaktadir. Nafile ibadetlere önem verip farzlari da düsük ve itibarsiz saymaktadirlar.



Ilim, amel, ihlas lâzim

Ey ogul!

Bilmis ol ki, ebedî kurtulusun kolaylasmasi için insana su üç sey mutlaka lâzimdir: Ilim, amel, ihlâs.

Ilim iki kisimdir: Birinci kisim, amel olup bunun izahini fikih üzerine almistir.

Ikinci kisim, bundan maksat mücerred itikat ve kalbi yakindir. Bunun tafsilati kelâm ilmi üzerine yazilan kitaplarda vardir. Haliyle Ehl-i Sünnet ve'1-cemaatin görüsüne göre... Söyle ki: Bunlar firka-i naciye olup, bunlara tabi olmadan hiç kimse için kurtulus ümidi yoktur. Bunlara kil kadar muhalefet olsa, is tehlikeye girer, hem de ne tehlike!



Kul hakkini dünyada iken öde

Ey ogul!

Tam manasiyla kul hakkinin ödenmesi cihetine gidilmelidir. Bu yolda tam bir gayret gösterilmelidir. Ta ki, üzerinde hiç kimsenin hakki kalmaya. Çünkü bu dünyada hak ödemek kolaydir, yumusaklikla, tatli dille helallik dilemek mümkündür; ama âhirette is zordur. Orada çare bulmak mümkün degildir.



Nefsin sevdasina kapilma

Ey ogul!

Nefis, makam ve bas olmak sevdasi üzerine yaratilmistir. Bütün gayreti, akrani üzerine üstün gelmektir.

Bütün arzusu yaratilmislarin hepsi kendisine muhtaç, emrine ve nehyine boyun egmis olmaktir. Kendisinin hiçbir seye muhtaç olmasini istemedigi gibi, hiç kimsenin hükmü altina da girmek istemez.

Bütün bunlar ondan gelen uluhiyet davasidir. Benzeri olmayan Yüce Yaratici ile ortaklik davasina girer. Mutlu olmaktan yana pek uzaktir.

Hatta ortakliga bile razi olmaz. Yalniz kendisinin hâkim olmasini ister, baskasini istemez. Herseyi hükmü altinda görmek ister. Bir kudsî hadiste söyle buyurulur:

"Nefsine düsman ol, çünkü o Bana düsmanliga saplandi."

Makam, reislik, yükselmek, büyüklenme hususunda nefsin isteklerini vermek suretiyle nefsi terbiyeye kalkismak ona yardim olur ki, hakikatte Yüce Allah'a düsmanliktir. Onu takviye etmek dahi bu mânâyadir. Bu isin çirkinligi ciddi bir sekilde idrak edilmelidir.

Bir kudsî hadiste'Allah Teâlâ söyle buyuru:

"Kibriya ridamdir, azamet izarimdir. Bir kimse bunlardan birisi ile benimle nizaya tutusmak isterse, onu atesime atarim, haline hiç bakmam."

Peygamberlerin gönderilmesinin hikmeti, nefs-i emmareyi âciz birakip onun yapisini tahrip etmektir. Dinî emirler nefsi arzulari kaldirmak için gelmistir. Ne kadar dinî emir islenirse, o kadar nefsanî arzu zail olur.

Dinî hükümlerin birini yerine getirmek nefsanî arzularin izalesi için bin senelik riyazetten ve bu ugurda mücahededen daha faziletlidir.

Bu riyazet ve mücahede seriat geregince olmayinca nefsin arzusunu takviye ve teyit eder. Brahmanlar ve Hindular riyazet ve mücahedede hiçbir kusur islemezler, fakat seriat dairesinde yapmadiklari için kendilerine hiçbir faydasi olmaz.

Meselâ bir kimse dinin emrettigi zekât niyetiyle bir dinar verse, nefisten gelen bir arzu ile nefsin tahribi yolunda bin dinar harcamasindan daha faydalidir.

Ramazan Bayraminda seriatin emrine uymak maksadiyla oruç tutmayip yemek, bir kimsenin kendiliginden tuttugu bin senelik oruçtan hayirlidir.

Sabah namazinin iki rekât farzini cemaatle kilmak sabah namazini cemaatle kilmayi birakip geceyi sabaha kadar ibadetle geçirmekten çok faziletlidir.

Hâsili; nefsin, baskanlik, üstünlük, yükseklik taslamak hususundaki bos kuruntulann pisliklerinden kurtulmadikça kurtulus mümkün degildir. Ondanki bu hastaligin izalesi zaruridir. Tâ ki, ebedi ölümle yüz yüze gelmeye...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 8

Kategori: Dede Ruhlu

Abdülkadir Geylânî Hazretierinden Ögütier


Evliyalar Sultani, Gavs-i Âzam olarak meshur olan ilim ve hikmet kutbu Abdülkadir Geylânî Hazretleri 1077'de Hazar Denizinin güneyinde bulunan Geylan'da dünyaya geldi ve 1166 tarihinde Bagdat'ta hayata gözlerini yumdu. Hem anne, hem de baba tarafindan Peygamberimizin neslinden gelen Abdülkadir Geylânî Hazretleri hem ilmi, hem de manevî hali ile yüzyillar boyu muhtaç gönüllere Ilâhi aski yansitmistir. Öyle ki, Müslüman olmayanlar bile onun büyüklügü karsisinda egilmislerdir.

Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin gerek dergâh ve medresesinde yaptigi sohbetler, gerekse camideki vaaz ve nasihatleri talebeleri tarafindan yaziliyor ve muhafaza ediliyordu. Bizim istifade ettigimiz Fütûhü'l-Gayb ve Fethu'r-Rabbânî isimli eserleri 1150-1152 yillari arasinda yaptigi sohbetlerden olusmus ve yakin talebesi Afif tarafindan kaleme alinmistir.

Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin sohbetleri ve hitabelerinin muhataplari her kesimden insanlardir. Fakat özellikle Fethü'r-Rabbâni deki hitabeleri daha çok "Ey ogul!" seklindedir ve çogunlukla nefse hitap eder, nefse agir darbeler indirir, nefsin yapisinda bulunan sirk, nifak, yalan, riya ve isyan gibi kötülükleri temizlemeye çalisir.

Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin en önemli eserlerinden olan 620 sayfalik Fethü'r-Rabbâni´den derlemeye çalistigimiz bu ögütler, hemen herkesin ortak derdini dile getirmekte ve çareler göstermektedir. Bu vesile ile bir aczimi itiraf edeyim: Bir an için kendimi Abdülkadir Geylânî Hazretlerine muhatap olarak kabul ettim, ancak dayanamadim. Çünkü insanda öyle agir bir nefis ameliyati yapiyor ki, uzun süre tahammül etmek mümkün olmuyor. Bunun için agir dersleri degil de, umumi ögütleri derlemeye çalistik.



Önce kendini düzelt

Ey ogul!

Önce kendi nefsine ögüt ver, kendi nefsim düzelt. Sonra da baskalarina ögüt ver, baskalarini düzeltmeye çalis. Sana önce kendi nefsinin özelliklerini, kendi nefsinin ne durumda oldugunu bilmen lazim. Kendinde islaha muhtaç bir hal var oldukça baskalarini düzeltmeye, baskalarina ögüt vermeye kalkisma. Eger kendinde islaha muhtaç bir hal bulundugu halde bunu birakir da baskasinin islahina kalkisirsan yazik sana!

Baskalarini nasil ve hangi hallerde kurtarabilecegini bilirsin. Sen kendin kör isen, bir baskasinin elinden tutup nasil bir yere götürebilirsin? Gözleri görmeyen birisinin bir baskasinin elinden tutup bir yere götürmesi mümkün olmadigi gibi, kendi nefsini islah etmemis birisinin de baskalarini irsat edip Allah'a götürmesi mümkün degildir. Ancak kendi gözleri gören kisi baskalarini bir yerden bir yere götürebilir.

Denize düsen ve yüzme bilmeyen birisini ancak mahir yüzücü olan birisi kurtarabilir. Aynen bunun gibi, Allah'a insanlari ancak Onu taniyan birisi götürebilir. Allah'i tanimayan kisiye gelince, Ona giden yolda bu kisi insanlara nasil rehberlik edebilir ki?

Sana Allah'in tasarrufundan bahsetme ihtiyacini duymuyorum. Sen Onu seversin, amellerini sirf Onun rizasi için yaparsin. Asla Ondan baskasi için yapmazsin. Ondan korkarsin, Ondan baskasindan asla korkmazsin.



Takvaya saril

Ey ogul!

Sana takva gerek. Takvaya saril, muttaki ol. Sana seriat gerek, seriatin esaslarina saril. Nefse, sehevî arzulara, seytana ve kötü kisilere muhalefet etmeli ve onlara uymamalisin. Mü'min kisi bu hususlarda devamli cihat halindedir. Öyle ki, basindan migferi hiç eksik olmaz, kilici asla kinina girmez, atinin sirti hiç egersiz kalmaz. Uykuyu bile hak erenlerinin uyudugu niyetle uyur. Hak erenleri düsmana galip gelebilmek için zindelik kazanmak maksadiyla uyurlar. Ihtiyaç dolayisiyla yemek yerler. Ancak zaruret halinde konusurlar. Mecbur kalmadikça âdetleri dilsizlik ve sükûttur. Onlari ancak Allah'in takdiri konusturur. Bu dünyada onlarin dilini Allah hareket ettirir, konusturur. Tipki yarin Kiyamet gününde organlarini konusturacagi gibi...



Allah'i daima görür gibi ol

Ey ogul!

Yalnizlik anlarinda öyle bir takvaya ihtiyacin var ve öyle bir takvaya sahip olmalisin ki, seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alikoysun. Öyle bir murakabeye ihtiyacin var, öyle bir murakebeye sahip olmalisin ki, Allah'in daima seni görmekte oldugunu sana hatirlatsin. Iste sen yalnizlik anlarinda böyle olmaya muhtaçsin, mecbursun. Bundan baska, nefis, heva ve seytanla savasmaya muhtaçsin.



Gönülleri hakka davet et

Ey ogul!

Büyük insanlari yikip mahveden küçük hatalar, sürçmeler ve kaymalardir. Zahitleri mahveden nefsanî ihtiraslardir. Hak erenlerini mahveden yalnizlik anlarindaki kötü düsünceler, hatira gelen kötü fikirlerdir. Siddiklari mahveden bir anlik kötülüktür. Onlarin bütün mesguliyetleri, kalblerini uygunsuz düsüncelerden korumak ve muhafaza etmektir. Onlar Hakka davet mevkiinde bulunan kisilerdir. Insanlari Allah'i tanimaya davet, ederler. Gönülleri Hakka davet etmekten bir an bile geri durmazlar.



Nefsini itaat altina al

Ey ogul!

Bu zaman âhirzamandir. Nifak çarsisi açilmistir. Yalan çarsisi açilmistir. Münafik, yalanci, deccal kisilerle oturmayiniz. Yazik sana ki, nefsin münafiktir, yalancidir, kâfirdir, fâcirdir, müsriktir. Böyle oldugu halde sen onunla nasil oturuyorsun? Ona muhalefet et, asla muvafakat etme. Onu bagla, asla saliverme. Onu hapset, zindana at. Kendisine ancak zaruri olan haklarini ver. Fazla verme. Onu mücahedelerle kahret, itaat altina al!



Dünya ile âhireti biraraya getir

Ey ogiû!

Dünya ile âhireti biraraya getir. Her ikisini de ayni yere koy. Kalbin dünya ve ahiret düsüncesinden arinmis olarak ve çiril çiplak bir sekilde Mevlan ile tek basina ol. Allah'tan baska herseyden arinmadikça Ona yönelme. Halka baglanip kalarak Haktan ayri kalma. Bütün bu sebepleri kopar, at. Allah'a giden yoldaki engelleri birer birer bertaraf et. Bütün bunlari yaptiktan sonra dünya ve âhireti biraktigin yere var. Dünyayi nefsine ver, âhireti kalbine koy, Mevlâyi da özünde tut.



Tevbe ile günah elbiseni çikar

Ey ogul!

Nefis ile birlikte olma. Hevesinle birlikte olma. Dünya ile de birlikte olma. Öyle ise hemen günahlarina tevbe et, bir daha islememeye azmeyle. Onlardan siyril. Seri adimlarla Mevlana kos. Tevbe ettigin zaman hem disin, hem de için tevbe etmis olsun. Tevbe, Allah'in katinda makbul kul olmanin temelidir. Halis bir tevbe ile ve Allah'tan hakikaten haya etmek suretiyle üzerindeki günah elbisesini çikar, at.



Derdi sabirla karsila

Ey ogul!

Sana herhangi bir dert geldigi zaman onu sabir eliyle karsila ve devasi gelinceye kadar sakin ol. Deva gelince de onu sükürle karsila. Bu hale geldigin zaman pesinen ebedi zevkli safali bir hayatta olursun.



Himmetin dünya olmasin

Ey ogul!

Dünyadaki himmet ve gayretin yemek, içmek, giymek, evlenmek, güzel ve rahat evlerde oturmak, servet toplamaktan ibaret olmasin. Bütün bunlar nefsin isidir, nefsin ragbet ettigi seylerdir. Öyleyse kalbe mahsus himmet ve gayret nedir? Kalb, öz ve sir neye ragbet eder? Onun himmet ve gayreti Allah'i aramaktir. Kalbin ragbet edecegi tek sey budur. Senin himmet ve gayretin ve ragbet edecegin sey senin için en mühim olandir, sana ehemmiyet verendir. Öyleyse senin ragbet edecegin sey, Rabbin ve Onun nezdinde olmalidir.



Ahiret için hazirlan

Ey ogul!

Sen, ömründen sadece bir gün kaldigini farzet ve ecel meleginin gelecegini düsünerek ve ahiret için hazirlan. Dünya hak erenleri için bir kuvvet kazanma ve pisip olgunlasma yeridir.



Dünyada ebedî kalmak için yaratilmadin

Ey ogul!

Sen dünyada ebedî kalmak için yaratilmadin. Allah'in yoluna uymayan bir yasayis içindesin. Içinde bulundugun bu hali hemen degistir.

Kendini Allah'in takdirine teslim et. Sonra Onunla birlikte ol. Nasil bir binanin önce bir temele, sonra da duvarlara ihtiyaci varsa, her isin de önce bir temele sonra da bir yapiya ihtiyaci vardir. Senin yolunun temeli, Allah'in takdirine teslim olmak, yapisi da Onunla birlikte olmandir. Bu esasa yapis, ömür boyu, gece gündüz buna devam et.



Tefekkür insani Allah'a götürür

Ey ogul!

Tefekkür kalbin yapacagi islerdendir. Eger kendin için bir iyilik görürsen, bir iyilige nail olursan, Allah'a sükret. Bir kötülük görürsen de ondan dolayi tevbe et. Iste bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, seytanin da ölür.

Söyle denmistir: "Bir saat tefekkür, bir gecelik ibadetten hayirlidir."

Allah'a ulasma yolunda yine Allah'in fiillerini delil getir. Nasil ki bir sanat eserinden sanatkâra intikal ediliyorsa, Allah'in muazzam bir sanati olan bu kâinata bakmakla da Allah'a ulasilabilir. Onun için Allah'in sanati üzerinde tefekkür edersen Allah'a ulasabilirsin.

Hakiki imana sahip olan bir mü'minin iki dis gözü, iki de iç gözü vardir. Iki dis gözü ile Allah'in yeryüzündeki sanat eserlerini görür, iki iç gözü ile de Allah'in göklerde yaratmis oldugu eserleri görür. Bundan sonra onun gözünden perdeler kaldirilir. Neticede Allah'in yakin ve sevgili kullarindan olur. Sevgiliden hiçbir sey gizlenemeyecegine göre, Allah'in sevgili kullarindan olan bu kisiden de Ilâhî sirlar gizlenmez.



Dinini satarak dünyalik elde etme

Ey ogul!

Mesru yoldan ve helalinden alin teriyle kazandigini ye. Dinini satarak dünyalik elde etmeye ve bu yoldan kazanilmis seylerle geçinmeye kalkisma. Helalinden ve mesru yoldan kazan. Bu kazancinla baskalarina ikram et. Onlara da yedir, içir. Ta ki aradaki sevgi ve kardeslik baglarinin devamina ve pekismesine vesile olsun.



Allah'i kullarina sikâyet etme

Ey ogul!

Allah'i kullarina sikâyet etmeye kalkisma. Kullara sikâyetçi olma. Allah'a sikâyetçi ol. Allah her seye kadirdir. Ondan baskasi ise hiçbir seye muktedir degildir. Iç sikintilari, maruz kalinan musibetleri, mânevi dertleri ve verilen sadakalarla yapilan iyilikleri gizli tutmak da iyilik hazinelerindendir. Sadakayi sag elinle ver. Sol elinin bundan haberdar olmamasi için gayret et.



Dünya seni yutmasin

Ey ogul!

Dünya denizinden sakin. Onda çok kisiler bogulmus, ancak pek az kisi kurtulmustur. O derin bir denizdir. Herseyi garkeder, kendinde bogar. Ancak Allah diledigi kullarim ondan kurtarir. Tipki kiyamet gününde mü'minleri Cehennemden kurtaracagi gibi.



Takva günesiyle beraber ol

Ey ogul!

Bütün fiil ve hareketlerinde tevhid günesi, seriat günesi ve takva günesi ile beraber ol. Zira bu günes, heva ve hevesin; nefsin, seytanin ve mahlukata dayanmanin sebep oldugu sirk tuzagina düsmekten seni muhafaza eder. Bu günes seni Allah yolunda ilerlerken aceleci olmaktan alikor.



Aceleci olma

Ey ogul!

Aceleci olma. Zira acele eden hataya düser, teenni eden de isabet eder, hedefine ulasir. Acele etmek seytandandir, seytanin isidir. Teenni etmek de Allah'tandir. Çok kere seni acelecilige sevkeden sey, dünyalik toplama hirsidir. Rizik ve dünyalik hususunda kanaat sahibi ol. Zira kanaat tükenmez hazinedir.

Sadece kismetine ve eline geçene razi ol. Kismetinde olmayandan da geri dur. Helal ve mesru olandan ayrilma. Iste o zaman zengin olursun. Allah'tan baska hiçbir seye ihtiyaç duymazsin. Kalbin mutmain olur, sükûnete kavusur, özün saflasir, berraklasir. Zararli duygu, temayül ve ihtiraslardan arinirsin. Böylece dis gözünde dünya, kalb gözünde ahiret, sir gözünde Allah'tan baskasi degersiz olur.



Aklini kullan

Ey ogul!

Akl-i selim sahibi ol. Aklini kullan. Acele etme. Surasi muhakkak ki. acele etmekle eline bir sey geçmez. Acele etmekle ne vaktinden önce aksami edebilirsin, ne de sabahi. Istedigini elde edebilmek için sabirla aksama kadar çalismiyor, didinmiyor musun?



Allah korkusu her kapinin anahtaridir

Ey ogul!

Önünde kapali bir kapinin kalmamasini istersen izzet ve celâl sahibi olan Allah'tan kork. Zira Allah korkusu her kapinin anahtaridir, her kapiyi açar.



Amellerini güzel yap

Ey ogul!

Güzel ameller islemekte tembellik etme. Zira tembellik edenler ebediyen mahrum kalirlar. Bu arada daimi bir pismanlik da peslerini birakmaz. Amellerini güzel yap. Unutma ki, Allah hem dünya hayati ile, hem de ahiret hayati ile sana karsi cömertlik etmis, ikramda bulunmustur.



Allah'in rizasina dön

Ey ogul!

Dua ipini uzat. Allah'in rizasina dön. Kalbin itiraz ettigi halde dilinle dua eder duruma düsme. Dilinle yaptigin duaya kalbin de inansin ve istirak etsin.



Kötü kisilerle arkadaslik etme

Ey ogul!

Kötü kisilerle arkadaslik etmen, iyi kisiler hakkinda kötü düsüncelere sürükler. Hep kötü insanlarla beraber oldukça iyi ve salih kisiler seni kötü bir insan olarak görürler.



Dine saril

Ey ogul!

Baskalari tarafindan uyandirilmadan önce uyan. Dine saril. Dinine sahip kisilerin arasina katil. Onlarla birlikte ol. Asil insan olanlar dinine sarilmis olanlardir. Insanlarin en akillisi, Allah'a itaat eden, Onun dinine, kitabina sarilan ve yasayisini Allah'in ahkâmina uygun geçiren insandir. Insanlarin en cahili de Allah'a isyan eden, yasayisini Onun dinine, kitabina ve ahkâmina uygun olarak geçirmeyen kisidir.



Cahillerle arkadaslik etme

Ey ogul!

Cahillerle arkadaslik ediyorsun, bu durumda onlarin cehaletinden sana da bulasabilir. Ahmaklarla arkadaslik etmek, aldatici bir arkadasliktir. Saglam inançli, alim ve ilmi ile amel eden mü'minlerle arkadaslik et. Mü'min iman kuvveti sebebiyle diger insanlara karsi daima neseli ve güleryüzlü görünmeye, hüznü de Allah ile kendi arasinda gizli tutmaya muktedir olabilir. Mü'minin hüznü daimidir, çünkü tefekkür eder. Çok aglar, az güler.

Bunun için Peygamber Sallallahü Aleyhi Vesellem, "Mü'min için, Rabbine kavusmanin disinda rahat yoktur" buyururlar.

Kalb ve gönül ehli ile arkadas ol. Onlarin sohbetlerinde bulun. Ta ki senin de bir kalbin, bir gönlün olsun.

Su kimselerle dostluk kur

Ey ogul!

Kendileriyle dünyada sirf dünyalik için arkadaslik ve dostluk ettigin su kisileri yarin göremeyeceksin. Araniz ayrilacak. Kötü dost ve arkadaslarla aran nasil ayrilmasin ki, sen onlarla Allah için degil, Allah'tan baska seyler için dostluk ettin. Eger insanlarla mutlaka dostluk, arkadaslik ve ahbaplik etmen gerekiyorsa, takva sahibi, arif, ilmi ile âmil, yalniz Allah'in rizasini isteyen ve Allah'in nazarinda itiban olan kisilerle dostluk ve arkadaslik et. Su kimselerle dostluk ve arkadaslik kur:

1. Seni Allah'a yaklastirsin.

2. Seni dalaletten kurtarsin, dogru yola çeksin.

3. Seni dünyaya kulköle olmaktan kurtarsin.

4. Önüne ahiret nimetlerini sersin.

5. Seni nefsin esaretinden kurtarsin, hürriyete kavustursun.

6. Seni yilanlarin, akreplerin ve vahsi hayvan tabiatli insanlardan kurtarsin, rahata, huzura kavustursun.



Bütün isteklerin Allah'tan olsun

Ey ogul!

Eger dünya tasalarindan siyrilmaya gücün yetiyorsa hiç durma, hemen siyril. Aksi halde seri olarak kalbinle Allah'a kos. Onun rahmetine yapis. Ta ki kalbinden dünya tasalari çiksin. O her seye kadirdir. Her seyi bilir. Her sey Onun kudret elindedir. Onu kendisine imanla ve kendisinin marifeti ile doldurmasini iste.

Ayrica sana sarsilmaz bir iman vermesini, senin kalbinde kendisine ünsiyet peyda etmesini ve senin bütün uzuvlarini kendisine itaatle mesgul hale getirmesini iste. Bütün bunlarin hepsini Allah'tan iste. Kendin gibi faninin önünde zelil durumlara düsme. Bütün isteklerin Allah'tan olsun, asla baskalarindan olmasin. Bütün muamelen Allah'la beraber olsun ve Allah için olsun, asla Ondan baskasi için olmasin.



Allah'a hizmet et

Ey ogul!

Hizmet edersen, hizmet olunursun. Haddi asmazsan kurtulursun. Allah'a hizmet et. Onun yolunda ol. Onun yolunu birakip da sana ne zarari, ne de faydasi dokunan su devlet adamlarinin hizmetçiligini yapma. Onlar simdiye kadar sana ne verdiler? Kismetinde olmayan bir seyi sana verebilirler mi?



Ahiret endisesini öne al

Ey ogul!

Ahiret endiseni dünya endisesinin önüne al. Eger böyle yaparsan her ikisini de kazanir, her ikisinden de kârli çikarsin. Dünya endisesini ahiret endisesinin önünde tuttugun takdirde, senin için bir ceza olmak üzere her ikisinden de hüsrana ugrarsin. Dünya sevgisini kalbinden çikardigin zaman dünyalik olarak elde ettigin bir seyde de bereket olacaktir.



Dünyan ve ahiretin için çalis

Ey ogul!

Mü'min hem dünyasi için çalisir, hem de âhireti için. Dünyasi için, ihtiyaci kadar çalisir, kanaat eder. Tipki yolcunun ihtiyaç miktari azik almasi gibi. O dünyadan bundan daha fazlasini almaz. Cahilin bütün düsüncesi dünyadir, dünyaliktir. Arifin düsüncesi ise âhirettir, Allah'tir.



Günah elbiseni tevbe suyuyla temizle

Ey ogul!

Isledigin günahlar sebebiyle Allah'in rahmetinden ümidini kesme. Din elbisendeki kiri tevbe suyu ile temizle. Bu tevbende hem sebat göster, hem de ihlâsli ol. Bundan baska din elbiseni marifetullah esansiyla kokula.



Kalbinle Allah'a dön

Ey ogul!

Dünya bir denizdir, iman da gemidir. Kaptan ise ibadet ve taatlerdir. Ahiret de bu denizin sahilidir. Kalbinle Allah'a dön. Allah'a tevekkül eden kisi, Ona dönen kisi demektir.



Kur'ân ile amel et

Ey ogul!

Kur'ân ile amel etmek seni Kur'ân'in mevkiine'yükseltir, oraya oturtur. Sünnet ile amel etmek seni Resul-i Ekreme (a.s.m.) yükseltir. Resulullah, kalbi ve mânevi himmeti ile Allah dostlarinin kalbleri çevresinden bir an bile ayrilmaz. Onlarin kalblerine Allah'a yakinlik kapisini açar.



Cahil dünyada ferahlanir

Ey ogul!

Cahil dünyada ferahlanir. Dünya nimetleri ile zevk sefa sürer. Âlim ise dünya hayatini bir firsat bilir. Manevi mertebelerde yükselme gayreti içinde bulunur. Cahil kaderle çekisir, ona karsi çikar; âlim ise kadere boyun eger, razi olur.



Ibadetine aldanma

Ey ogul!

Ibadet ve taatine aldanma. Allah'in onlari kabul etmesini iste. Su anda sen Allah'a kullugunu yapma gayreti içindesin. Olur ki içinde bulundugun bu durumdan baska bir duruma düsebilirsin.



Amelini Allah rizasi için yap

Ey ogul!

Sana amellerinde ihlas gerek. Amellerini sirf Allah rizasi için yapmalisin. Gözünü, amellerinden ve onlara gerek insanlardan, gerekse Allah'tan karsilik beklemekten uzak tut.



Ahlaki düsüklerden uzak dur

Ey ogul!

Ahlaki düsüklerden uzak dur. O zaman halis mü'min olursun. Hükümde hakkaniyet üzere ol. O zaman ilimde halis olursun.



Sofrana fakirleri ortak et

Ey ogul!

Oruç tut. Iftar ederken sofrana fakirleri de ortak et, onlara de yedir. Tek basina yiyip içme. Böyle yapmayan kimsenin fakir olup dilencilige düsmesinden korkulur.



Herkese iyi niyetli ol

Ey ogul!

Kimseye eziyet etmemeye ve zarar vermemeye gayret et. Herkese karsi iyi niyetli ol.



Ömrünü hak yolda geçir

Ey ogul!

Sanati ögrenebilmek için sikintiya ve mesakkate katlanmak zorundasin. En güzel ve mükemmel eseri meydana getirmek için bin kere yapar, yikarsin. Eger ömrünü hak yolda, kendini en iyi sekilde yetistirmekle harcarsan Allah senin için hiç yikilmayacak bir bina yapar.



Kendi nefsine agla

Ey ogul!

Bu halinden utanmiyor musun? Kendi nefsine agla, gözyasi dök. Zira bu halinle sen dogruya ve basariya ulasmaktan mahrum kalirsin. Hiç utanmiyor, haya etmiyor musun ki, bugün itaatkâr oluyorsun, yarin âsi oluyorsun. Bugün ihlasli oluyorsun, yann riyakâr.



Çalis, didin; yardim Rabbindendir

Ey ogul!

Çalismadan ayagina hiçbir sey gelmez. Bazi seyler de sana mutlaka lâzimdir. Çalis, didin; yardim, izzet ve celal sahibi Rabbindendir. Üzerinde bulundugun bu denizde hareket et, dalgalar devamli seni üstte tutacak ve sahile ulastiracaktir. Dua senden, cevap vermek Rabbindendir. Çalismak senden, basari Allah'tandir. Kötülükleri terk etmek senden, hamiyet ve gayret vermek Allah'tandir. Istedigin seyde dürüst ol, samimi ol, ihlâsli ol. Allah sana yakinlik kapisini mutlaka gösterecektir.



Kalbinin istemedigi dünyaligi birak

Ey ogul!

Eline bir dünyalik geçtigi ve kalbinin de ondan hazzetmedigini gördügün zaman onu birak, alma. Kalb, iyi ile kötüyü, faydali ile zararliyi, hayir ile serri birbirinden ayird etme melekesine sahiptir. Himmet ve gayretin nisbetinde Allah'in lütfuna mazhar olursun. Allah'tan baska ne varsa kalben hepsinden siyril, hepsinden uzaklas. Ta ki ona yaklasabilesin.



Kalbini helâl yemekle temizle

Ey ogul!

Helâl yemek suretiyle kalbini temizle. Iste o zaman Rabbini tanirsin. Lokmani, elbiseni ve kalbini temizle. Iste o zaman safi, temiz olursun. Henüz vakit geçmeden kalbinle Rabbine dön. Sen iyi kimselerin hallerini dilinle anlatmak ve o halleri de kendin için temenni etmekle yetindin. Tipki avucuna suyu alip yumruk yaparak sikan kisi gibi ki, elini açtigi zaman orada bir sey bulamaz.



Karsilik beklemeden hizmet etmeye çalis

Ey ogul!

En iyisi zayiflik zamaninda baskalarindan bir sey isteme. Ayrica sende idrak edemeyecegin ve baskalarina anlatamayacagin, göremeyecegin ve baskalarina gösteremeyecegin bir hal bulunmamalidir. Eger karsilik beklemeden ve almadan vermeye gücün yeterse hemen yap. Karsilik beklemeden hizmet edebiliyorsan hemen yap. Allah yolunun yolculari, yaptiklarini sirf Onun için, Onun rizasina uygun olarak yaptilar. Allah da, hoslarina gidecek seyleri, dünyada da, âhirette de onlara gösterdi ve gösterecektir.



Ihlâs sahibi ol

Ey ogul!

Ilim ve irfan ögren ve ihlâs sahibi ol. Ta ki, nifak, ikiyüzlülük ve samimiyetsizlik tuzagindan kurullasin, ilim ve irfani halkin teveccühünü kazanmak ve dünyalik top lamak için degil, Allah'in rizasi için ögren. Ilim irfani gerçekten Allah rizasi için ögrendiysen Onun emirlerini sevgiyle yerine getirir ve Ona karsi husu içinde bulunursun. Diger insanlara karsi mütevazi olursun.



Rabbine itaatte nefsine muhalefet et

Ey ogul!

Eger kurtulus istiyorsan, Rabbine itaatte nefsine muhalefet et. Nefsinle birlikte olmakta devam ettigin müddetçe insanlari ve diger varliklari taniyamazsin. Dünya sevgisi ile dop dolu oldugun müddetçe âhireti taniyamazsin. Ahiret sevgisi ile dolmadikça âhirette Rabbini göremezsin. Nefis devamli kötülüge meyillidir, bu onun fitratidir, huyudur. Onun fitrati bu olunca, artik var, ötesini sen düsün, neler yapmaz ki?



Allah'in rizasina ulasmaya çalis

Ey ogul!

Allah'in rizasina ulasmaya çalis. O senden razi olmussa bil ki seni sevmistir. Rizik ve geçim endisesini kalbinden çikar. Zira sen gönül huzuru içinde çalistigin müddetçe sikintisiz olarak rizkin Allah'tan gelecektir. Kalbindeki düsünceleri, tasalan, endiseleri at. Bir tek tasan olsun: O da Allah'a layik bir kul olup olmama endisesi... Bu mertebeye ulasabildigin an diger bütün tasalarina Allah kâfidir.



Dünyalik için kimseyle çekisme

Ey ogul!

Sakin sakin! Sen sen ol, dünyalik hususunda kimseyle çekisme, didisme. Kimsenin elindeki kismete mani olmaya kalkisma. Zira herkesin nasibi mutlaka kendisini bulur. Eger kaderde elinden alinmasi varsa, o da olur. Bu senin isteginle olmaz.

Kadere razi olmak; kavga, çekisme ve didisme sonunda dünyalik elde etmekten daha güzeldir. Zira Allah'in takdirine razi olmak her hal ü kârda hayati güzellestirir, tatlilastirir, huzurlu kilar.



Allah'i kalbin ve kalibinla an

Ey ogul!

Allah'i önce kalbinle zikret, sonra da kalibinla, dilinle. Onu kalbinle bin defa, dilinle de bir defa zikret.



Ameline güvenme

Ey ogul!

Sakin ha, amellerine ve mânevi hallerdeki gelismelere magrur olma. Bunlarla övünmeye kalkisma, ucbe düsme.

Zira ucub kisiyi zulme, tugyana, azginliga ve günaha sevkeder, Allah'in gazabina ugramasina sebep olur.



Insanlara baki gözüyle bakma

Ey ogal!

Insanlara, baki kalacaklarini sanarak o gözle bakma. Fani olduklarim bil ve o gözle bak. Hiçbir insan dünyada baki degildir. Bu dünyada her insan fanidir, gelip geçicidir. Onlara, zarar verebileceklerini veya fayda getirebileceklerini düsünerek bu gözle bakma.



Allah dostlarina karsi dilsiz ol

Ey ogul!

Kur'ân'i okursun, fakat anlamazsin, anlamadan okursun. Birtakim ameller islersin. Fakat ne yaptigini bilmezsin. Ne yaptiginin suurunda olmadan yaparsin. Bu senin yaptigin ahiret endisesi olmadan sirf dünya için yapilan seydir. Bütün bu hallerden sonra bir de kalkar Allah dostlarina hücum eder, onlari çekistirir, kötülersin. Aklini basina topla, edepli ol, günahlarina tövbe et. Kusurlarindan dön, Allah dostlarina karsi dilsiz ol.



Hiçbir ise gururla girisme

Ey ogul!

Önce kendi nefsinle mesgul ol. Önce kendi nefsine faydali ol. Kendi nefsini düzelt, sonra baskalariyla mesgul ol. Baskalarini aydinlattigi halde kendini eriten mum gibi olma. Hiçbir seye gururla, nefsî duygularinla girisme. Allah bir husus için seni dilemisse seni ona hazirlar. Eger halki senden faydalandirmayi murat etmisse seni onlara

gönderir. Sana sebat verir, insanlari idare etme kabiliyeti verir. Onlardan gelecek sikintilara katlanma gücü verir. Halkin faydasi için senin kalbine genislik verir, gögsünü açar, oraya hikmet doldurur. O zaman sen senlikten çikar, Allah'in has ve halis kullarinin arasina girersin.



Kalbini zikre yaklastir

Ey ogul!

Iki adim vardir ki, eger bu iki adimi atabilirsen Hakka ulastin demektir. Eger kalbin ve ruhunla dünya ile ahiretten birer adim, nefsin ve diger insanlardan da birer adim uzaklasabilirsen Hakka ulasmis olursun. Kalbin ve ruhunla bu zahirleri terk et, iste o zaman Hakka vasil olursun. Önce basla, ilk adimi at, bitirmek Allah'tandir.

Sen hemen gerekli alet ve edevati al. Var, is kapisinin önüne otur ki, seni çalistiracak olana yakin bulunasin. Öyle yataginda, yorganinin altinda ve kapali kapilar ardinda miskin miskin durma. Is ara, çalismak istedigini söyle.

Kalbini zikre yaklastir. Ona bilhassa, kiyamet gününü, hasir-nesir gününü hatirlat. Ölümü düsün. Allah'in mahlukati nasil öldürüp, sonra nasil diriltecegini, huzurunda nasil duracagini düsün. Bütün bunlari hiç hatirindan çikarmamaya devam ettigin zaman kalbindeki kasvet gider, günah bulaniklarindan temizlenir.



Temeli saglam olan bina yikilmaz

Ey ogul!

Bina saglam bir temel üzerine oturtulursa yikilmaz. Yerinde karar kilar. Saglam bir temel üzerinde oturtulmadigi takdirde kisa zamanda çöker. Aynen bunun gibi, sen de kendi halini dinin esaslari üzerine oturtursan hiç kimse ona noksanlik veremez. Herhangi bir tarafindan bir gedik açamaz. Eger hayâtinin dinin esaslari üzerine oturtmazsan, dini hayatini bir tarafindan gedik açilabilir, temel çürük oldugu için bir mertebeye de ulasamazsin.



Sana teslimiyet gerek

Ey ogul!

Sana teslimiyet gerek. Sebeplere tevessül ettikten ve bütün tedbirleri aldiktan sonra isin gerisini Allah'a havale etmek gerek. Kendi gücüne, kendi kuvvet ve kudretine güvenmemek gerek. Allah'in fiillerine ve tasarrufuna itiraz etmemek gerek. Insanlari ve kendini Allah'in iradesine, tasarrufuna ve fiillerine ortak etmemek gerek.



Kullugun sohbetine yapis

Ey ogul!

Sana kullugun sohbetine yapismak gerek. Kullugun sohbeti; Allah'in emrettiklerini harfi harfine yerine getirmek, yasakladiklarindan bütünüyle uzak durmak, musibet ve felaketler karsisinda sabirli olmak. Bu meselenin esasi tevhiddir, sebattir, temeli saglam salih ameller bu esas üzerine oturur.



Allah, sevenlerini dünya ile birarada birakmaz

Ey ogul!

Allah, kendisini sevenleri dünya ile birarada birakmaz. Dünyanin onlara yapabilecegi kötülüklerden bir an bile emin olmaz. Onlari dünya ile de, kendisinden baska birsey ile de asla birarada birakmaz. Daima Allah onlarladir,

onlar da Allah ile... Kalbleri ilelebed Onu zikreder. Hep Onun huzurundadirlar. Yalniz Ona yönelirler. Allah onlarin koruyucusudur, kendileriyle ünsiyet eder.



Nefsinin arzularini ayak altina al

Ey ogul!

Nefsinin ragbet ettigi arzulari ayaklarinin altina al, çigne. Bütün kalbinle onlardan siyril. Eger Allah'in ilminde senin için onlardan bir sey varsa, vakti, saati gelince sana mutlaka ulasir. Çünkü mukadderattan kaçilmaz. Takdir-i ilâhide bulunan her sey mutlaka olur. Allah'in ilmi asla degismez. Kismetin, vakti saati gelince sana mutlaka ulasir; hem de hazirlanmis olarak, yeterli derecede ve güzel bir sekilde. Öyle ise sen onu zillet eliyle degil, izzet eliyle alirsin.

Bununla beraber Allah indinde senin için züht sevabi da hasil olur. Allah seni salih kullan cümlesinde kabul eder. Çünkü sen onu elde etmek için hirs göstermedin, ona kendi arzunla uzanmadin. Sen kaçtikça ezelde sana ayrilan rizik pesinden gelir. Âdeta seni kovalar.



Allah dostlarinin hizmetçisi ol

Ey ogul!

Allah dostlarinin çömezi ol, yaygisi ol, etraflarinda hizmetçi ol. Böyle olmaya devam edersen, iste o zaman hakiki efendi olursun. Kim Allah için mütevazi olursa, Allah onu dünyada da, âhirette de yükseltir. Halkin külfetlerine katlandigin ve kendilerine hizmet ettigin zaman Allah seni onlarin üstüne yükseltiyor ve baslarina reis yapiyor. Ya bir de Onun kullarinin seçkinleri olan siddiklara hizmet edersen neler yapmaz ki?



Allah korkusu kalbde bir bekçidir

Ey ogul!

Hayatinin akisini, Allah için nefis muhasebesini yapanlarin ve Allah'tan korkanlarin hayatinin akisina zit olarak görüyorum. Mesela ser ve fesat ehline yanasiyor, onlarla hemhal oluyor, onlarla düsüp kalkiyorsun. Buna mukabil Allah dostlarindan ayriliyor, uzak duruyorsun. Kalbini Allah düsüncesinden, Allah sevgisinden ve Allah korkusundan tamamen bosaltip, buna mukabil dünya ve dünyalik sevgisiyle doldurmussun. Bilmez misin ki, Allah korkusu kalbde bir bekçi, bir aydinliktir. O, hak ile batil arasini ayirir, hakli ile haksizi ortaya koyar.



Ölümü hatirlarsan dünya sevgisi azalir

Ey ogul!

Eger su anda içinde bulundugun hal üzere gidise devam edersen, dünya ve âhiret selametine veda edersin. Ölümü hatirlarsan, dünya ve dünyalikla mest olman azalir. Dünyalik sahibi olmakla daha az sevinir hale gelirsin. Buna mukabil züht ve takva yönün artar. Esasen sonu ölüm olan bir kisi, dünyaliga kavusmakla nasil sevinebilir? Resulullah (a.s.m.) söyle buyurmustur:

"Her kosanin varacagi bir hedef, bir son nokta vardir. Her hayat sahibinin varacagi son nokta da ölümdür."



Herseyin sonu ölümdür

Ey ogul!

Tasalarin, neselerin, zenginlerin, fakirlerin, sertliklerin, yumusakliklarin, hastaliklarin, acilarin; hepsinin de sonu ölümdür. Kim öldüyse kiyameti kopmus, onun hakkinda uzaklar yakin olmus demektir. Içinde bulundugun her sey hevesten ibarettir. Kalbin, özün ve batininla, içinde bulundugun bütün heveslerden siyril.

Dünya belli bir hedefe dogru uzanmaktadir. Âhiret ise belli olmayan bir ebede uzanmaktadir. Senin dünyadaki hayatin belli bir noktaya kadar uzanir. Orada biter. Âhiretteki hayatin ise nihayeti olmayan bir ebede uzanmaktadir.



Dinini dünya karsiliginda satma

Ey ogul!

Dinini dünya karsiliginda satma. Hükümdarlarin, devlet büyüklerinin, zenginlerin ve haram yiyenlerin metalari mukabilinde dinini satma. Dinini yedigin, yani dünyalik karsiliginda sattigin zaman kalbin kararir. Nasil kararmasin ki, sen dünyalik karsisinda dinini satmakla fanilere kulluk etmis oluyorsun.



Marifetullaha kos

Ey ogul!

Marifetullaha kos. Zira hiç süphe yok ki, marifetullah her hayrin aslidir, kaynagidir. Sen Allah'a olan taat ve kullugunu arttirdigin zaman O da sana marifetini bahseder.



Nefsi kendine hizmetçi yap

Ey ogul!

Hep ön safta bulunmalisin. Zira ön saf cesur erkeklerin safidir. Son safta asla bulunmamalisin. Zira son saf korkaklarin safidir. Nefsi kendine hizmetçi yap. Onu isin esasina sevket. Isin zor yanini ve aslini yapmayi aliskanlik haline getir. Zira nefis ne yüklersen onu tasir. Tepesinden sopayi eksik etme. Eger sopayi eksik edersen hemen uyur. Sirtindaki yükleri de kaldirip yere vurur. Ona tebessüm bile etme.

Ona hiçbir zaman doyasiya yedirme. Meger ki, toklugun onu azdirmayacagini ve tokluk karsiliginda çalisacagini bilmis olasin. Süfyan-i Sevrî hem çok yemek yiyen, hem de çok ibadet eden bir zatti.

Büyük zatlardan biri der ki: "Süfyan-i Sevri'nin yemek yiyisini görünce, çok yiyor diye kizardim; fakat namaz kilisini ve aglayisini görünce ona gipta eder, sevgi ve sefkatle bakardim"

Süfyan-i Sevri'ye, çok yemek yiyisinde uyma, çok ibadet edisinde uy. Çünkü sen bir Süfyan-i Sevrî degilsin, onun nefsine hâkim olmasi gibi sen nefsine hakim olamazsin.



Bütün haramlari terk et

Ey ogul!

Bütün haramlari terk etmek için gayret et. Imaninin ve sarsilmaz bilgi ve inancinin kuvvetli oldugu anlarda her seyde züht sahibi ol. Iste o zaman Allah'in âbid kullarindan olursun.



Imana ve marifetullaha sahip ol

Ey ogul!

Sen halis nefisten ve hevesten ibaretsin. Yabanci kadinlarla oturuyorsun, sonra da, "Ben onlara aldiris etmem, benim kalbin temiz" gibisinden laflar ediyorsun.

Yalan söylüyorsun. Senin bu davranisini seriat da tasvip etmez, akil da. Bu hareketlerinle ates üzerine ates, odun üzerine odun yigiyorsun. Bunu için önce imana ve marifetullaha sahip ol. Allah'a yakinligi kuvvetlendir. Sonra da halka tabip ol, iman ve güzel ahlak doktoru ol. Kendisi âmâ, kör kisiyi düsün. Böyle birisi insanlarin gözünü nasil tedavi eder? Sagir dilsiz olan kisi insanlara nasil ögretmenlik eder?



Kalbin ne zaman temizlenecek?

Ey ogul!

Kalbin ne zaman saflasâcak, temizlenecek? Özün ne zaman arinacak? Sen halki Allah'a ortak taniyorsun. Allah'a ait birtakim tasarruflari kullara mal ederek Ona sirk kosuyorsun. Sen nasil felah bulacaksin ki, her gece, ertesi gün kime gidecegini, kime sikâyet edecegini ve kimden birseyler isteyecegini kararlastirmakla mesgul oluyorsun. Kalbin nasil arinabilir ki? O tevhidden yana tam takirdir.



Önce kendi imanini kuvvetlendir

Ey ogul!

Imaninin zayif oldugu zamanlarda bilhassa kendine yönelmeli, kendi üzerine egilmelisin. Imanini iyice kuvvetlendirdigin an derhal ortaya çik. Iman hususunda önce aile efradina, sonra da diger insanlara yardimci ol. Sakin ha, kendin takva zirhini giymeden ve iman migferini kalbinin basina geçirmeden ortaya çikma. Bu arada elinde tevhid kilici ve sadaginda duaya icabet oklari bulunsun. Tevfik atina binmis ol.

Düsmana hücumu, gereginde geri çekilmeyi, darbe indirmeyi, gürz, kargi ve mizrak kullanmayi da ögrenmis bulun. Bütün bunlari yaptiktan sonra Allah düsmanlarina karsi çik. Iste o zaman sana dörtbir yandan yardim yagar. Insanlan seytanin elinden alir, Allah'in kapisina götürürsün.



Her namazi veda namazi olarak kil

Ey ogul!

Uzun emellerini kisalt. Hirsini azalt. Her namazi veda namazi olarak kil. Sanki bir dahaki namaz vaktine kadar çikamayacakmis sekilde kil. Yiyip içmen veda yiyip içmesi olsun. Aile efradinin arasinda bulunusun veda bulunusu olsun. Mü'min kardeslerinle bulusman veda bulusmasi olsun. Kalbine hep egreti oldugunu, daima veda etme halinde bulundugunu iyice hakket, kazi. Kaderi baskasinin elinde bulunan kisi nasil veda halinde olmasin? Zira insan yarin ne olacagini, islerinin nereye varacagini, kaderinin kendisine neler getirecegini bilmemektedir.



Bela gelmeden önce Rabbinden kork

Ey ogul!

Eger bela gelmeden önce Rabbinden korkar, Onu zikreder, Onu tevhid eder ve Ona yönelir durumda bulunursan, daha sonra belâ kapisina düstügünde Rabbin o belâya hitaben söyle der: "Ey ates! Ibrahim'e serin ve selâmetli ol." Enbiya Sûresi, 69.



Allah'tan baskasi ile mesgul olma

Ey ogul!

Allah'a saril, Ondan baskasi ile mesgul olma. Ev Onun

evidir, riziklar Onun yarattigi riziklardir. Ezelde insanlarin riziklarini O takdir ve tayin etmis, sonra zamani gelince yeryüzünde yine O yaratmistir. Melekler senin rizkini sana ulastirmakla vazifelidir. Hayir Allah'tandir.

Allah'a giden yolun baslangici hosa gitmeyen seylerle doludur. Cennetin etrafi hoslanilmayan seylerle doludur. Cennetin çevresi böyle olunca Allah'in yakinliginin çevresi nasil olmaz?



Kabir senin için bir yol olsun

Ey ogul!

Allah'tan baska seylerle kalben baglanmaman gerektir. Ölüm gelince seni her seyden ayirir. Sana yakin olan her sey ölüm gelince seni terk eder. Öyleyse onlar seni terk etmeden sen onlari terk et. O senden ayrilmadan önce sen onlardan ayril. Böylece kabir senin için bir yol olsun, bir geçit olsun.



Ölmeden önce öl

Ey ogul!

Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de onlardan. Iste o zaman dirilir, gerçek hayata kavusursun. O zaman Hak ile ebedî hayata kavusursun. Görünüste ölü gibi olursun, fakat kaderin eli sende olur.

Bu mertebeye ulasmak nasip olursa, Allah'in yakinligi sebebiyle hayat gelir, ilim gelir. Artik o kimsenin elinden dünyevi birtakim ikballer uçup gitse de aldiris etmez. Kiyamet kopmus veya kiyameti kopmamis, ölüm varmis veya yokmus onun için birdir. Çünkü onun tek bir mesgalesi vardir, o da Hakka kavusmaktir. Allah'la mesgul olmakla dünya mesgalelerinden siyril. Bunu, kalbini temizleyerek, içini temizleyerek, nefsinle mücadele ederek ve seytanla savasarak yap, Allah'i ara, Ona yönel.



Sen bugünün çocugusun

Ey ogul!

Sabaha çiktigin zaman nefsine aksamdan bahsetme; aksama çiktigin zaman da sabahtan söz etme. Zira sabahtan aksama, aksamdan da sabaha çikip çikmayacagini bilmiyorsun. Dün, lehinde ve aleyhinde sahitlerle geçip gitmistir, bir daha geri gelmez; yarina da erisip erismeyecegini bilmiyorsun. Sen bugünün çocugusun, içinde bulundugun anin çocugusun, Bunun için içinde bulundugun ani en iyi degerlendirmeye bak.



Kendinden baskasini kötüleme

Ey ogul!

Kendinden baskasini asla çirkin görme, kötü ilan etme. Ta ki, amellerin güzel olsun. Bir seyi iyi ve güzel ilan etmek de, kötü ve çirkin ilan etmek de seriatin isidir, akillarin isi degildir.

Vicdanin fetvasi müftünün fetvasina da hükmeder, müftünün fetvasini da fetva verir. Zira müftü fetvasini bir çesit içtihadina dayaranak verir. Kalb ise ancak azimetle fetva verir. Kalbin fetvasi Allah'in rizasina uygundur.



Ahiret hayati ise hiç bitmez

Ey ogul!

Allah'i anman, kalbini Ona yaklastirir. Onun yakinlik evine girersin. Ona misafir olursun. Misafire ise ikram

edilir. Hele bu misafir bir de hükümdarin misafiri olursa...

Kâinatin sahibi olan gerçek hükümdari birakip da fani varliklarla mesgul olman daha ne zamana kadar sürecek? Yakinda o fani mülk senden ayrilacak, ahiret hayatin baslayacak. O zaman dünya hayatinin hiç var olmadigini, sanki orada hiç yasamadigini sanacaksin. Ahiret hayati ise hiç bitmez.



Nefsine açlik sopasi ile vur

Ey ogul!

Nefsine açlik sopasi ile vur. Onun arzulara, zevklere ve batil seylere meyletmesine mani olmak suretiyle vur. Kalbine Allah korkusu ve nefis muhasebesi sopasiyla vur. Istigfari nefsinin, kalbinin ve özünün âdet ve aliskanligi haline getir. Zira bu üçten herbirinin kendisine mahsus birtakim günahlari vardir. Her hal ü kârda onlari Allah'in emrine uymaya mecbur tut.



Daima Hakkin huzurunda ol

Ey ogul!

Musibetler üzerine yagdigi halde bile daima Hakkin huzurunda ol. Sen Onun sevgisinin basamaginda duruyorsun. Bu halini hiç bozma. Firtinalar seni yikmasin, süngüler seni delmesin, sana dehset vermesin. Bu takdirde öyle bir makamda bulunursun ki, orada faniler yoktur, dünya yoktur, ahiret yoktur, haklar yoktur, hazlar yoktur, elem yoktur, zeval yoktur, Allah'tan baska hiçbir sey yoktur. Fanileri görmek ve aile efradinin geçimi sana dert olmaz. Nail oldugun nimetlerin azligi veya çoklugu, övülmek veya sövülmek, ikbale kavusmak veya düsmekle

bu halini degistirme. Iste o zaman insanlarin, cinlerin, meleklerin ve diger varliklarin idrakinin üstünde Allah'la birlikte olursun.



Beni nasil sevmezsin?

Ey ogul!

Beni nasil sevmezsin? Ben seni senin için, senin iyiligin, senin menfaatin için istiyorum. Kendim için istemiyorum. Senin faydani istiyorum. Senin su katil, aldatici dünyanin pençesinden kurtulmani istiyorum. Onun pesinden daha ne zamana kadar gideceksin. Siz onun pesinden kendisini takip ederken o, yakinda ansizin geri dönecek ve sizi katledecek.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2006 - Ey Oğul Öğütleri 7

Kategori: Dede Ruhlu

Hazret-i Ali'nin Ogluna Nasihatten


Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) amcasioglu, torunlarinin babasi ve ilk Müslüman çocuk serefine sahip olan Hazret-i Ali (r.a.) Hicretten 22 yil önce 600 tarihinde Mekke'de dünyaya geldi. 661 yilinda Kufe'de vefat etti. Ilim ve hikmet dersini bizzat Peygamberimizden aldi.

Hazret-i Ali Efendimiz, herkesçe cesaret ve kahramanligiyla taninsa da, onun en büyük vasfi ilmi, takvasi, dirayeti, veciz ve özlü konusmasidir. "Ben ilmin sehriyim, Ali ise kapisidir" hadis-i serifi, Hazret-i Ali'nin ilminin üstünlügünü göstermesi bakimindan dikkat çekicidir. Halifeligi döneminde valilere gönderdigi emirnameler, yüzyillar boyu bütün Müslüman idarecilerin kilavuzu olmus, bu mektuplar elden ele, dilden dile dolasmistir.

Hazret-i Ali'nin en kalici ve zamanimiza kadar gelen en güzel ögüt ve nasihatlari oglu Hazret-i Hasan'a verdigi ögütlerdir. Hazret-i Ali'nin hutbe, mektup, emirname ve özlü sözlerinin yer aldigi basta Nehcü'l-Belaga olmak üzere, onun hakkinda yazilan birçok kitapta ogluna verdigi bu ögütler, esasta ayni olmak üzere, farkli ifade ve rivayetlerle derlenmis, biraraya getirilmis; Hazret-i Hasan'in sahsinda bütün ümmetin istifadesine arz edilmistir.

Hazret-i Ali'nin bütün ögütleri ve güzel sözleri süphesiz bu kitapta yer alanlardan ibaret degildir. Biz bu ögütleri basta 450 sayfalik Nehcü'l-Belâga olmak üzere, eski dergi koleksiyonlarindan da derledik. Anlasilmasi ve istifadeye kolaylik saglamasi için de bazi sadelestirmelerde bulunduk.



Hayatimin son anlarindayim

Ey ogul!

Hayatimin son demlerindeyim. Günden güne zayifliyorum. Onun için sana bu ögütleri bildirmekte acele ediyorum. Çünkü düsündügüm bütün seyleri sana söylemek için firsat bulamadan ecelimin gelmesinden, vücudum gibi hafizamin da zayiflamasindan, heva ve heveslerin veya dünya fitnelerinin benim nasihatimdan önce kalbine hâkim olmasindan; bunun neticesi olarak da huysuz bir ata benzemenden endise ederek sana nasihatimin bir kismini yaziyorum.



Iyi insanlarin izini takip et

Ey ogul!

Benim bu vasiyetimden edinecegin seylerin en hayirlisi, Allah'tan korkup Ona siginmak, Onun sana farz kildigi seyleri yerine getirmek, ecdadinin ve geçmis iyi insanlarin izini takip etmektir.



Ecdadini örnek al

Ey ogul!

Simdi sen kendi nefsine nasil güven ve itimatla bakiyorsan, senden önce gelip geçen ecdadin da ayni sekilde kendilerine güveniyorlardi.

Simdi sen nasil düsünüyorsan, onlar da öyle düsünüyorlardi. Fakat neticede iyi ve dogru seyleri tuttular, vazifelerini noksansiz yapmaya çalistilar.

Iste onlarin neticede vardiklari seyi ve takip ettikleri yolda gitmek istiyorsan, onlarin bastan takip ettikleri yolu aynen takip et. Fakat bu süphelerini çogaltmak ve düsmanlarini arttirmak için degil, dogruyu ve hakikati anlayip ögrenmek için olsun.



Allah'a sigin

Ey ogul!

Her hususta önce Allah'a sigin, Ondan basari dile. Seni süpheye düsürecek veya bir kötülüge itecek seyleri terk et.

Kalbinin bütün kötülüklerden duruldugunu, fikirlerinin toplandigini ve tek arzunun hakikat oldugunu görünce sana söyledigim hususlari düsünmeye basla.

Sayet bunlara sahip olduguna emin degilsen, karisik mevzulara girme. Aksi halde önünü göremeyen adam gibi olursun ki, her an içinden kurtulmasi zor olan çukurlara, uçurumlara düsersin.

Böylece karanliklar içinde, zulmetler arasinda bogulup mahvolmaya mahkûm olursun.

Önünü görmeden yürümek ve her an uçurumlara yuvarlanmak tehlikesiyle karsi karsiya kalmak ise, Islâmi ögrenmeye çalisanlara yakismaz.

Her sey Onun elinde

Ey ogul!

Bu tavsiyelerimi dinle ve anla.

Her canlinin ölümünü elinde tutan kim ise yasamasini elinde tutan da Odur.

Varliklara can verip yasatan kim ise öldürecek olan da Odur.

Zenginleri fakir, fakirleri zengin yapan yine Odur.

Her türlü belayi ve hastaligi veren de O, sifa ve devasini veren de Odur.

Dünya tasiyla, topragiyla, rengiyle, sekliyle, agaçlariyla ve meyveleriyle Onundur, Onun takdiri üzerine hareket etmektedir.

Ahiret Cennetiyle, Cehennemiyle ve bizim bilmedigimiz daha birçok seyleriyle Onundur.



Herseyi Allah'tan bil

Ey ogul!

Bu hususta birinin bilmedigini görünce onu, cehaletine say. Ilimde ne kadar ilerlersen, bilmedigin birçok sey süphesiz, yine bulunacaktir. Zira düsünme ufkunun disinda, görme gücünün çok ilerisinde bulunan nice seyler vardir.

Allah bazi seyleri sana ögretmisse, onu kendi gücünle meydana getirip kazandigini zannetme. Çünkü sen, seni yaratan, riziklandiran ve seni en güzel bir surette meydana getiren Ulu Yaraticiya sigin.

Ibadetin Onun için, askin Onun için, korkun ve sevgin Onun için olsun.



Peygamberi önder olarak al

Ey ogul!

Peygamberin Allah hakkinda bildirdigini hiç kimse bildirmedi ve bildiremez. Onu bir önder ve kurtulus ordusunun kumandani olarak kabul et.



Allah'in rizasini ara

Ey ogul!

Ilâhî kudret karsisinda kendi küçüklügünü ve zayifligini düsünerek hareket et.

Onun karsisinda acizligini ve güçsüzlügünü düsün.

Her hususta Ona ihtiyacin vardir. Ona yönel, rizasini dile.

Cezasindan kork. Emirlerini yerine getirmeye çalis. Çünkü O iyilikten baskasini emretmez.

Yasaklarindan kaçin, çünkü O kötülükten baskasini yasaklamaz.

Daha iyi bir yerde konaklamak isteyen kervan gibisin

Ey ogul!

Dünyanin ve içinde bulunan her seyin baska bir yere göç edecegini, âhireti ve orada insanlar için hazirlananlari bildirdim.

Bunlar hakkinda senin ibret alman için bazi misaller verdim. Bu misallerle senin kurtulusunu ümit ettim.

Dünyayi bütün halleriyle bilen kimse, kervanin içindeki bulunan bir yolcuya benzer ki, devamli rahati, temizligi, havasi daha iyi olan bir yerde konaklama hazirligindadir.

Bunun için yolculugun her türlü zorluk ve sikintilarini, arkadaslardan ve maldan ayrilma iztiraplarini göze almis bulunmaktadir. Çünkü o gittigi yerde daha iyi bir mesken bulacagindan emindir.

Oralarda eski elemlerden hiçbirini görmeyecegini, rahat ve saadet içinde yasayacagini seksiz süphesiz bilmektedir.

Onun için kendisini buraya ulastiran ve eski yerinden daha iyi bir yer bahseden Birisinden baska düsüncesi yoktur.

Dünyada kendisine verilen nimetlerle magrur olup sonunu düsünmeyen kimse ise, çok verimli bir topraktan, verimsiz, kiraç bir topraga göç etme mecburiyetinde kalan bir kervana benzer ki, onun için bu göçten daha feci bir sey düsünülemez.



Herkesi kendin gibi bil

Ey ogul!

Kendini baskalari için ölçü kabul et. Diger insanlari tipki kendin gibi tut.

Kendi nefsin için istedigin seyi baskalari için de iste.

Kendi nefsin için sevmedigin seyi baskalari için de sevme.

Kendine iyilik yapilmasini istedigin gibi baskalarina da iyilik et.

Baskalarinda kötü gördügün seyi kendin için de kötü gör.

Baskalarina yaptigin sey kadar sana da yapilirsa ona razi ol. Yaptigindan fazlasini isteme.

Sana söylenmesini istemedigin seyi sen de digerlerine söyleme.

Baskalarinin seni nasil görmesini istiyorsan, sen de baskalarini öyle gör.



Kendini begenme

Ey ogul!

Kendini begenmek kesinlikle dogru degildir.

Kibir kalbin âfetidir.

Bütün gücünle çalis, malini senden sonra gelecek mirasçilar için hazirlayip biriktirme. Allah için bagislanacak yerlere dagit.

Arzu ettigin bir seyi elde edersen onu kendinden bilme.

Allah'a sükret ve Ondan her zaman kork.



Gücünün yetmedigi seylere karisma

Ey ogul!

Önünde, seni âhirete götürecek uzun bir yol ve sikintili günler var.

Dünya malindan sana yetecek miktarini düsün ve sadece onu al. Baskasini yüklenme. Zira ondan zarardan baska bir sey gelmez. Gücünün yetmedigi seylere karisma.

Fakirleri görürsen onlara yardim et. Onlar hem üzerindeki agirligi kaldirirlar, seni malin felaketinden kurtarirlar, hem de ihtiyacin oldugu zaman (kiyamet gününde) onu sana geri verirler.

Gücün yettigi kadar sadakayi arttir. Eger böyle yapmazsan ihtiyacin oldugu zaman onu ararsin, fakat bulamazsin.

Dara düstügün zaman sana geri vermek üzere, zenginliginde, senden ödünç isterse, isteyenleri reddetme.



Iyi kimselerle düs kalk

Ey ogul!

Iffeti muhafaza ederek çalismak kötülükle zengin olmaktan hayirlidir.

Insanin sirrini en iyi yine kendisi muhafaza eder.

Bazi kimseler bulunur ki, kendi zararina çalisir.

Çok konusan, dostlarini gücendirir, düsünceli olan insan iyi görür.

Iyi kimselerle düs kalk ki, onlardan olasin.

Hayirsiz kimselerden uzak dur ki, onlardan ayrilmis olasin.



Haram ne kötü yemektir

Ey ogul!

Haram ne kötü yemektir. Güçsüzlere zulüm, zulmün en çirkinidir. Tecrübe ettigin seylerin hayirlisi sana ibret verendir. Alçak tabiatli yardimcilarda, kötü zan sahibi dostlarda ihtiyar ve irade yoktur.

Sakin inat binegi sana üstün gelmesin.



Sertlik gösterene yumusak ol

Ey ogul!

Nefsini; kardesin seninle irtibati kestiginde onunla irtibata, sana yüz çevirdiginde lütfa, pintiliginde cömertlige, uzaklastiginda yakinliga, siddetlendiginde yumusakliga, suç islediginde özür dilemeye sevket.

Sakin bu hareketi yersiz,olarak yapma. Yahut ehil olmayanlara yapma,

Dostunun düsmanini dost edinme ki, dostuna düsmanlik etmis olursun.

Kin ve kizginligini hazmet. Çünkü ben, sonu bundan daha tatli, daha lezzetli bir lokma görmedim.

Sana sertlik gösterene yumusak ol ki, o vakit o da yumusasin.



Düsmanina iyi davran

Ey ogul!

Düsmanina iyilikle muamele et. Çünkü bu iki zaferin biridir.

Kardesinle münasebeti kesmek istesen dahi geri dönülecek bir yer birak. Belki birgün olur münasebete lüzum görülür.

Hakkinda iyi düsünen kimsenin zannini hareketlerinle tasdik et.

Aranizdaki samimiyete bakarak kardesinin hakkini zayi etme. Çünkü hakkini zayi ettigin kisi hiçbir zaman senin kardesin olamaz.



Ailene iyi davran

Ey ogul!

Hiçbir zaman ailen sana halkin en kötüsü olmasin. Kardesin senden ayrilmaya, seninle beraber olmaktan kuvvetli olmasin.



Rizik: Sen ona gitmezsen, o sana gelir

Ey ogul!

Rizik ikidir. Birini sen ararsin, biri de seni arar. Eger sen ona gitmezsen o sana gelir.

Ihtiyaç zamaninda yumusaklik, istigna vaktinde sertlik ne çirkin haldir!

Dünyadan sana olan vazife, ancak gidecegin yeri yoluna koymaktir.

Elinden gidene üzülüyorsan, eline geçmeyen seylere de üzül.

Olmayanlari olanlarla anla. Çünkü isler birbirine yakindir.

Aciyi gördükten sonra ögütten ibret alanlardan olma. Çünkü insan ögütle, hayvan dayakla terbiye kabul eder.



Nefsin arzularina uyma

Ey ogul!

Keder yüzünden gelecek sikintiyi sabir ve metanet kuvvetiyle ve ilmi yakin elde ederek defet.

Gerçek dost, sen yokken seni tasdik edendir.

Nefsin arzularina uymak bir çesit körlüktür.

Asil garip, bir dosta sahip olmayan kisidir.

Hakka tecavüz eden kisi sapa yola girer.

Kifayet miktari ile kanaat eden dogru yolu bulmus olur. Kötülügü geciktir, çünkü onu ne vakit istesen yapabilirsin.



Akrabalarina hürmet et

Ey ogul!

Ahmak adamin seninle irtibati kesmesi, akilliya kavusmaya denktir.

Kudret degisince zaman da degisir.

Baskalarindan naklen de olsa, gülünç seyler söylemekten sakin.

Akrabalarina hürmet et, çünkü onlar senin kolunun kuvvetidir.



Ölmeden önce Allah'i razi et

Ey ogul!

Önünde çikilmasi ve geçilmesi pek güç bir basamak vardir. Orada yükü hafif olanlar agir olanlardan daha kolay geçer. Üzerinden zorla geçenler çabuk geçenlerden daha zararlidir. Bu basamaga ulasan her insan ya Cennete veya Cehenneme gider. Bu menzile ulasmadan önce kendi nefsine dön ve hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çek. Oraya ulasmada yolunu düzelt. Ölümünden sonra Allah'i razi etmek için sana hiç firsat verilmez.



Herseyi Allah'tan iste

Ey ogul!

Yerin ve göklerin içinde bulunan her seyi elinde tutan Zat, sana kendisinden istemek ve dua etme nimeti verdi. Duana icabet edecegine de söz verdi. Sana bir sey vermesi için kendisine dua etmeni emretti. Ondan rahmet dile ki sana rahmet etsin. O, seninle Kendisinin arasina bir perde koymadi ve seni korumak için baskasina teslim etmedi.



Tevbeyi geciktirme

Ey ogul!

Bir kötülük isledigin zaman Ona dön ve tevbe et. O, kendine döndügün için seni ayiplamaz. Isledigin günahin cezasini vermekte acele etmez. Yaptigin suçu baskalarina bildirmez. Tevbe etmeni de zorlamaz. Günahlari niçin isledigin hakkinda seninle münakasa etmez.



Allah'in rahmetinden ümidini kesme

Ey ogul!

Allah'in rahmetinden ümidini kesme. Ancak O, günahtan dönmeyi sevapla mükâfatlandirir. Kötülügün karsiligim bir, iyiligin karsiligin da on misli kabul eder.

Sana dönme ve tevbe kapisini açik birakti. Ona hitap edersen hitabini duyar, içinden bir sey istersen, ne istedigini bilir. O, gizliyi açik olan sey gibi bilir. Istedigini arz

etmeden, içini Ona dökmeden dertlerini ve sikintilarini bildirmeden O bilir. Islerinde muvaffak olmak için Ona sigin.



Allah niyetine göre verir

Ey ogul!

Allah bütün hazinelerinin anahtarini eline verdi. Diledigin zaman kapilarini dua anahtari ile açarsin. Diledigin zaman semanin kapilarini açar, ölü topraga hayat veren yagmurlari indirirsin. Fakat istedigin seyin hemen yerine gelmemesinden endise edip ye'se düsme.

Onun vermesi senin niyetine göredir. Istedigin sey verilmeyebilir. Fakat onun yerine onun daha hayirlisi verilir. Belki istedigin sey yerine üzerinden bir bela kaldirilir. Ki bu senin için daha hayirlidir. Belki istedigin yerine getirilirse sana veya inancina bir tehlike teskil edebilir. Bunu da Allah kabul etmez ve istedigini yerine getirmez.



Ahiret için yaratildin

Ey ogul!

Yapacagin isler senin ve dinin için haylirli olsun. Sana günah yükleyecek isleri yapmaktan sakin.

Mal yaninda kalmaz, sen de malin yaninda kalmazsin.

Dünya için degil, âhiret için yaratildin. Ölüm için yaratildin, burada yasamak için degil.

Ne zaman terk edecegini bilmedigin bir menzildesin.

Âhiret için kâfi derecede azik hazirlayabilecegin bir yerdesin. Âhiret yolunu tutmus, gitmek üzeresin.

Nereye kaçarsan kaç, seni takip eden ölümden kurtulamazsin. Onun seni bir kötülük üzerinde iken yakalamasindan ve tövbe etmemekten kork.

Sayet böyle bir sekilde yakalanirsan kendi kendini helak etmis olursun. O zaman seni hiçbir kimse kurtaramaz.



Ölümü çok hatirla

Ey ogul!

Ölümü çok hatirla. Bugün ele geçirmek için çirpindigin ve âhirette kendisinden hesaba çekilecegin seyleri simdiden düsün. Hesap için hazirlikli ol. Ani düsersen maglup olursun.



Dünyaya aldanma

Ey ogul!

Insanlarin dünyada uzun süre yasamalari ve istedikleri gibi gezip tozmalari seni magrur etmesin.

Allah dünyanin halini ve sonunun gelecegini açikça bildirdi.

Dünya havlayan köpek ve vahsî hayvanlar gibidir. Birbirlerine saldirirlar. Zengin fakiri yer, büyük küçügü ezer, kahreder.

Bazilari konaklamis kervanin hayvanlari gibi bagli, bazilari da bagindan bosanmis, basibos, sonu meçhul bir yolun yolcusu olmustur ki, bunlardan birinci grup fakirler ve hiçbir seye gücü yetmeyen zayiflar; ikincisi ise, kuvvetli olanlardir.

Bil ki, bunlar sarp bir vadide bela ve âfete ugramis sürüler gibidir. Kendilerini güdecek bir kimse olmadigi gibi, bu vadiden kurtulus yolunu gösterecek de yoktur.

Dünya, gözlerindeki Hûda nurunu söndürüp onlari karanlik yollara sürükledi. Böylece onlar da nereye gideceklerini sasirdilar.

Dünya denizinin içine girerek dalgalarla ölüm kalim savasi verdiler. Dünyayi bir kurtarici sandilar. Oynadilar, oynastilar, fakat ondan sonrasini düsünmediler.

Bu gafletten uyanildigi zaman cehaletin haktan gizledigi seyler süphesiz meydana çikacaktir. Bütün insanlar bineklere binmisler, pek kisa bir zaman sonra da bu neticeye ulasacaklardir. Fakat buna ragmen yolu takip edenler daha çabuk varir.



Ecelinden kaçamazsin

Ey ogul!

Kimin binegi gece ve gündüz gibi olursa, kendisi dursa da yoluna devam eder. Evinde istirahat içinde bulunmus olsa da, uzun mesafeleri pek kisa bir zamanda asar ve hedefe, farkinda olmadan ulasir.

Dünyada gayene ulasamazsin. Ecelinden kaçamazsin. Senden öncekilerin yolunu takip etmek mecburiyetindesin. Bunun için dogru ol. Hak için çalis, hak olmayan seyden uzak dur. Helalinden kazan. Böyle yapmazsan elindeki de gider.



Herkes istedigine kavusamaz

Ey ogul!

Her isteyen istegine kavusamayabilir. Her kötülük isleyen de mahrum olmayabilir. Bir kötülük seni en üstün mertebelere ulastiracak olsa bile kendi nefsini ondan alikoy. Insan, mali kendisini korumak için toplar. Fakat mali toplarken kendini onun yolunda harcamaktan sakin. Aksi takdirde kaybettigin sey topladigindan çok daha hayirli ve iyidir.



Serle kazanilan hayir hayir degildir

Ey ogul!

Allah seni hür yaratmistir. Baskasina kötülük yapma. Serle kazanilan hayir, hayir degildir. Kötülükle elde edilen iyilik de iyilik degildir.

Allah ile aranda bir perdenin olmasini istemiyorsan açgözlülükten sakin. Tamahkârlik seni helâkete götürür. Sen kendine düsen payi idrak edebilir ve ona uyabilirsin. Allah'tan gelen az da olsa kullardan gelen çok seylerden daha iyidir.



Susmayi tercih et

Ey ogul!

Susarak kaçirdigin bir seyi telâfi etmek konusarak gücendirdigin bir kalbi tamir etmekten daha kolaydir.

Tulumdaki suyu muhafaza etmek, agzini siki baglamakla olur.



Iffetle içindeki fakirlik daha iyidir

Ey ogul!

Elde bulunan mali muhafaza etmek, baskasinin elinde bulunan mali elde etmeye çalismaktan iyidir.

Iffet içinde fakirlik ve çalismak, haksiz yollardan zengin olmaktan hayirlidir.



Çok konusan çok yanilir

Ey ogul!

Kisi kendi sirrini baskalarindan daha iyi muhafaza eder.

Çok kimse var ki, kendi zararina çalisir.

Çok konusan çok yanilir, Düsünen kimsenin görüsü kesinlesir.

Her konusan dogru konusmayabilir. Her isteyen isabet etmemis olabilir. Her giden de geri dönmeyebilir.



Iyilere yaklas

Ey ogul!

Iyilere yaklas ki, onlardan olasin. Kötülerden uzaklas ki, serlerinden kurtulasin.

Iyilik kötülüge yol açarsa, kötülük olur.

Çok zaman dert deva; deva da dert olur.

Çok zaman ehliyetsiz kimseler ögüt verir, kendilerinden ögüt beklenen kimseler de aldatir.



Tembellik ölülerin isidir

Ey ogul!

Ümide dayanip issiz güçsüz bekleme. Tembellik ölülerin isidir.

Akil, tecrübeleri ezberlemektir. Tecrübelilerin en hayirlisi sana ögüt verendir.



Firsatlari iyi degerlendir

Ey ogul!

Firsatlari iyi degerlendir. Lokma bogazinda durmadan kendine gel.

Fesat; takva ve iyilik azigini kaybetmek, nefsin isteklerine meyletmek suretiyle er geç kendisine dönülecek yeri bozmaktir.

Her seyin bir neticesi vardir.

Takdir edilmis olan her seyi süphesiz göreceksin.

Tüccar tehlikededir.



Islerinizde intizamli olun

Ey ogul!

Size, bütün evlatlarima, ehlime ve bu vasiyetimin ulastigi kimselere Allah'tan korkmayi, islerinizde intizamli olmayi, birbirinize iyilikle davranmayi, insanlarin arasini bulmayi vasiyet ediyorum.

Ben dedenizden (a.s.m.) söyle duydum:

"Iki kisinin arasini düzeltmek, bütün (nafile) namazlardan, oruçlardan daha faziletlidir."



Yetimleri gözetin, komsulari kollayin

Ey ogul!

Allah için yetimlerin hakkini gözetin. Onlari bir aç, bir tok birakarak hazirladikarinizi zayi etmeyin.

Allah rizasi için komsularinizin hakkina riayet edin. Bunlar size Peygamberinizin vasiyetidir. O, komsular hakkinda öyle tavsiyelerde bulundu ki, biz onlarin mirasimiza da dahil olacaklarini sandik.



Cihadi terk etme

Ey ogul!

Allah için Kur'ân'a uyun. Onunla amel etmekte baskasi sizden ileri olmasin.

Allah rizasi için namaza dikkat edin. Çünkü namaz dininizin diregidir.

Allah için Rabbinizin evinin hakkini verin. Sag oldugunuz müddetçe orayi bos birakmayin. Çünkü o ev terk edilirse, dininizin farzini ihmal ettiginizden dolayi ne Allah, ne de halk sizden hosnut olur.

Allah için cihadi terk etmeyin. Allah yolunda mallarinizla, canlarinizla, dillerinizle cihad edin.



Fitneye karsi iki yasindaki deve gibi ol

Ey ogul!

Size düsen görev, karsilikli iyi iliskilerde bulunmak, karsilikli olarak hediyeler vermektir.

Sirt çevirip gitmek ve birbirinizle dargin durmaktan sakinin.

Iyiligi emredip kötülükten sakindirmayi terk etmeyin. Aksini yaptiginiz takdirde basiniza kötüleriniz geçer ve sonra yaptiginiz dualar da kabul olmaz.

Fitneye karsi iki yasindaki deve gibi ol. Onun ne binilecek sirti, ne de sagilacak sütü vardir.



Allah'tan kork

Ey ogul!

Allah'tan hakkiyla kork. Emrinden disari çikma.

Allah'in zikriyle kalbini diri tut. Allah'in ipine sim siki saril. Eger tutunuyorsan, Rabbinle aranizdaki bagdan daha kuvvetli hangi bag bulunabilir?



Kalbini ögütle yasat

Ey ogul!

Kalbini ögütle yasat, hikmetle aydinlat. Dünya malim ve ona olan aski terk etmekle nefsini öldür.

Kalb, hakla kuvvetli, hikmetle parlak ve nurlu olur.



Ölümü sik an

Ey ogul!

Sik sik ölümü an, ölümü anmak kalbi yumusatir.

Herseyin yok olacagini bil ve kalbine yoklukta karar kilacagini bildir. Ona dünya facialarini ve musibetlerini tek tek göster.

Zamanin siddetini ve kükreyisini, gece ve gündüzlerin aleyhine çevrildigini düsün, hatirla ve hatirlat.



Geçmisten ders çikar

Ey ogul!

Daha önce geçmis olan milletlerin kissalarini ve hikâyelerini oku. Tarihte insanlarin basina gelen felaket ve musibetleri düsün. Ayni seylerin tekrarlanmamasi için iyice dikkat et.



Gidecegin yere hazirlan

Ey ogul!

Atalarinin topraklarinda, yasadiklari yerlerde gez ve onlarin eserlerini dikkatle incele. Onlar neler yapmislar, nereden nereye niçin göçmüsler? Bunlari inceledigin zaman onlarin yakinlarindan ve sevdiklerinden ayrilip gurbet ellere gittiklerini göreceksin. Tipki onlar gibi sen de yakinda bilmedigin ve görmedigin yerlere göçüp gideceksin. Su halde gelecekteki yerini simdiden hazirla ve temizle. Dünya için âhiretini satma.

Söze karisma

Ey ogul!

Bilmedigin bir sey hakkinda söze karisma. Üzerine düsmeyen hususu konusma.

Sonunda bir felaketin gelmesinden korktugun yolu terket. Çünkü bir iste felaket sezildiginde onu terk etmek, korkuyla ilerlemekten daha iyidir.

Her isi ehline birak.



Iyiyi isle, kötülükten sakin

Ey ogul!

Iyi seylerle emret, iyi seylere ehil ol. Kötü seylere meydan verme. Onlari elinle ve dilinle geri birak. Onlari islemekten var gücünle uzak ol.

Nerede olursa olsun zor islere hakki bulmak için gir.

Bütün islerde nefsini zorla; onu emin bir yere, kuvvetli bir güvene getiresin.



Allah yolunda çalis

Ey ogul!

Allah yolunda iyi çalis. Onun yolunda mücahede ve mücadele etmekten çekinme.

Bütün islerinde Allah'a sigin. O en iyi koruyucu ve en yakin kurtaricidir.

Her isinde Allah'a teslim ol. Istedigini yücelten, istedigini alçaltan Odur.



Güçlükleri asmaya çalis

Ey ogul!

Herhangi bir kimsenin agir sözleri seni yolundan alikoymasin.

Kendini güçlükler karsisinda sabretmeye alistir. Haksizlik karsisinda hakka sabretmek en iyi ahlaktir.

Bir isi yapmadan önce çokça düsün.



Güvenilir kisilerle istisare et

Ey ogul!

Iyi karar verebilmek için güvenilir kimselerle istisare

En hayirli söz faydali olandir. Faydasiz bilgide hayir yoktur. Lüzumlu olmayan bilgiden de bir fayda temin edilemez.

Islâmiyette ne varsa hepsini anla ve ögren.



Su esaslara riayet et

Ey ogul!

Sana söyleyecegim sekiz husus var ki, bunlari aklindan çikarma:

1. En büyük zenginlik akildir.

2. En büyük vahset kibirdir.

3. En büyük fakirlik ahmakliktir.

4. En büyük meziyet güzel ahlâktir.

5. Ahmaklarla asla dostluk kurma. Çünkü o sana faydali olayim derken zarar verir.

6. Yalancilarla dostluk kurma. Çünkü onlar sana uzak olani yakin, yakin olani da uzak gösterirler.

7. Cimri insanlarla yakinlik kurma. Çünkü cimri adam ihtiyacin olan seyi bile senden esirger, vermekten çekinir.

8. Islâmi hayattan uzak olanlarla dost olma. Çünkü seni âdi seylere götürürler.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Behlül Dânâ nedir? Anlamı :Müslümanın rûhunu teslim (vefât) edeceği zaman rahmet meleklerini ve Cennet hûrîlerini görmenin zevkiyle can verme vakti.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

rindiseyda
nisandayagmur
asman
arslanserdar
halukozkann
nurullahtuna1432
bismihu
kemaliyemiz
serol43
allame
kalubela
mustakim
Hasan Beyan
hayrunnisa97
azadgulu
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
mevlana1
rindiseyda1
nurbozkurt
hidayetsaati
alperen3